Yaşama zanaatı

Yaşama zanaatı

15 Ağustos 2019 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Zanaatsız kalan bir milletin hayat damarları kopmuş demektir diye bir söz, evet söylenmiştir. 

Siz, o sözü sanatsız kalan bir millet diye okusanız da okumanız çok da yanlış sayılmaz eğer sanatın zanaatla beslenmek zorunda olduğunu biliyorsanız. 

Zaha Hadid dünyada mimarlığa yeni bir soluk getirmişse, bu onun ekibindeki zanaatkârlar sayesinde olmuştur ki bu dahi yeterli değildir, Zaha Hadid mimarlık sanatının ince işçilik zanaatına da hakimdir. 

Karanlık odada ustalaşmasaydı Ara Güler, onun elindeki makine başkalarının elindeki makinelerden çok da farklı olmayacaktı. 

Mimar Sinan, ki dünya dehası karşısında alkışa duruyor, kaç yılını vermiştir duvar örme, kubbe yapma zanaatına ve eğer şahaserlerini yaratırken en kaliteli zanaatkârlarla çalışmasaydı olur muydu Sinan usta?

Zanaatını yaşamanın içselleştirmeyen ahaliler neredeyse halk olma aşamasına da zıplayamayıp, kuru kalabalıklar, aşiretler, kabileler olarak sürünmek zorundadırlar İsa’dan iki bin yıl sonra da ve oturdukları coğrafyalar dünyanın petrol depoları olmasına rağmen. 

İşte buyurun, Suudi Arabistan başta olmak üzere, tüm Körfez Arap kabileleri ve Libya’sından tutun da neredeyse Türkiye’ye kadar nüfusları İslam olan ülkeler. 

Hayır yanlışlık İslam'da değil. 

İslam’ın zanaatını boşlamakta. 

İbni Haldun’lar, Harizimi’ler, Fergani’ler, Hayyam’lar yetiştirmiş bir inanç sistemi, inancın zanaatını boşlayınca geldi bu hale. 

Zanaatır, klanı, aşireti, kabileyi oldukları noktadan ulus aşamasına taşıyan şeylerin en birincisi. 

Ana lisanının zanaatı üzerine kafa yormamış bir kalabalıktan, büyük romanlar, büyük şiirler, büyük hekimlikler, büyük marangozluklar beklemek abestir. 

Ömrünü cephelerde  geçirmiş Mustafa Kemal sadece bir askeri deha olarak kalabilirdi, eğer hayatın ve tabiatın, elbette ki hürriyet ve bağımsızlığın zanaatı üzerine kafa yormasaydı. 

Kocatepe’den Afyon ovasına bakarken, aklının bir ucunda da harf inkilâbı vardı ve zaviye kavramı yerine açı diye düşünüyordu ki; bakış açısı istiklâli tam oldu. 

Hemşirelerini önemseyen kalabalıklarda hekimliğin ilerlemesi daha zordur ve kalabalıklardan ulus aşamasına ve devlet sıçramasına gelmeleri beklenmemelidir. 

Örnek mi istiyorsunuz?

Orta Doğu ve Afrika kıtası kabile ve aşiretlerine bakınız 

Unutulmaya, devrim sanatı evrim zanaatının sonucudur