Yiğidi öldür hakkını yeme

Yiğidi öldür hakkını yeme

15 Ekim 2019 Salı  |   Mentor

Şenol Güneş Fenerbahçe'yi sevmez, biz de onu sevmeyiz ama yiğidi öldür hakkını yeme: Türkiye'nin en iyi teknik direktörü, bu sadece söz değil, gelmiş geçmiş en iyi derecenin sahibi, dünya üçüncülüğü unvanı var... Dünya şampiyonunun grubunda lider durumda, eğer birilerine yol açmak için Milli Takım’da engellenmese Türk futbolu çok başka yerlerde olabilirdi...  

Aynı şey Ersun Yanal'a yapıldı: Fetöcü bir sahtekara yer açmak için, başarılı olmasın diye malum insanlar tarafından önü kesildi. Ülkenin ve futbolunun geldiği durum ortada. 

Benzer olaylar Fenerbahçe'de başka şekilde yaşandı. Dün akşam Merih Demiral ve Mert Günok'u seyreden bir Fenerbahçeli olarak canım acıdı. 

Demiral ilk müdahaleleri sağlam, hava hakimiyeti olan, geriden oyun kurma becerisine sahip bir stoper ama bu onu birinci sınıf bir stoper yapmıyor. Onu birinci sınıf stoper yapan hızı; dünyada bu vasıflara sahip stoper sayısı 2, bilemedin 3'tür. 

Genelde forvetler hızlı stoperler ise yavaştır ve küçük takımlarda bu sorun olmaz çünkü küçük takım stoperi kalabalık defansta savunma yapar ve hıza ihtiyacı yoktur ama büyük takımın stoperi çoğu zaman kontra yer, hız çok önemlidir. Bayern Münih, Real Madrid, Barcelona hep hızlı stopere ihtiyaç duyar. Juventus bu yüzden aldı Merih'i ve büyük olasılık 150-200 milyon euro gibi bir bonservisle satacak.    

Peki "hız" gibi sıra dışı bir stoper niteliğine sahip bir altyapı oyuncusu nasıl gözden kaçırılır? Sorunun cevabı çok açık: Yandaşlık ve itaate dayanan ilkel bir yönetim anlayışı ile; Fenerbahçe alt yapısı 20 yıl boyunca asla oyuncu yetiştirme amacı gütmedi, sadece başkanın yandaşları için okey oynayabilecekleri bir mekan sağladı. Oyuncuların çoğu ahbap çavuş ilişkileri ile altyapıya alındı. Kimse oyuncu seyretmedi sonuçta Demiral uçtu gitti. 

Dün gecenin bir başka yıldızı Mert Günok'tu, hem de ne yıldız tek başına kaleydi. Peki Fenerbahçe niye kaybetti Günok'u? Çünkü Volkan Demirel Başkan’ın adamıydı  ve onun oynaması için ona yer açılması gerekiyordu, öyle de yaptılar Fenerbahçe bir değerini daha kaybetmiş oldu.  

Bunlar asla teslim olmayıp, mücadeleyi bırakmayıp kazanan örnekler, ya yetenekli olduğu halde görmezden gelinen, bunalıma giren ve yok olup giden Fenerbahçe değerleri. Fenerbahçe'ye verilen zarar aslında 621 milyon eurodan çok daha fazlasıdır. Onlarca Merih Demiral ve Mert Günok yok edildi. 

Demirel şimdi Fenerbahçe teknik ekibinde. Hamasete kolayca teslim olup gerçeklere kolayca sırtını dönen bir Fenerbahçe yönetimi ve taraftarı varken çok fazla da umutlu olmamak gerekir.  

Türk futbolunun en büyük sorunu kabile mantığına sahip yönetim anlayışıdır. "Benim kabilemden olan iyidir" mantığı bu ülke futbolunu çürütüyor. Yetenek ve liyakat kalmamış adam kayırma ve torpil her yere sızmış sonuç bu. 

Demiral sadece Fenerbahçe için değil Türk futbolunun içinde bulunduğu durumu gösteren örnek olması açısından da çok iyi bir örnektir. Diyelim Fenerbahçe alt yapısı bu değeri göremedi, elin Portekizlisi, İtalyanı ta nerelerden gelip Merih Demiral'ı görürken Beşiktaş'ın, Galatasaray'ın scoutları neredeymiş? Alt yapı maçları seyretmemişler mi? Merih Demiral'ı Portekiz ve İtalyan scoutlar bilirken onların bihaber olması içinde bulundukları aciz durumu teyit etmiyor mu?  

Sonuç; Türk futbolunun kurtuluşu medya dahil yetenek ve liyakat yerine yağcılık ve itaat koyan aşiret sisteminin değişmesine bağlıdır. En çürümüşü olan medyadan başlamak en doğrusudur. 

Bir de Şenol Güneş'in kravatı olayı var...

Kesinlikle tesadüf değil ama burada onun kusurunun olmadığı anlaşılıyor. Damat Giyim'in İletişim Müdürü Burhan Denizli'nin sosyal medya paylaşımlarından fanatik ve holigan bir Galatasaray taraftarı olduğu anlaşılıyor. Kravat seçiminin de yeni bir Trabzon-Fenerbahçe gerilimi yaratıp yıllardır olduğu gibi Galatasaray'ın bundan faydalanmasını sağladığı açık. 

1- Burhan Denizli Fenerbahçe'den özür dilemeli. 

2- Eğer özür dilemezse Damat onu görevinden almalı. 

3- Eğer ikisi de olmazsa Fenerbahçe Damat'la olan ilişkilerini sonsuza kadar bitirmeli. 

İçinde bulunduğumuz, neredeyse tüm dünyanın üstümüze geldiği bir ortamda basit bir sportif başarı için ülkeye nefret tohumları aşılamaya çalışıp ülke bütünlüğünü yok etmeye çalışan bir anlayış ne Türkiye'ye, ne Milli Takım'a ne Fenerbahçe'ye ne de Damat'a yakışır. Herkes gereğini yapmalı.