101. Türk büyüğü

101. Türk büyüğü

28 Eylül 2021 Salı  |   Serbest Kürsü

Alper Eliçin (noktakibris.com)

100 Türk büyüğü deyimini çoğumuz duymuştur. Türk tarihinde gelmiş geçmiş en önemli kişilerin bir listesidir. Hatta aynı isimde bir ansiklopedi bile yayınlanmıştır. Tabii bu 100 Türk büyüğünün bir bölümü tartışmasız herkes tarafından kabullenilmekle birlikte, bazılarının üzerinde fikir birliği yoktur. Ben bu yazımda 101. Türk büyüğünü toplumda tartışmaya açmak, kendisini özellikle Türkiye’de tanıtmak istiyorum. Takdir okuyucunun... 

1962 yılında Ardahan’da doğdu. İlk öğreniminden sonra, 1975’te yani Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra ailesiyle KKTC’ye yerleşti. Liseyi burada bitirdikten sonra üniversite için Ankara’ya gitti. İlahiyat Fakültesinden lisans ve lisansüstü diplomaları aldı. 1997’de Girne Amerikan Üniversitesinden işletme dalında ikinci bir yüksek lisans, Azerbaycan’daki Beynelhalk Üniversitesinden üçüncü yüksek lisans diplomasını aldı. En nihayetinde 2005’de, Azerbaycan İlimler Akademisi Şarkiyat Ensitütüsünde doktorasını yaptı. Tam yirmi üç yıl değişik üniversitelerde okudu, bir lisans, üç master, bir doktora yaptı. 

Sıra, öğrendiklerini vatandaşı olduğu KKTC’nin ve tüm Türk dünyasının yararına kullanmaya gelmişti. 2005’te KKTC Dışişleri Bakanı özel temsilcisi oldu ve Azerbaycan’da görev aldı. Daha sonra KKTC’nin Orta Asya Masası’nda çalıştı. Kırgızistan’daki görevi sona erince orada bir üniversitede profesör olarak görev yaptı. Bir yandan teoloji bölümünde dersler verirken, bir yandan da Türkoloji bölümünü kurdu. Ardından Kıbrıs’a gelerek Kıbrıs’ta kurulan Yeniden Doğuş Partisi‘nin genel başkanı oldu. Bu arada Kıbrıs’ta yeşil hat üzerinde olan bir Rum provokasyonunda iki Rum’un öldürülmesi olayına karıştığı iddiasıyla Interpol’de hakkında kırmızı bülten çıkarıldı ve Kırgızistan’da göz altına alındı ama Türkiye’nin girişimleriyle serbest bırakıldı. 

KKTC’de yaşayanlar sanırım bu Türk büyüğünün kim olduğunu hemen anladı ama Türkiye’de sokaktaki insan onu daha pek tanımıyor. Ben tanıtayım; 101. Türk büyüğü olarak önerdiğim kişi Prof. Dr. Erhan Arıklı. 

Dr. Arıklı, 2020’den beri de KKTC’deki azınlık hükümetinde Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi ve Enerji Bakanı. Türk ve Türkiye sevgisi nedeniyle yıllardır KKTC’deki sol muhalefetin hedefi halinde. Hem Meclis'te hem sosyal medyada hem de geleneksel medyada solcular kendisine şiddetle yükleniyor. O kadar ki KKTC’nin Uğur Mumcu’su olarak anılan ve Sedat Peker’in canlı yayınlarında da adı geçen, 1996’da öldürülen gazeteci Kutlu Adalı’ya yazdığı bir mektubu bile yıllar sonra ortaya çıkardılar. Solculara göre 1990’da yollanan bu mektup bir tehdit mektubu. Dr. Arıklı ise bu mektubun nazik dille yazılmış bir mektup olduğunu vurguluyor. (*) Başka bir yerde mektubun metnini bulamadığımdan sol eğilimli bir yayın organından aldım. Siz 101. Türk büyüğü değerlendirmeniz için objektif bir şekilde okuyun lütfen. 

Dr. Adalı’nın tam bir milliyetçi olduğu her bakımdan son derece belirgin. Ancak ikna olmayanlar için ağır baskı altında olduğu bir başka dönemde, yine çok nazik bir üslupla yazdığı bir makalesi daha var. Onu da okuyucuların dikkatine sunuyorum. Maalesef kaynağım yine bir başka "kızıl basın" organı. (**)

Dr. Arıklı’nın ne kadar vatansever olduğunu yıllar önce yazmış olduğu “Bir Kiralık Beyin Yahut Mankurtla Konuşmak’ adlı yazısından da anlaşılıyor. Mankurt (***) gibi Orta Asya Türk dillerinde bilinen bir kelimeyi Cengiz Aytmatov’dan sonra Anadolu Türkçemize tekrar kazandıran entelektüel bir kişiden bahsediyoruz burada. Bu kişi, KKTC’de var olan, "Ne pahasına olursa olsun Rumlarla birleşelim ve AB’ye girelim" diyen, bunun da ötesinde Türkiye’yi işgalci olarak gören bir grubu hedef alıyor ve yine kendi üslubuyla yazdığı bu köşe yazısında mankurt yakıştırmasını dahiyane bir şekilde kullanıyor. Uzun yazısının son bölümüne burada yer veriyorum. Makalenin tümünü bir linki referans göstererek veremiyorum, zira artık internette yok. Aradığınızda AB hukukuna göre, internetten istenmeyen bilgilerin sildirilmesi hakkının kullanıldığı konusunda bir uyarı alıyorsunuz. 

Her gün Türk ordusuna” işgal ordusu” deyip anavatan Türkiye’yi “işgalci” diye nitelendiren,” işgalciden kurtulmak için iş birliği öneren” bu kiralık beyinlerin sahiplerine “evet ulan, işgalse işgal, sen de benim esirimsin” diye haykırıp boyunlarına esaret tasması geçirmek için neler vermezdim bilseniz. 

Her gün inadına ayaklarımı yıkatır, canım sıkıldığında tokadı patlatırdım. (Sigaramı söndürmek için kül tablası falan kullanmazdım. “Uzat lan dilini” derdim. 

Sabahları kalktığımda antrenman için kum torbası aramazdım. Yorulana kadar zevk için döverdim. 

Gece yatmadan önce “tövbe ediyor musun?” diye sorar, olumsuz cevap aldığım günün ertesinde boğazındaki tasmayı biraz daha daraltır, işkenceyi biraz daha ağırlaştırırdım. 

İşkenceden bıktığımda hadım ederdim herifleri… 

Sonra da “işgal ordusu” dedikleri askerlere götürüp bildiklerini yapmalarını söylerdim. 

Hainleri nasıl cezalandırırım biliyorum ama inanın gafilleri nasıl cezalandıracağım konusunda henüz hiçbir fikrim yok. 

Evet, bu satırların yazarı bugün KKTC’de Başbakan Yardımcısı. Aynı zamanda partisinin biricik milletvekili. 

Dr. Arıklı bu görevinde bence çok da başarılı. Uzun bir süredir de ülkenin en popüler politikacısı. Gecesini gündüzüne katarak çalışıyor. Ülkenin geleceği için de fikirler üretmekten geri kalmıyor. Örneğin 16 Temmuz 2021’de yaptığı bir açıklamada, KKTC’nin ismiyle birlikte anayasasının değiştirilip başkanlık sistemini getirmeyi planladıklarını söylemiş. Bu başkanlık sisteminin Türk tipi başkanlık sistemi olacağına ben şahsen eminim. 

Sayın Arıklı, daha önce de belirttiğim gibi Başbakan Yardımcısı olarak KKTC’de aynı zamanda enerjiden de sorumlu. 

KKTC bir ada olduğundan ve nüfusu az olduğundan, elektrik üretimi akaryakıtla çalışan, fazla büyük olmayan bir dizi jeneratörle sağlanıyor. Dolayısıyla elektrik Türkiye’den çok daha pahalı. Kamuya ait enerji şirketi Kıb-Tek’in yanı sıra, bir özel şirket olan Aksa da garantili satın alma anlaşmasıyla KKTC’nin enerji gereksiniminin karşılanmasına katkı sağlıyor. 

300 MW civarında elektrik enerjisine gereksinim duyan KKTC’de güneş son derece bol olduğundan, bireyler ve şirketler de çatılarında veya kiraladıkları dağ yamaçlarında elektrik üretiyor. 

KKTC’nin yeni üretim kapasitesine şiddetle ihtiyacı var. Üstelik Aksa’nın sözleşmesi 2024’te bitiyor. Ancak, dengeli bir baz/pik üretimi için planlama yapılmadığından sıkıntı büyük. Acilen üretim, depolama ve dağıtım için yatırım yapmak gerekiyor. İş öyle bir noktaya gelmiş ki KKTC’de yeterli baz enerji üretilemediğinden, çatısına kendi cebinden para harcayarak güneş paneli koyup elektrik üretmek isteyenlere, sistem kaldırmadığından artık izin verilemiyor. Dolayısıyla Rum tarafından elektrik enerjisi de satın alınıyor. Kıbrıs’ın sıcağında toplum için klimasızlık zor bir şey. İş hayatının da devam etmesi lazım.

Kıb-Tek’in santralleri ise büyük oranda arızalı ve zamanında tamir edilemiyor. Ülkede sık sık elektrik kesintileri yaşanıyor ve kesinti ülkenin değişik bölgelerinde dolaştırılıyor. Elektrik üretimi için gerekli akaryakıt ise ihale yerine piyasadan spot alımla yapılıyor. Zira Dr. Arıklı çıkılan ihalelerde kazanan firmaları beğenmiyor. 

Dr. Arıklı bu sorunları çözmek için muazzam fikirleri var. Ancak, kendisi 7-8 aydır sadece Kıb-Tek’in akaryakıt alımlarıyla neredeyse tek başına uğraştığından başka konulara vakit bulamıyor. Yakıt alımı hızlı olsun, alım ucuza gelsin diye çırpınıyor. Ancak, solcular bu işe de sürekli taş koyuyor. Alım açık ihaleyle olsun, diye tutturuyorlar, yargıya gitmekten çekinmiyorlar. Toplumu provoke ediyorlar. 

Sayın Arıklı’nın gönlünde akaryakıtı satın almak istediği bir şirket var. Ancak firma ihalede istenen evsafta yakıtı en düşük fiyattan bir türlü veremiyor. Sayın Arıklı da bu yüzden ihaleleri sürekli iptal ettiriyor. Düşüncesi, ilk fırsatta Kıb-Tek’in ihalesiz alım yapmasına izin verecek olan bir yasayı meclisten geçirmek ama iktidar mecliste azınlıkta. 

Solcuların, alım yasaya uygun olsun diye inat etmeleri nedeniyle geçenlerde neredeyse ülkede yakıt bitiyordu. Tanklarda iki günlük yakıt kalmıştı. Tüm ülkede elektrikler kesilmesin diye Türkiye’den acil akaryakıt getirmek icabetti. Fakat dar zamanda bir türlü uygun gemi bulunamadı.  Sonuçta, yakıt santrallere Ro-Ro gemilerine yüklenen kara tankerleriyle geldi. Neredeyse bir başka Türk büyüğü Fatih Sultan Mehmet Han’ın gemileri karadan Haliç’e indirmesi gibi bir olay… 

Sol muhalefet, "yakıtın kalitesi yetersiz" diye de ayağa kalkıyor. Hatta solcu sendikaya göre düşük standartta yakıt nedeniyle jeneratörlerin pek çok enjektörü arızalanmış. Sözde toplamda hasarlar ve spot alımlarda ortaya çıkan fahiş fiyatlar yüzünden şimdiden 680 bin dolarlık zarar oluşmuş. 

Geçenlerde Dr. Arıklı bu saldırılara daha fazla dayanamayarak bir whatsapp grubundan ayrılmak zorunda bile kaldı. KKTC’nin değerli Başbakan Yardımcısı, gruptan ayrılırken de, sabah sabah canını sıkan bu grup üyesine nazik bir mesaj yolladı: “Ulan defol git serseri. Sabah sabah seninle mi uğraşacağım.” 

Bu solcular sosyal medyada aşağıdaki uydu görüntüsünü yayınlayarak, sözüm ona toplumun zehirlendiğini de iddia ediyorlar. İddialarına göre KKTC’nin santrallerinin bulunduğu yerlerdeki kırmızı lekeler kirliliği gösteriyormuş.  Rum santrallerinde ise böyle bir sorun yokmuş. 

Bu kadar zor şartlarda, kendisine düşman muamelesi yapan Rum iş birlikçisi bir muhalefetle mücadele eden Sayın Arıklı, tüm bunlara rağmen yılmadan çabalarına devam ediyor. Belki de çözüm olarak Kıb-Tek’i özelleştirmek ve tüm üretim ve dağıtım işini özel sektöre devretmek gibi bir düşüncesi var. Bu sayede bir özel kuruluşa, 49 yıllığına ciddi bir alım garantisi de vererek, konuyu kökünden çözmeyi düşünüyor. 

İşte, üç master, bir doktorası olan, hayatı Azerbaycan ve Orta Asya’da Türk dünyasına katkı vermekle geçen, KKTC için çırpınan, muhalefeti nazik mektuplar ve mesajlarla uyaran Sayın Arıklı’nın, bu nedenlerle ben şahsen 101. Türk büyüğü olarak kabul edilmesini öneriyorum. Takdir sizlerin. 

(*) https://www.yenibakisgazetesi.com/arikli-adali-ya-tehdit-mektubu-gondermis/48267/ 

(**) https://bugunkibris.com/2021/06/02/tarihi-bir-yalani-daha-ortaya-cikariyoruz-kizil-hastaligi-yazisini-o-yazdi/ 

(***)  https://tr.wikipedia.org/wiki/Mankurt

Yazının orijinali için tıklayın

Etiketler:  Alper Eliçin