Yayın yasakları ve medya

Yayın yasakları ve medya

7 Şubat 2019 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Haber alıp vermenin uluslararası kuralları, etiği, yasaları ve gazetecilerin gelişmiş demokratik ülkelerde kabul gören “dokunulmazlıkları” var. 

Radyo, televizyon, gazete ve sosyal medyada yer alan haber sitelerinin,  haber ulaştırma görevini tarafsız yapmaları, haberi doğru kanaldan, doğru zamanda, doğru şekliyle vermeleri işin olmazsa olmazlarındandır. 

Haber alma özgürlüğü, uygar olduğunu kabul ettiğimiz toplumların en önemli özelliğidir. İster kabul edilsin, ister edilmesin, bu kural değişmez. 

Dünyanın çok sayıda ülkesinde görüleceği gibi medyanın “taraf tutması” da, bilinmedik şey değildir. Ne var ki; bunu haber manipülasyonuyla yapmak hem ahlaka, hem haberciliğe aykırıdır.  

Elbette sadece ahlaka, haberciliğe değil, haber alma özgürlüğünün evrensel ilkelerine de aykırıdır. Neresinden isterseniz orasından bakın, aynı sonuca varırsınız: 

Medyada bu ve benzer tutumlar, başta dikta yönetimler olmak üzere Batı emperyalizmine ve kapitalist sömürücülüğe çanak tutar. 

Çağdaş, özgürlüğe kavuşmuş ülkelerin halkları, haber alma konusunda oldukça geniş haklara sahiptir. Bu  ülkelerde “medya” adı altında örgütlenmiş “yalan makineleri” halkı aldatmayı başaramaz.  

Sorun sadece bunlar mı? 

Hayır... 

Şimdi moda yayın yasakları. 

Özellikle son yıllarda oldukça sık başvurulan yayın yasakları 

Canı sıkılan “yayın yasağı” aldırıyor. 

Ülke güvenliğini tahdit eden bir konu haber olur, yayın yasağı konur, anlarım...

Bir haberde halkı isyana teşvik eden satır arası mesajlar vardır, anlarım...

Milli Güvenlik Kurulu’nun “gizli” konuları haber olur, anlarım...

Devletin “çok gizli” ikili anlaşmaları basında yer alır anlarım...

Soma faciasına getirilen yayın yasaklarını anlayamam... 

Tren kazalarına getirilen yayın yasaklarını anlayamam... 

Su baskınları nedeniyle kaybedilen canlara getirilen yayın yasaklarını anlayamam...

Ama, çöken bir bina haberine yayın yasağı koymak ne alakadır, işte bunu hiç ama hiç anlayamam. 

Yeni yetme dizi oyuncusu, eşinden boşanmış, hangisi hangisini “boynuzlamış” gibi üç kuruşluk haberlere yayın yasağı neden konur anlamam, anlayamam. 

Sabah gazeteleri, dergileri ve diğer bazı yayın organlarının arşivlerine girdim, taradım, küçük çapta bir araştırma yaptım.  

Sıkı durun! 

2010 yılından buyana 149 yayın yasağı alınmış iyi mi! 

Şimdi gelelim soruya: 

Bu yasaklar, halkın güvenliği için mi, yoksa siyasi iradenin güvenliği için midir?