'Zehirli tohum'

'Zehirli tohum'

8 Ekim 2019 Salı  |   Serbest Kürsü

ABD Başkanı Trump’ın ani bir kararla Türkiye’ye  Suriye’nin kuzeydoğusunda yapmak istediği operasyon için açık çek verdikten bir kaç saat sonra Türk ekonomisini mahvetme tehdidinde bulunması, açıklanması gerçekten çok güç bir ruh haline işaret ediyor. 

ABD Başkanı’nın bu beklenmedik manevrası ne kadar planlı ve perde önünde oynanan tiyatronun arka planında acaba neler var? 

Haber kaynaklarının üzerinde pek durmadığı bir ayrıntı acaba durumu açıklamaya yardımcı olabilir mi? 

Trump Türkiye’ye müdahale serbestisi tanımakla Kürtlere gerçekten ihanet etti mi, yoksa Türkiye’yi bir tuzağın içine mi itti? 

Bu soruları artırmak mümkün... 

Ancak en başından söylenmesi gereken, Türk basınında çeşitli kaynaklarca öne sürüldüğü gibi bunun Trump tarafından iç politika kaygılarıyla alınmış bir karar olduğu iddiasının yersizliği. 

Trump Suriye’deki Amerikan birliklerini çekme kararını ilk açıkladığında, o dönemin savunma bakanı olan James Matthis, kesinlikle kabul edilemeyecek bir adım olarak nitelediği kararı protesto etmek amacıyla görevinden ayrılmıştı. Çok önemli bir bakanını feda etmek uğruna aldığı karardan tepkiler üzerine vazgeçen ABD Başkanı’nın, aynı tepkilerin geleceğini bile bile iç politikada puan kazanmak için aynı kararı alması ne derecede akılcı sayılabilir ki?

Nitekim, Trump Türkiye’ye operasyon için açık çek verdikten sonra, yalnızca muhalafetteki Temsilciler Meclisinin başkanı değil, Trump taraftarı Senato çoğunluğunun lideri Mitch McConnell da şiddetli bir tepki göstererek kararı yanlış bulduğunu açıkladı. Yine Trump’ın Senato’daki en faal destekçisi olan Senatör Lindsey Graham, hiç düşünmeden Trump’ın kararını geri aldırmak için Senato’dan karar çıkarmaktan çekinmeyeceklerini söyledi. 

Şimdi, Temsilciler Meclisi tarafından hakkında azil soruşturması açılmış bulunan Trump’ın kendi destekçisi olan Senato’yu karşısına alarak iç politikada puan kazanacağını düşünmesi ne kadar mümkün? Kurnaz bir iş adamı olan Trump’ın bu kadar hesapsız hareket edeceğini düşünmek zor. 

Trump’ın Türk ekonomisini çökertme tehdidinde bulunduğu sıralarda geri planda ilginç bir telefon görüşmesi yapılıyordu: ABD ve Rusya savunma bakanları aylar sonra ilk kez telefonla görüştüler, arayan taraf da Moskova değil, Washington’dı. 

Burada iki spekülasyon yapılabilir: ABD Savunma Bakanı Mark Esper ya Rus meslektaşını Trump’ın kararından sonra Suriye’deki Rus askeri varlığının istediği gibi at oynatmasına izin verilmeyeceği konusunda uyardı ya da Trump’ın Türkiye’ye verdiği operasyon izninin sınırları konusunda bilgilendirdi. 

Her iki şıkta da, görünen o ki Suriye’deki iki büyük aktör Türkiye’nin yapmakta ısrar ettiği operasyon konusundaki tutumlarını birbirlerine açıklama fırsatı buldular. 

Ama Türkiye’nin bu operasyon izniyle aslında nasıl bir batağa sürüklendiğini görmek için bölgeye  biraz kuşbakışı genişliğinde bir çerçeveden bakmak gerekli görünüyor. 

Trump, Türkiye’nin Suriye’ye girişine yeşil ışık yakmakla neleri becerdi, buna eğilmek gerek:

1) Türkiye’de muhalefetin  ısrarla öne sürdüğü Esad yönetimiyle barışçı bir uzlaşma zemininde buluşulması artık hayal, yani Trump, toprak bütünlüğünü ihlal etmesi için Türkiye’ye verdiği izinle aslında Türkiye-Suriye düşmanlığını sağlam bir çıpaya bağladı; 

2) Rusya, başından beri Suriye’de barışın, ancak ülkedeki tüm yabancı güçler çekilirse sağlanabileceğini savunuyor. Türkiye Suriye topraklarına girerek Rusya’nın bu tezini reddetmekle kalmayacak, ayrıca Türkiye-Rusya-İran üçlüsünün çözüm çabalarını baltalayan taraf görünümünü alacak; 

3) Ayrıca, Trump bu adımla Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin zehirlenmesini sağlayabilecek bir tohumu da atmış bulunuyor. ABD’nin desteğini çektiği YPG/PYD’nin Rusya ile temas halinde olduğu kimsenin yabancı olduğu bir durum değil. Türkiye’nin operasyonundan sonra Rusya’nın Kürtlerden yararlanmak istemeyeceğinin hiçbir garantisi yok: 

4) Pek önemli gibi görünmese de, Türkiye’nin başına bela olabilecek olan tutuklu ya da firardaki İslam Devleti militanlarının kontrolü sorumluluğu Türkiye’nin olacak, Avrıpa ülkelerinin ve ABD’nin sınırlarından içeri sokmayı reddettiği bu militanlar Türkiye’nin başına bela olacak. 

Ancak ülkesini seven pek çok vatanseverin düşünmek bile istemediği bir baska durum da gerçekçi bir olasılık olarak önümüzde duruyor: ABD görünüşte teatral bir şekilde Kürtleri terketmiş görünse de, Kürtler de dramatik demeçlerle “ABD bizi arkadan bıçakladı”  söylemine başvursa da, ABD’nin Kürtleri ne kadar modern silahlarla donattığını tam olarak bilmiyoruz...

Cengiz İzmirli (mahlas)