Virüs milyarderleri

Virüs milyarderleri

17 Ağustos 2020 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Cengiz İzmirli (mahlas)

ABD’de çıkan ve iş dünyasını izleyen çeşitli yayınlar, Covid-19 salgını başladığından bu yana ülkenin kaymak tabakasını oluşturan dolar milyarderi iş adamlarının gittikçe daha da zenginleştiğini bildiriyor. 

Google’da yapılan bir aramada çıkan sonuçlara göre, Mayıs 2020’de ülkenin en zengin kesiminin serveti 434 milyar dolar artmış, bu rakam Haziran’da 567 milyar dolara, Ağustos’ta ise 637 milyara yükselmiş. 

Tabii bu zenginliğin kaynağını çok fazla merak etmek gerekmiyor: ABD Kongresinin salgın başladıktan sonra sözde halka yardım için kabul ettiği üç trilyon dolarlık  yardım paketiyle ABD Merkez Bankasının uygulamaya koyduğu iki trilyon dolarlık parasal genişleme programının sonucu olarak piyasaya sürülen milyarlarca doların nereye aktığı apaçık ortada. 

The Economist dergisine göre, ABD Hazine Bakanlığının banknot matbaası son iki aydır günde 27 milyon dolar değerinde para basıyor; yineleyelim: her gün yeni bir 27 milyon dolar piyasaya sürülüyor. 

ABD ekonomisinin büyük ölçüde dayandığı tüketim harcamaları baş aşağı inişteyken ve ülke ekonomisinin neredeyse dörtte üçünü oluşturan hizmet sektöründe (oteller, restoranlar, berberler, taksiler vb) küçük ve orta ölçekli firmaların iflasları sektörün yüzde 35’ine ulaşmışken, elbette bu paranın gittiği yer ve zengin ettiği insanlar belli değil mi: İstikamet, finansal piyasalar ve reel sektörde oluşamadığı için finans ekonomisinde oluşan menkul kıymet enflasyonunda kazananlar da borsa oyuncuları. 

İşte salgınla başlayan süreçte servetine servet katan bu mümtaz (!) iş adamlarından bir bölümü geçen hafta içinde “New York CEO'ları Kulübü” kurduklarını açıkladı. Kulübün başkanı, ABD’nin en büyük yatırım bankası JP Morgan Chase’in başındaki Jamie Dimon. Peki bu kulüp ne yapacak? 

Bu "iyi kalpli cömert" iş adamları, 2030 yılına kadar Amerika’daki Afrika, Asya ve Latin Amerika kökenli 100 bin kişiye iş verecek. Görüleceği gibi göz yaşartıcı derecede cömert ve şefkatli (!) bir girişimle, yıllardır sömürülen ve yoksullaştırılan bir demografiden topu topu 100 bin kişi istihdam edilip ekmek yemeleri sağlanacak. Hem de on yıl gibi kısa bir vadede… 

ABD’de kök tutmuş siyasi söylem maalesef kapitalist sistemin vazgeçilmezliği üzerine oturduğundan, bu ülkedeki ezilen ve sömürülen kitleler, baskılara ve zulme karşı verdikleri mücadelenin sınıf çatışması eksenine oturmadığı sürece kalıcı sonuçlara yol açamayacağı gerçeğini bellemekte zorlanıyorlar. Afrika kökenli Amerikalılara yapılan polis baskısına karşı veya silahların yasaklanması için yapılan gösterilerin hep mum ışığı gibi sönüp gitmeye mahkum olduğunu değerlendiremiyorlar. 

Ancak, küresel kapitalizmin sancaktarı The Economist dergisi, geçen haftaki sayısında beklenmeyen bir samimiyetle Xi Jinping’in önderliğindeki Çin ekonomisinin  ABD ekonomisiyle giriştiği savaşta kazanmaya daha yakın olduğunu ima eden makalelere yer verdi. 

Dergi, Çin ekonomisinin Covid-19 salgınıyla yeni bir döneme girdiğine, ABD ile başlayan ekonomik savaşın da gereklerine uygun olarak devletin kaynak dağılımındaki karar gücünün arttığına  ve devletin yönlendirmesiyle özel sektör ile kamu sektörü arasındaki farkın giderek belirsizleşmeye başladığına dikkati çekti. 

Derginin Çin’in üstünlüğüne şapka çıkardığı şu cümle özellikle dikkat çekiciydi: “Amerika ve müttefiklerinin, Çin’in teknoloji, dinamizm ve katı yönetim birleşiminin yaratacağı acımasız rekabete karşı uzun soluklu bir mücadeleye hazırlıklı olmaları gerekiyor.” 

Toplumcu ekonomik düşünce, bugüne dek yaşanan tüm deneyimlerde merkeziyetçiliğin kolaylığına kapılıp ekonomiyi yöneteceğim derken totaliterliğin tuzağına düştüğü için bireyin yaratıcı girişimciliğine kilit vurdu. 

Çin’in Deng Şiaoping’le 80’li yıllarda başlattığı sosyalizmle piyasayı kaynaştırma denemesi başarıya ulaşabilecek mi?