Vatandaşına eziyetten hoşlanan devlet modeli

Vatandaşına eziyetten hoşlanan devlet modeli

20 Ekim 2019 Pazar  |   Köşe Yazıları

Türkiye gibi ülkelerde devlet vatandaşına hizmet için değil de,  "eziyet etmek", "burnunu sürtmek" ve "haddini bildirmek" için var sanki...

Türkiye gibi ülkelerde devletle iddialaşmaya giren, hatta iddialaşmak bir yana, sadece hakkını arayan vatandaşın "cezalandırılması" işin raconudur ki, diğerlerine örnek olsun, kimse "sistem"i sorgulamaya cesaret edemesin! Bu cesareti gösterenlerin yıllarını cezaevinde geçirmesi, hatta geçmişte bedelini hayatıyla ödemesi devletin iyi bilinen "refleks"lerinden biridir.

Bu refleksin kurbanlarından biri de, 10 yılını neredeyse bir "hiç" uğruna cezaevinde geçiren Mihail Hodorkovski. Rusya da Türkiye gibi bir ülke olduğu için isimlerin ve olayın nerede geçtiğinin aslında bir önemi yok...

Hodorkovski'nin trajik hikayesinde  Rusya'nın  Sovyetler Birliği'nden sonra yeniden kurmaya çalıştığı devlet sisteminin, iş dünyasıyla Kremlin'i yönetenlerin nasıl ilişki kurduğunun ve "vahşi kapitalizm"in özeti de var.

Sovyetlerin son günlerinden başlayarak yeni Rusya'da 1990'lar ilk özel sermaye birikiminin başladığı yıllar oldu. Dev işletmeler, büyük tesisler neredeyse bir gece Rusya'nın yeni kapitalist sınıfını oluşturacak kişiler tarafından ele geçirildi. Kiminin devlette güçlü bağlantıları vardı, kimi arkasına mafyayı almıştı, kiminin ise yasal olmayan yollardan elde ettiği küçük serveti vardı. Hodorkovski de 1995 yılında petrol şirketi Yukos'u sadece 300 milyon dolar ödeyerek satın aldı. Aradan bir kaç yıl geçmişti ki, Yukos bir petrol devine, Hodorkovski de 15 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin 100 iş adamı arasında yer almaya başladı. Rusya'da 1990'lı yıllarda iktidarda Boris Yeltsin vardı, 2000'lerde ise Vladimir Putin. Hodorkovski için işler hiç beklemediği şekilde gelişti ve 2003 yılında aniden tutuklandı. Görünürdeki suçu vergi kaçırarak devleti bir milyar dolar zarara uğratmaktı ama bu Rusya'da neredeyse her işadamının işlediği bir suçtu; öyleyse neden kabak Hodorkovski'nin peşine patlamıştı?

Diğer yeni zenginlerden farklı olarak Hodorkovski entelektüel düzeyi yüksek, ne dediğini bilen bir kişiydi. Kremlin'deki bir toplantıda televizyon kameralarının önünde Putin'e rüşvet yiyen bürokratları şikayet etmişti. Belki bu da bağışlanabilirdi ama Hodorkovski'nin muhalefet partilerine para yardımı yaptığını açıklaması, üstelik başkanlık seçimlerine katılabileceğini söylemesi bardağı taşıran damlalar oldu. Kremlin'le iş adamları arasındaki yazılı olmayan anlaşmaya göre iş adamları siyasete karışmama karşılığında dokunulmazlık sahibiydi. 

Bu anlaşmayı bozan Hodorkovski 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve Sibirya'daki bir cezaevine gönderildi. 2011'de bu kez "devlet malını çaldığı" iddiasıyla açılan yeni bir davada üç yıl daha hapis cezasına çarptırıldı.

Hodorkovski'yi cezaevinde ziyaret eden bazı "devlet görevlileri" kendisine kanser olan annesiyle ilgili gelişmeleri anlattı, Putin'e bağışlanmak için mektup yazmasını "önerdi", aksi halde hakkında yeni bir dava açılacağını ima etti. Önce Putin, "10 yıldan uzun bir süredir özgürlüğünden mahrum. Bu ciddi bir ceza.."dedi. Ertesi gün bağışlanan Hodorkovski hemen Almanya'ya, annesinin yanına gitti. Bir zamanların dolar milyarderi olan Hodorkovski neden bağışlandığını, "Benim hapisten bırakılmam Rusya'nın Soçi Olimpiyatları öncesi imajını çabası" diye açıkladı.

Doğru, Hodorvkovski'nin zenginliğe uzanan yolunda kuşkular, ciddi soru işaretleri var ama bu şu anda Rusya'da zengin sınıfına giren neredeyse herkes için geçerli. Onun kurban seçilmesinin nedeni hırsızlık ya da yolsuzluk değil devletle ters düşmesi. Rus devleti ona, "Sen oyunun kurallarını farklı oynamak istedin, bedeli öde bakalım!" dedi.

Rusya ve Türkiye gibi ülkelerde devlet vatandaşına hizmet için değil,  "eziyet etmek", "burnunu sürtmek" ve "haddini bildirmek" için vardır.

Not: Bu yazı Medya Günlüğü'nde daha önce yayınlanmıştır.