Yağmur ekenlere fırtına biçelim

Yağmur ekenlere fırtına biçelim

10 Haziran 2019 Pazartesi  |   Mentor

3 Temmuz sonrasında Milli Takımla bağım kopmuştu, Fenerbahçe'ye karşı devletin içinden bir kumpas ve onun destekçileri spor ve medya çeteleri varken, Fenerbahçe UEFA'da bile Türkler tarafından sırtından hançerlenirken ben neden Milli Takıma sarılayım ki! 

Tüm bağım koptu, hiç ilgilenmedim umurumda olmadı, zaten olacak yanı da yoktu. Milli Takım bir kabile devleti olmuş, futbolcular gazeteci dövüyor, milli görev yalanı altında prim kavgası yapılıyor ve üfleyince mangalda kül bırakmayan, cepheye ilk önce gidecekmiş gibi palavralar savuranlar, bırakın milliyetçiliği Türk parasına bile güvenmiyor, yabancı parayla sözleşme imzalıyordu. Zaten Milli Takımın gurur duyulacak yanı kalmamıştı. 

Ama ben İç Anadolu çocuğum, bu toprakların kokusunu içime çekerek büyüdüm, bu toprakları severim, insanını severim, elbette ülkenin her bölgesi vatanseverdir ve ülke için canla başla çalışır canını verir ama "hemşehricilik" yapmadan ülkeye hizmet eder İç Anadolu insanı. Hemşehricilik yapmak için söylemiyorum, insanları ötekileştiren etnik kökene ve doğduğu yere dayalı ayrıcalık üreten faşist söylemlere taraf biri değilim, bu durum tespitidir sadece. Eğer ülkeye almadan veren bundan asla şikayet etmeyen bir insan grubu varsa o da İç Anadolu insanıdır. Velhasılı kelam biz bu kültürden geliyoruz, Milli Takımı esir eden çirkinliklere tepki göstersek de bağımız asla kopmaz. 

Sosyal medyada Milli Takımla ilgili olumlu yorumları izleyince oturdum televizyonun karşısına savaş halinde olduğu ülkenin bayrağına saygısızlık etmeyen Atatürk'ün, herkesi dininde ve inancında serbest bırakan Fatih Sultan Mehmet'in torunu olarak Fransa milli marşının ıslıklanmasından büyük utanç duydum elbette. Ama sonrası iyi, çürütülmüş yok edilmiş Milli Takım esti gürledi ve son şampiyon Fransa'ya karşı büyük bir başarı elde etti. 

Bir Fenerbahçe'li olarak Şenol Güneş Fenerbahçe'ye sevgi beslemediği için benim de kendisine muhabbet beslemediğimi açıkça söylemekte beis yok ancak ben Fenerbahçeli’yim ve doğrunun yanında olmak mecburiyetim var. Şu anda açık ara en iyi Türk hoca, Milli Takımı içine düştüğü bataktan ve ahbap çavuş ilişkileri ve kişisel beklentiler ile kadro oluşturan anlayıştan kısa sürede kurtarıp bu düzeye getirdiği için kendisine teşekkür ediyorum. 

Tam Milli Takımdaki utançtan kurtulduk derken parkedeki benzerine yakalandık. Daha 20 gün önce canlı yayında koskoca camiaya ana avrat küfür eden bir antrenör küfürden şikayet ediyordu, üstelik ben küfür etmedim de demiyor ettiği küfrü adrenaline bağlayıp meşrulaştırıyordu. O hep haklıydı yani futbolu çürüten ego basketbola da bulaşmıştı. 

Bir antrenör olarak bir çeyrekte nasıl olup da 4 eksiği olan iki uzunu sakat olan Fenerbahçe Beko'ya sadece 4 sayı atabilmiş olan koç faciasını anlatmasını beklerken günün politik modasına uyup Ali Koç ve Fenerbahçe'ye sallamaya başladı. Belli ki ilk maçtaki hezimetten sonra parkede umudu kalmamış, iktidardan medet umuyor. Haklı tabii bu ülkede Fetö veya politik güce sığınıp Fenerbahçe'nin olanı hortumlama geleneği var.  

Anadolu Efes gibi bir basketbol markasına, bu ülke sporuna hizmet etmiş bir spor kültürüne ve ticari ahlakı herkes tarafından saygıyla anılan Anadolu Grubuna ana avrat küfreden, kavga ve nefretten beslenen, Anadolu Efes markasını kuklalaştırıp başka markalara esir eden bir antrenör yakışmıyor. Anadolu Efes şampiyon olmasa bile her zaman saygı duyulan bir basketbol markası, bence bu çirkinliğe izin vermemeleri gerekir. 

Medyanın konu Fenerbahçe olunca nasıl ikiyüzlü ve dalkavuk olduğunu iki cümle ile özetleyen Melih Mahmutoğlu'na da bir Fenerbahçeli olarak saygılarımı sunuyorum. Artık Fenerbahçe kompleksi arşa varmış bir grup tarafından yaratılmak istendiği gibi asla saygısızlık etmeden medyanın nasıl dalkavuk olduğunu teşhir etti. 

Bu bağlamda Murat Murathanoğlu konusu var... 

Murat Didin ve Murat Murathanoğlu bu ülkedeki anti-Fenerbahçe faşizmi tarafından yok edildi. Bu ülkede basketbolu en iyi bilen insan Murat Murathanoğlu, bırakın rakibi yanında el kaldıracak bilgiye sahip ikinci bir insan yok. Üstelik FBTV'de program yapıyor olmasına rağmen F4'daki karşılaşmanın favorisi Anadolu Efes diyecek kadar da objektif biri ama sırf  Fenerbahçe'ye küfür etmediği için Fenerbahçe faşisti medya mafyası tarafından yok edildi. Aynı Ahmet Ercanlar, Feridun Niğdelioğlu, Lube Ayar ve onlarcası gibi. 

Fenerbahçe ve Fenerbahçeli bu insanlara destek olmak zorundadır, gerekirse bu insanların oluşturduğu bir gazete çıkararak FBTV'yi kullarak alternatif bir spor medyası yaratmalı, kazancını onlara bırakmalı ama gerekirse maddi manevi destek olmalıdır. 

Medyanın Fenerbahçe düşmanı sefil hali düşünüldüğünde mevcut spor medyasının çok üzerinde tiraja ulaşacağı açıktır.

Kastettiğim şey Fenerbahçe propagandası yapan bir medya değil, gerçekten gazeteciler olduğunu gösteren tarafsız bir medya. 

Evet Fenerbahçeli; iktidar saldırıyor, medya saldırıyor yalnızız ama zayıf değiliz biz bu toprakların yetiştirdiği Atatürk'ün muhabbet beslediği seçkinci aristokrasiye, misyonerliğe ve monşer kültürüne karşı Anadolu toprağının markasıyız. Yalnız ve bolca düşmanımız olduğunu bilerek “Fener Ol”malıyız bir defa değil her ay, gücümüz yeterse her gün “Fener Ol”malıyız.  

Fenerbahçe için yağmur ekenlere fırtına biçelim diye “Fener Ol”malıyız.