Yerli ve milli: Yes we can!

Yerli ve milli: Yes we can!

28 Şubat 2016 Pazar  |   Köşe Yazıları

Şimdilerde 'Yerli ve Milli' olmamız isteniyor. 
Bu yerli ve milli lafını her duyduğumda aklıma ilkokuldayken kutladığımız "Yerli Malları Haftası" geliyor. 
Öyle bir şey sanmıştım önce ama değilmiş meğer. Bunu da muhalefetin de yerli ve milli olması gerektiği söylenince anladım. İlk duyduğunuzda kulağa biraz garip geliyor ama düşününce de hak verdim ben şahsen. 
E, öyle ya, şimdi sen Almanya'da bir muhalefet vekilisin, gelip bizim mecliste Alman Alman muhalefet yapsan tuhaf olur yani. Olmaz tabii. Ne yerlisin ne de milli! Her muhalefet kendi şeyinde muhalefet yapmalı. 

Ya da tam aksini düşünelim, bizim yerli vekilimiz gidip eski Çekoslavakya'da, yani şimdiki Çek Cumhuriyeti, muhalefet etmeye kalksa, Çekoslavakya'lılar ne derdi? Sorarım size; "Sen Çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdansın" der miydi demez miydi? 

İşte bütün bunlara mahal vermemek için muhalefet muhalefetliğini bilmeli, yerli yerince, milli bir muhalefeti benimsemelidir.
Geçen yolda bir reklam panosu gördüm. Orada da yerli ve milli bir beyaz eşyadan söz ediliyordu, çok hoşuma gitti tabii. Annem yıllardır der, yerliden vazgeçmeyeceksin, öbürlerinin servisi pahalı, parçası bulunmuyor! Nihayet haklı çıktığını görmek annemi de çok mutlu etti.
Tabii ya, öyle dışı parlak, albenili yabancı şeylere güvenmemek lazım, kim bilir içine ne koyuyorlar?!

Sadece muhalefet milletvekili değil, mühendislerimiz de yerli olmalıdır, hukukçularımız, doktorlarımız da. Doktorlar demişken tıp teknolojisini de yerli ve milli hale getirmeliyiz. X-Ray cihazı deniyor hala. X harfi nedir? Hiç yerli ve milli durmuyor orda mesela! Çok var öyle, el atılmalı!
Her şeyimizin yerli ve milli olması güzel tabii. Ama tam olarak 'Yerli ve Milli' olmamız için yapacak çok işimiz var.
Facebook, Twitter, Instagram filan yerli ve milli olmadığından derhal yasaklanmalı.
Biz daha iyisini yapabiliriz! Yes we can! Pardon, evet, yapabiliriz diyecektim.

Bilgisayarlarımız, onlarda kullandığımız programlar falan, neden yerli ve milli değil? Bunları düşünen, büyük oyunu gören yok tabii...
Telefonlarımız, tabletlerimiz? O vazgeçemediğiniz IPhone'unuz, IPad'iniz hiç yerli ve milli değil, yakışmıyor!
Arabalarımız? Arabalarımızı da yerli ve milli yapmalıyız. Bütün yabancı arabalar piyasadan toplatılmalıdır. 
Otobüs, minibüs, metrobüs, metro araçları, deniz otobüsleri, motorlar filan da değişecek tabii.
Zaten ben sinir oluyordum, hepsinin üstünde yerli ve milli olmayan logolar var, Illuminati midir nedir belli değil yani!
Bazılarının parçalarını biz yerli ve milli olarak üretebiliyorken, montajını yapabiliyorken neden kendisini de üretmeyelim? Teknoloji dediğin de yerli ve milli olmalı değil mi ama efendim?
Sadece eşyalarımız, araçlarımız, insanlarımız değil, hayvanlarımız da yerli ve milli olmalı ki, vejetaryen ve veganlar hariç onları yiyen biz etçillerde de yerli ve millilikten bir sapma olmasın.
Sebzeler yerli ve milli mi? Bilemiyorum, artık o işle de yerli ve milli vejetaryen ve veganlar ilgilensin, her şeyi de tek başıma ben düşünecek değilim herhalde!
Yabancı parfüm istemiyoruz! Tütün, limon, lavanta kolonyaları, Hacı Şakir yerli ve millidir. 
Kıyafetlerimiz, aksesuarlarımız, gazımız, ilacımız, müziğimiz, sinemamız ancak yerli ve milli olduğunda bir anlam ifade edecektir.
Eyç Es Bi Si diye banka var! Olmaz! GSM operatörleri var yabancı isimli. Olmaz! Bu arada Ci Es Em de olmamalı, operatör de yabancı bir kelime, bunlar ince, detaylı işler, görüyorsunuz. 
Ülke sınırlarındaki her şey yerli ve milli olduktan sonra, diğer ülkelere de bunu taşımaya çalışmalı, mesela Çekoslavakyalılar bizi Çekoslavakyalılaştıramadan biz onları yerli ve milli yapmalı, bunu hallettikten sonra yerli ve milli uzay çalışmalarına başlamalıyız.
Zaten bizim bu muhteşem çabamızı görenler, kıskançlıktan çatlayıp kendi yerli ve millilerini yapmaya çalışacaklardır. Bütün dünya ülkeleri kendi yerli ve millisinin en iyi yerli ve milli olduğunu iddia edecek, kimse kimseye bir şey vermemek ve kimseden bir şey almamak için çabalayacaktır. Buna da hazırlıklı olmamız lazım.
Ülke içinde yaşayan yabancıları da 'yerli ve milli yabancı' haline getirmeliyiz. İstemeyen kendi yerli ve millisine gider, bu kadar açık, bu kadar net!
Kafalarımız değişmeli önce, yerli ve milli olmayan kafalara ben zaten kafa demem. 

Hastalıklar var, yerli ve milli olmayan. Depresyon gibi. Olmaz! Hiç şık durmuyor! Hafakanlar bastı ne güne duruyor? Depresyona giren Roma İmparatorluğu'na gidebilir! (Depresyon kelimesi Latince Depressionem'den geliyormuş da...)
Üzüntülerimiz, sevinçlerimiz, hakaretlerimiz, küfürlerimiz, şaşkınlıklarımız, mutluluklarımız hepsi ama hepsi yerli ve milli olmalı. 
Hatta, bakınız, hainlerimiz bile yerli ve milli olmalı. Biliyorsunuz, birilerini kızdırırsanız hemen hain oluyorsunuz artık. Güzel, ama kimin haini? Yabancı hainlere ihtiyacımız yok, kendi hainimiz bize yeter! Ülkenin neredeyse yarısı hain ilan edildi ama hain de olsa bizimdir, biz onu aramızda halleder, yerli ve milli hale getiririz.
Bütün yabancı şeyleri atıp, hepsinin yerli ve millisini üretmemiz biraz zor ve zaman alıcı olabilir.
Olsun! 
Önemli olan, bu sürecin sonunda tertemiz, mis gibi yerli ve milli olacak olmamızdır ki buna değer.
Hepinize yerli, milli günler dilerim.