Washington’da 'süngü savaşı'

Washington’da 'süngü savaşı'

29 Mayıs 2019 Çarşamba  |   Serbest Kürsü

ABD Başkanı Donald Trump ile Demokrat Parti’nin kontrolündeki Temsilciler Meclisi arasındaki çatışma artık deyim yerindeyse “gırtlak gırtlağa” bir kavgaya dönüştü ve kavgayı kimin kazanacağını kestirmek olanaksız hale geldi. 

Son iki hafta içinde yaşanan gelişmeler, Trump’ın ülkenin hukuk düzenini hiçe saymak pahasına, ABD Temsilciler Meclisi’nin, yani  Demokrat Parti çoğunluğunun, yaşamanın yürütme erki üzerindeki denetim yetkisini kullanmasına engel olma kararlığını göz önüne sermekle birlikte, devletin üçüncü erki olan yargının yaşama organının yanında yer aldığını da gözler önüne serdi. 

Hatırlanacağı üzere, Temsilciler Meclisi’nin çeşitli alt komiteleri hem Mart ayında tamamlanmış olan Müeller raporu, hem de Trump’ın vergi bildirimleri ve birlikte iş yaptığı bankalardan Deutsche Bank ile olan kredi ilişkilerinin geçmişine ilişkin bir çok belge istemişti. 

Bugüne dek iki mahkeme, Trump’ın Temsilciler Meclisi komitelerinin belge istemlerine karşı açtığı davaları reddetti: Red kararlarının birincisine göre, Trump şirketlerinin muhasebesini tutan firma, istenen vergi bildirimi belgelerinin tamamını Kongre’ye sunmakla yükümlü. Trump, bu kararı mahkemeden çıktığı an temyiz etti, halen temyiz mahkemesinin kararı bekleniyor. İkinci red kararına göre de, Deutsche Bank’ın, hem Trump’la, hem de Trump gibi emlak işi yapan damadı ve Beyaz Saray  danışmanı Jared Kuschner’le  olan tüm kredi ilişkilerinin tarihini belgeleriyle birlikte Kongre’nin bilgisine sunması gerekiyor. Mahkemenin bu kararından sonra, Deutsche Bank istenen belgeleri, Trump’ın devam eden itirazlarına karşın Kongre’ye ileteceğini açıkladı. 

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Deutsche Bank, Trump’ın Rus iş ve siyasi çevreleriyle olan akçalı ilişkilerinin şu yüzüne çıkarılmasında kilit bir öneme sahip. Şöyle ki, bankanın 2000’li yılların başlarında Rus oligarkların kara para olarak kabul edilen milyarlarca dolarını aklarken, bu süreç içinde Trum ve Kushner’in firmalarına yüklü miktarda krediler sağlamakla ABD’nin bugünkü başkanı ve damadını para aklama işinde araç olarak kullandığı suçlamaları var. Banka aleyhinde bu iddialar giderek yaygınlık kazanırken, Trump ve Kushner’in de bilinçli olarak kara paradan sağlanan kredileri kullanmış oldukları söyleniyor. 

ABD Başkanı, Temsilciler Meclisi’nin yürütme erki üzerindeki denetim yetkisini  hiçe saymakla yetinmiyor, üstüne yürütme erkinin kendisine sağladığı yetkileri de giderek daha saldırgan bir biçimde kullanıyor. Temsilciler Meclisi, özel savcı Robert Müeller’in raporunun kesintisiz tam metnini ekleriyle birlikte Adalet Bakanlığından istemiş, ancak Trump’ın talimatıyla Adalet Bakanı William Barr bu isteği reddetmişti. Buradan bir adım daha ileriye giden Trump, şimdi de Barr’a, Müeller soruşturmasını açan ve yürüten istihbarat ve güvenlik organları hakkında soruşturma yapması talimatını verdi. 

Elbette Trump’ın attığı tweetlerle artık meşhur olan patavatsızlığı da yerini alenen terbiyesizliğe bırakmaya başladı: Geçen hafta içinde, ülkenin gereksinim duyduğu alt yapı projeleriyle ilgili bir finansman paketini görüşmek üzere Beyaz Saray’da Temsilciler Meclisi’nin Demokrat Partili başkanı Nancy Pelosi ve Senato azınlık lideri Demokrat Michael Schumer ile bir araya gelen Trump, görüşmenin üçüncü dakikasında masaya yumruğunu vurarak Demokratlarla hiçbir iş yapılamayacağını iddia ederek toplantıyı terketmekle kalmadı, gazetecilere yaptığı açıklamada da Pelosi’nin aklı ve ruhsal dengesinin yerinde olmadığını söyledi. 

Trump’ın bu sertleşme politikası karşısında Temsilciler Meclisi’nin  iki seçeneği var: Ya yerel mahkemeler yoluyla Trump’ı istenen bilgi ve belgeleri zorlamaya devam ederek sonucu beklemek, ya da Trump’ın görevden azledilmesi için süreci başlatmak. 

ABD anayasasına göre, başkanın azli sürecinde, Temsilciler Meclisi savcı, Senato da jüri işlevi görüyor. Bu çerçevede eğer Trump’ı azletmek amacıyla yola çıktığını açıklarsa, Beyaz Saray Temsilciler Meclisi’nin savcılık görevini engelleyecek hiçbir adım atma gücüne sahip değil, çünkü Temsilciler Meclisi’nin soruşturmasının engellenmesi doğrudan doğruya Beyaz Saray’ın adaletin yerine getirilmesini engellemekle suçlanmasına yol açacak. 

Ne var ki, bu noktada Pelosi ve Temsilciler Meclisi’nin Demokrat  Partili çoğunluğu ciddi bir ikilemle karşı karşıya ve bu ikilem hukuki olmaktan çok siyasi: Pelosi, Trumpı azletme adına başlatılacak bir soruşturmanın, ABD başkanının oy tabanını kenetleyerek 2020 seçimlerinden Trump’ın daha da büyük bir zaferle çıkmasına yol açabileceğinden kaygılanıyor. Bir başka deyişle, kaş yapayım derken göz çıkarma kaygısı taşıyor. 

Görünen o ki, kısa vadede, New York ve Washington’daki yerel mahkemelerin yargıçları en azından gelecek iki ya da üç ay için ABD’deki siyasi gelişmelerin yönünü belirlemekte büyük bir etken olacaklar. 

Cengiz İzmirli (mahlas)