Yanal, Volkan ve Goebbels medyası

Yanal, Volkan ve Goebbels medyası

29 Nisan 2019 Pazartesi  |   Mentor

Hangisinden başlayacağımı bilemiyorum ama herhalde Ersun Yanal'dan başlamak en iyisi... 

Her maçtan sonra  Fenerbahçe'nin büyüklüğünü anlatan ama “Galatasaray'ı şampiyonluktan ettik” gibi Fenerbahçe tarihinin en ucuz başarı kriterini koyan ve bu tavrı ile Fenerbahçe ile ilgili bir halt bilmediği anlaşılan Ersun Yanal'dan. 

Cumartesi akşamı sahada iyi futbolcular var mıydı bilmiyorum ama özellikle ikinci yarı canını dişine takan ve terinin son damlasına kadar mücadele eden futbolcular vardı. Eksik olan tek şey organizasyon, oyun planı ve strateji idi. Kısacası sahada hocası olmayan bir Fenerbahçe vardı. Fenerbahçe'nin o kadar kötü  bir teknik direktörü var ki, Can Bartu'muzu uğurlarken bile "Biz kazanacağız" diyecek özgüveni takıma aşılayamamış. 

Galatasaray maçında ölmüştü Ersun Yanal benim için, Trabzonspor maçında ise kendini gömdü. Aylardır oynatmadığı Jailson sahanın yıldızı idi, son maçların yıldızı Harun, Volkan oynasın diye hep kenarda oturmuştu.  

Kadroda belki de tek oyun kurma becerisine sahip Valbuena sahada yoktu. Dünya futbol tarihinin gördüğü en çok top kaybeden ve en kolay geçilen sağ beki Isla sahadaydı. Dirar sağ bekte çok daha başarılı iken Isla'yı sağ bek oynatıp sağ beki yol geçen hanına çevirip Dirar'ı da öldürmek ya sabotajdır ya da oldukça büyük bir teknik direktör yetersizliğidir. 

Ve Topal... 2 metreye top atamayan, boş kaleye topu gönderemeyen Topal sahadaydı. Takımın azıcık öne top oynamaya çalışan Beşiktaş maçını çeviren golü atan, belki de rakip kaleye en çok sızan ve mücadele eden, topsuz oyunu oynayan tek ve biricik oyuncusu Zajc, Topal sahada iken kenara alındı. 

Yanal'ın Fenerbahçe'ye verebileceği tek şey var, o da Volkan ve Topal'ı da alıp gitmesi, seneye Yanal felaket olur. Fenerbahçe camiası bu, artık altın olsa tutmaz bu topraklarda onunla başlamak bir yılı daha çöpe atmak olur. 

Volkan demişken, milyonlarca Fenerbahçeli bu ucuz mahalle kabadayısı tavırlarını, çirkinliği, saygı ve sevgi yoksunu tavırları izlemek zorunda mı? Yetmedi mi çirkinlikleri, yetmedi mi Fenerbahçe markasına verdiği zararlar. O akşamki tavrı, son 10 yılda yaptığı gibi naif taraftarı kandırıp beleş paraları cebe atmaya çalışmaktan başka bir anlamı olmayan ucuz kabadayılıktı. Madem birisi Fenerbahçe'ye hakaret etti ve sinirlendin canlı yayına kadar niye bekliyorsun, orada cevabını versene!! Vermez çünkü amacı canlı yayına çıkıp ucuz kabadayılık yapmak ve bu ucuz kabadayılığa prim veren taraftarı kullanıp  bol sıfırlı sözleşmeler kapmak; şimdi de kulüpte nasıl bir yer kaparım derdinde. Sen kimsin kardeşim, nesin, otobüsten adam aldırıyorsun? Dağbaşı mı burası sen nesin, yeter artık Fenerbahçe bu çirkinliği çekmek zorunda değil, burası Fenerbahçe, haydutluğa özenenlerin katıldığı sokak çetesi değil.  

Bir de medya var, muzla oral seks yapanların, basın toplantısında cinsel organ çekenlerin bulunduğu bir caimaya ait olan bu arkadaşlar soru almıyor diye Ersun Yanal'ın basın toplantısını terk etmişler, hadi ya da çok da umurumuzdu!

Aslında normalde halk adına sorun soran bir medyamız olsaydı Ersun Yanal'ın yaptığı büyük terbiyesizlik olurdu ama muzla oral seks yapan, cinsel organlara saygı göstermesi tavsiye edildiğinde bunu önemsemeyen ve yarışan takımlardan birinin hocasına bağlılığı ile tanınan bir dijital medya patronundan bol sıfırlı maaş alıp Goebbels'in kemiklerini sızlatan bir medya olunca yapılan Fenerbahçe üzerinden ucuz ve mide bulandırıcı bir prim yapma çabasından başka bir şey değildir. 

Madem gazetecisiniz, madem gazeteci onurunuza büyük saygı duyuyorsunuz, soru alınmaması bile sizi delirtiyor neden defalarca ligi manipüle ettiğine dair iddialar olan ve bir dijital uygulamadan maaşa bağlanan spor medyası mensuplarını araştırmıyorsunuz? Ben söyleyeyim, biz bu basın toplantısından çıkarsak Fenerbahçe düşmanlığı ile dikkat çeker belki o maaştan biz de kaparız diye düşündünüz de ondan. 

Medya çetesi deyince medyada bazı kalemler ikinci yarı başladığından beri aynı şarkıyı söylüyor, “Galatasaray şampiyonluğu kimseye bırakmaz”, “Şampiyon belli Başakşehir'i şampiyon yapacaklar.” Bu ikisi aynı anda nasıl olur demeyin birbiri ile zıt ve ortalama zekaya sahip birinin yapmayacağı bir şey olduğu açık ama bilinçli ve sistemli olarak Başakşehir'in önünü kesip Galatasaray şampiyon olsun diye uğraşıyor bu medya organizasyonu. Şampiyonluk yarışında 3 takım var: Başakşehir, Beşiktaş ve Galatasaray. Fikstürü en zor takım Galatasaray ama Beşiktaş değil de Galatasaray şampiyon ilan ediliyor. Üstelik biraz komplo teorisi ile düşününce hem medya hem de TFF açısından avantajlı olan Beşiktaş ama varsa yoksa Galatasaray. 

Türk futbolunun selameti, toplumsal barışın korunması ve futbol kaynaklı bir toplumsal kargaşa çıkmasına engel olmak için bilinçli ve sistemli olarak medya yoluyla sistemin manipüle eden ve bundan bireysel çıkar sağlayan bu uygulamanın kontrol altına alınması gerekir. 

Ali Koç hatalar yaptı ve yaşadıklarımızda sorumluluğu var ama şu anda alternatifi yok, üstelik hepimize bir daha Fenerbahçe zengin başkana muhtaç olmasın diye bir fırsat verdi. Fener Ol!!! Ya bu kampanya en az 300 milyon euroya ulaşmalı ya da "Fenerbahçe bizim" demekten vazgeçmeliyiz çünkü bu mali durumla kimin parası varsa başkan o olur. Eğer Ali Koç'u istememe özgürlüğünüz olsun istiyorsanız “Fener Ol”mak zorundasınız. 

Ben muza oral seks yapılmasın, medya mensupları cinsel organ çekmesin, dijital bir uygulamadan maaşa bağlanıp lig manipüle edilmesin, Fenerbahçe zengin başkana muhtaç olmasın diye her fırsatta “Fener Ol”uyorum sistemden memnun değilseniz siz de olun ki Fenerbahçe bu bataklığı kurutacak güce ulaşabilsin. 

Not; aşağıdaki yazıda detayları bulabilirsiniz:

 http://medyagunlugu.com/haber/qtm-cetesi-45001