Ver parayı al vatandaşlığı!

Ver parayı al vatandaşlığı!

2 Ağustos 2019 Cuma  |   Serbest Kürsü

Türkiye’de 250 bin dolarlık gayrimenkul alan yabancılara vatandaşlık hakkı verildiğini herhalde duymuşsunuzdur... 

Daha önce 1 milyon dolar olan vatandaşlık bedeli 19 Eylül 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak 250 bin dolara düşürülmüş. Konutu alanın tüm aile üyelerine de vatandaşlık bedava! 

Osmanlı'dan devralınan borçların ödenmesi  5 Mayıs 1954 yılında bitirilmişti, yani ilk dış borçlanma 1854 yılında yapıldığına göre bu borçların tasfiyesi 100 yıl sürmüş  ve bu borçlar bittiğinde dünyanın sadece tarımda bile kendi kendine yetebilen 7 ülkesinden biri olan ülkem insanının artık bundan sonraki yılları zenginlik içinde yaşaması gerekirken; günümüzde  tarihten hiç ders almamış bilinçsiz yönetimler yüzünden yine tonlarca borç içinde… Ve ne yazıktır ki ülkemizde satılmadık, talan edilmedik limanlarımız, fabrikalarımız, havaalanları, haberleşme sistemi, doğal kaynaklarımız, akarsularımız, enerji kaynaklarımız hiçbir varlığımız kalmadı.  

Aslında ülkemizin taşının, toprağının, denizlerinin, madenlerinin, tarımının, hayvancılığının zenginliği dünyada parmak ile gösterilecek boyutta iken, bizlerin, çocuklarımızın bolluk bereket içinde yaşaması gerekirken bunca zenginlik halkın cebinde olmadığına göre nerede, kimlerin banka hesaplarında? 

Bizlere layık görülen ise vergiler! En basiti, hani hatırlarsanız 1999 depremi sonrası cep telefonlarımıza deprem vergisi gelmişti. Birkaç yıl sonra kaldırılacaktı. Nerdee… 20 yıldır hala deprem vergisini ödüyoruz. TRT’yi kim, kaç kişi izliyor? Ama izlemediğimiz bir kanala hala para veriyoruz. Okullar, hastaneler ticarethaneler oldu. İlkokuldan başlayıp üniversite sonuna kadar parası olan-olmayan borç harç içinde yavrusunu okutmaya çalışıyor.  

Kesilen ağaçlar için ağlayacağımız aklınıza gelir miydi? Ya da kuşların göç yollarına bizlerin paralarıyla  “Yap-İşlet-Devret” modeli denilerek yapılan havaalanından kalkan uçakların kuş sürülerini telef etmesine üzüleceğiniz, kahredeceğiniz, “Salda Gölüne, Kaz dağlarına dokunmayın, Hidroelektrik santralleri istemiyoruz” diye avazınız çıktığı kadar bağıracağınız aklınızın ucundan geçmiş miydi?  

Ülkemizde son yıllarda neredeyse her gün gündemde ya kadına ya çocuğa, ya da doğaya, ağaçlara, hayvanlara şiddet var. Ekonomik sıkıntıya ise eskilerde "diz boyu" denirdi. Bir ara bele kadar geldi “kemer sıkma” diye lanse edildi. Şimdi ise boğazımızda, nefes aldırmıyor. 

Gelelim şimdi özellikle İstanbul başta olmak üzere güzelim ülkemizin betonlaştırılmasına... Müteahhitlerin ilahlaştırılmasına… Hatırlarsınız “Milletin a…. koyacağız” diyen birinin adı Bağlarbaşı’nda İlahiyat Fakültesi binasına bile verilmişti. Oysa binanın daha önceki adı “Yunus Emre” idi. Neyse… 

Türkiye İstatistik Kurumu konut satış verilerine göre; Türkiye sınırları içinde yaşayan vatandaşların 2019 yılında konut alımı bir yıl önceye göre yüzde 48,6 oranında yani neredeyse yarı yarıya düşmüş. Tabii 0,25 kuruşluk poşet derdine kadar düşen vatandaş nasıl ev alacak? 

Peki… Yabancılara satışlar ne durumda? Üstelik vatandaşlık da yanında cabası… 

2017’ye göre 2018’de yabancılara konut satışı yüzde 134,4 artmış. En çok konut satılan şehirler ise İstanbul, Antalya, Ankara, Yalova ve Bursa. 

En çok satış yapılan şehir İstanbul’dan örnek vereceğim: 

Ocak-Nisan ayları 2018 yılında, 2381 konut satılmışken; aynı aylar 2019 yılında ise 6,160 konut yabancılara gitmiş.  

Kimlere mi? Başta Irak olmak üzere sırasıyla ikinci İran, Rusya, Almanya, İngiltere ve Kuveyt ülkeleri vatandaşlarına. 

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü‘nün yeni yayınladığı yazıda 2019 yılı sonuna kadar Fransa, Belçika ve Arap ülkelerinin aralarında bulunduğu 5 ülkede temsilcilikler açacağını duyurdu. Üç yıldır ise Berlin Almanya’da pilot uygulama yaparak konut satışı gerçekleştiriyorlarmış.  

Eee artık ne diyelim? Mehmet aslında doğruyu söylemiş! Geçmiş olsun. 


Kaynaklar: 

Türkiye İstatistik Kurumu

T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Yabancı İşler Dairesi Başkanlığı