Yaklaşan fırtına

Yaklaşan fırtına

15 Nisan 2019 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Son bir hafta içinde yaşanan gelişmeler, dikkatli gözler için yaklaşmakta olan büyükçe bir fırtınanın habercisi olan kara bulutların belirginleştiğine işaret ediyor. 

Öncelikle Benyamin Netanyahu’nun İsrail’de yapılan seçimden yeniden zaferle çıkmasının hem bölge hem de dünya barışı açısından önemli bir potansiyel tehlike olduğunun altı çizilmeli. İsrail’i beşinci kez üstüste başbakan olarak yönetecek olan Netanyahu’nun seçimi kazanmakla teyid ettiği en önemli gerçek, İsrail’in toplum olarak sağa kaydığını tescillemesi oldu.

Unutulmamalı ki, Netanyahu’ya seçim zaferini hediye eden İsrail seçmeni, bunu, İsrail Başbakanı hakkındaki çeşitli yolsuzluk dosyalarının iddianameye dönüşme olasılığını bilerek yaptı. Bir başka deyişle, İsrail seçmeni, bir anlamda “Ne olmuş yani, yapmışsa yapmış, bize dert değil” diyerek yolsuzluk töhmeti altındaki bir başbakana sahip olmaktan gocunmayacağını ilan etti. 

Maalesef bu güçlü adam yönetimi altındaki ülkelerin çoğunda alışıldık bir tutum olmaya başladı. İçınde yaşadığımız için artık kanıksamış olduğumuz Türkiye’nin dışında, Güney Asya’dan Latin Amerika’ya pek çok ülkede “tek adam” yönetimlerinde yapılan yolsuzluk, yağma ve talan sorgulanmadığı gibi gözardı da ediliyor. 

Tabii Başkan Donald Trump’ın vergi yolsuzluklarının bile araştırılamadığı ABD’nin jeostratejik nedenlerle altını oymaya çalıştığı Venezuela gibi ülkeler bu genellemede bir istisna olarak kalıyor. 

Trump demişken, ufuktaki bulutların kararmasına ABD Başkanı’nın önemli katkısı görmezden gelinemez. 

Son bir hafta içinde Trump yalnızca Demokrat Parti’nin kontrolündeki Temsilciler Meclisi’yle değil, ülkenin belli başlı büyük kentlerinin belediye başkanlarıyla da kavgalı hale geldi. Bir kaç ay içinde fiilen başlaması beklenen 2020 başkanlık seçimi kampanyasını da göçmen korkusu ve düşmanlığı temasına oturtacağı anlaşılan Trump, ülkeye izinsiz giren göçmenleri Meksika’ya sınır dışı etme politikasına ilişkin olarak yürütmeyi durduran mahkeme kararlarına ateş püskürmekle kalmıyor, ülkeye göçmen kabulünü destekleyen büyük şehir belediye başkanlarını da “onlara istemedikleri kadar göçmen gönderebilirim” diye mahalle kabadayısı ağzıyla tehdit ediyor. 

Bu hafta sonunda ABD TV kanallarında yapılan siyasi söyleşi programlarında, bugüne dek Trump’ı savunmuş bazı gazeteciler bile, ABD Başkanı’nın artık ülkenin lideri olmakla magazin basınının yıldızı olmak arasındaki farkı ayırt edemez duruma geldiğini söylemeye başladılar. 

Ne var ki, dünyanın birbirinden uzak iki köşesindeki gelişmelerin yarattığı kaygılar, tek bir potada eritilince daha da korkutucu olasılıkların düşünülmesine neden oluyor. Buna neden olan etkenler liste olarak sıralanırsa: 

- Netanyahu seçim kampanyası sırasında 1967 savaşından beri İsrail işgali altında olan Şeria nehrinin Batı Yakası’nda kurulmuş bulunan Yahudi yerleşim merkezlerini ilhak etme vaadinde bulundu. Yine seçimden önce Netanyahu, işgal altındaki Gazze şeridini de “üzerine alacak” bir devlet arayışında olduğunu söyledi. Bu devletin Mısır olduğunu düşünmek için kahin olmak gerekmiyor. 

- Trump’ın Yahudi damadı Jared Kushner’in çizdiği Orta Doğu barış planı yakında açıklanacak. Bu planda İsrail’in, Suriye’ye ait Golan tepelerini ilhakını resmen tanıyan ABD yönetimi Filistin halkının devlet kurma özlemini tarihin çöplüğüne mahkum edecek mi? Buna bölgenin tepkisi ne olacak? 

- Netanyahu daha önce değinildiği gibi önemli yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya. Gündem saptırmak için Batı Yakası’ndaki yerleşim merkezlerinin ilhaki Netanyahu’ya yetecek mi, yoksa Trump’ın Beyaz Saray’da ikinci bir dönem başkanlık yapamayabileceğini hesaplayarak, İran’la hesaplaşma planlarını erkenden uygulamaya koyacak mı? 

- Hem iç politikada, hem dış politikada gün geçtikçe sertleşen Trump, 2020 seçimleri öncesinde, Amerikan toplumunun bağnazlığa varabilen milliyetçiliğini oya tahvil etmek için yeni bir askeri maceraya (İran?) girişecek mi? 

Havalarla  birlikte siyaset de ısınmaya başladı, sıcakların yakıcı ve yıkıcı olmayacağını umalım... 

Cengiz İzmirli (mahlas)