Yeni nesil seyretmeyi seviyoo!

Yeni nesil seyretmeyi seviyoo!

28 Eylül 2019 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

Sanırsın burası Silikon Vadisi... Aynı Kaliforniya... Ha San Francisco ha İstanbul, ikisi de köprü dolu... Ha Palo Alto ha Konya ovası, tüm kafeler ''start up''çı, "laptop"lu, ofissiz yeni nesil girişimci dolu! 

Efendim bunlar okumak istemiyorlar, seyretmek ve dinlemek istiyorlar... Kısa kısa bakıp geçiyorlar... Bunlar Y nesli, Z nesli... Bunlar milenyum nesli efendim!  

E peki neyi seyrediyor, dinliyor bunlar? Medyascope'daki kirli sakallının Kürt sorunu konferansını mı, Tele 1'deki kel kafalı adamla kart sesli kadının 1 saat 15 dakika Suriye tartışmasını mı, DeeWee'deki mazlum ve mağdur eski TV spikerlerini mi, evinden canlı kamera bağlanan "gasteci"nin haberlerini mi? Yoksa Aleyna Tilki'yi mi? 

Kardeşim bu yeni nesle göre yaptığınız video, Youtube özenmeleri, onların değil bizim ilgi alanımız. Biz kimiz? Biz yine ABD kaynaklı nesiller literatürüne göre ''Baby Boomer'', 68 kuşağı standartlarına göre insanlar da değiliz bu Anadolu'nun, Orta Doğu'dan kopamayasıca coğrafyasında... 

Onlar TV'lerinde canlı canlı Ay'a inerken biz hala kulağımız radyoda, mikrofonda tiyatro dinlerdik! Sen kimin neslini kimin çağıyla kıyaslıyorsun, şu çağda cepteki telefonlar eşitlendi diye... İthal ithal gezerken "Ay Fon"undan tut samanından, mercimeğine kadar! 

Ama haydi illa benzeteceksek, olalım bari Bebek patlaması çağının 68 nesli ve de arkasındaki 58 -48 çok yaşasınlar artık nesli...

Ha biz de seyretmiyor, biraz dinliyor sonra da kapatıp gazeteye geçiyoruz okumaya! Ya da internetten okumaya... Biz bakmayı değil, okumayı, görmeyi seviyoruz. TV seyrederiz o ayrı... Hararetli bir tartışmayı filan... Ama onu da bıraktık epeydir. Reklamından gına geldi 

Suriye'ydi, Kürt'tü, ne olacak memleketin haliydi nesilleri OKUYAN nesil.  Onlar okur... 10 dakikada hızlı okuyabileceği bir röportajı da 1 saat TV'de, internette izlemez... 

Türkiye okumuyor kardeşim. Nah okumuyor yahu... 80 milyon+5 (?) milyon Suriyeli Türkiye ile 10 milyon Finlandiya'yı karşılaştırırsan okumuyor tabii istatistik olarak... Sen bana İstanbul, İzmir, Ankara, Eskişehir filan topla bakayım 25-30 milyonu ve kişi başı kitap sayısını söylesene! Tiyatro izlemeyi söyle! 

Sinemayı söyle! Nal toplar be tüm Avrupa bizim arkamızdan, nal toplar... 

Eşitler arasında kıyaslama, istatistik olur. Türkiye eşitsizlikler ülkesi. Gelir dağılımına bir bak, sonra kıyasla. En az maaş alanla en çok alan arasında yüz kat fark varsa, ilkokul mezunu toplumun yarısı ise, yüksek okullu yüzde onuysa toplumun... Orada istatistik hata verir... Hem de artı eksi %10 filan değil %50'lerle. 

Türkiye'nin gelişmiş ilk 5 şehrinin kitap okuma, tiyatro, konser, sinemaya gitme oranı Avrupa'yı sollar. 

Bu yüzden yeni nesil yayıncılıkla, bu kesime video çeke çeke, Suriye'ydi, seçimdi, Kürt'tü, entel politik konular itelemeye çalışmayın. Oturun yazın... Biz okuruz. Bu kesim okur. 

Senin yuuutubuunu seveyim ama para kazanacaksın diye oturup internetten röportajını izleyemem abicim, ablacım, "gaste"den, TV'den atılmış mağdur kardeşim. Kusura bakma.  

Hele biraz izlendikçe... Başına ortasına hiçbir kaçarı olmayan reklamı koymuyor musun... İşte orada bitiyorsun. TV'de zaplayıp geçerdik, senin yuuutubun ona da izin vermiyor... 

Yaz dostum yaz... Okuyanlar size yeter! 

Not: Bu yazı Medya Günlüğü'nde daha önce yayınlanmıştır.