Varyag'ın Boğaz'dan geçiş öyküsü

Varyag'ın Boğaz'dan geçiş öyküsü

9 Haziran 2019 Pazar  |   Köşe Yazıları

2001 Mart ayında, ben TBMM'de Dışişleri Komisyon Başkanvekili olarak görev yaparken, Çin Büyükelçisi Yao Kuangyi, randevu alarak odama geldi. Yıllardır Türkiye'de bulunması nedeniyle çok iyi Türkçe konuşuyordu.

Geliş nedeni Varyag'ın boğazlardan geçişi konusunda benim yardımımı sağlamaktı.

Varyag, SSCB zamanında Ukrayna'da uçak gemisi olarak yapılmaya başlanmış, söylendiğine göre %67'si tamamlanmıştı.

Sovyetlerin dağılma sürecinde inşası durdurulan gemi daha sonra Rusya tarafından Ukrayna'ya bırakılmış. Bu haliyle satılığa çıkarılınca Çinli bir firma (arkasında Çin devletinin olduğu kesin) tarafından 20 milyon dolara satın alınmıştı.

Gemi, uçak gemisi olarak yapımına başlanmış olsa da, sadece bir platform halinde bırakıldığı için, ne motoru vardı ve ne de dümeni. Yalnız römorkörler eşliğinde yüzdürülebilirdi.

Çin, bu gemiyi Karadeniz'den alarak ülkesine götürebilmek için boğazlardan geçirmek zorundaydı. Ancak, Ecevit'in Başbakanlığında kurulmuş olan koalisyon hükümetinin Denizcilikten Sorumlu, MHP'li Devlet Bakanlığı geçişe izin vermiyordu. 

Her ne kadar bir savaş gemisi olarak yapımına başlanmışsa da, Varyag bu eksik haliyle, bir savaş gemisi değil suda yüzen bir platform idi. Yani gelecekte bir uçak gemisi yapılma potansiyeline sahip olsa bile o anda bir savaş aygıtı sayılamazdı.

İnşa edilmekte olan bir uçak gemisinin ne kadarı tamamlanırsa, o gemi bir savaş gemisi muamelesi görebilirdi? Uluslararası kurallara göre bunun net tanımı bulunmasa da, böyle bir değerlendirmede iki ölçüt göz önüne alınıyordu;

İlki, geminin kendi başına hareket edip etmediği, yani dümen ve motorunun olup olmadığı

Diğeri ise bu gemide, savaş uçaklarının inip kalkmasını sağlayacak donanımın bulunup bulunmadığıydı

Oysa platform halindeki bu gemide bunların ikisi de yoktu.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne göre, bu platformun Boğazlar'dan geçişine izin verilmemesi için tek gerekçe öne sürülebilirdi; Platformun geçişi sırasında Boğaz'daki yerleşimin ve deniz trafiği güvenliğinin tehlikeye girebilmesi. Oysa Çinli firma (Çin Hükümeti?), hem her türlü geçiş önlemini aldıklarını söylemiş ve hem de Türkiye'ye vermek üzere bir milyar dolarlık teminat mektubu hazırlamıştı.

Büyükelçi Yao, neredeyse haftada bir bana geliyor, Varyag'ın son durumu ve Denizcilik Müsteşarlığı'nın tutumu hakkında bilgi veriyordu.,

Ben Varyag dersine çalışmaya başlamıştım. Önce Dışişleri Bakanlığı ile daha sonra da Denizcilik Müsteşarlığı ile iletişim kurarak aldığım bilgileri Büyükelçi'den öğrendiklerimle bir araya getiriyordum.

Dışişleri Bakanlığı, Montrö'yü esas alarak, bu haliyle Varyag'ın geçişine bir engel olmadığını söylemişti.

MHP'li Devlet Bakanı'na bağlı Denizcilik Müsteşarlığı ile yaptığım görüşmede ise, her ne kadar 'güvenlik' öne sürülmüşse de, işin çok farklı bir boyutu ortaya çıkmıştı.

O zaman adının geçmesini istemeyen üst düzey bir yetkilinin, özel görüşmemizde ağzından kaçırdığı şey şuydu; "Boğazın güvenliği elbette önemli. Ama bakanlığımızın dikkate aldığı daha önemli bir şey var; Çin Devleti'nin Uygur Türkleri üzerine uygulamakta olduğu baskı!"

Yani anlaşılan şuydu; geminin geçirilmemesinin nedeni sadece güvenlik değildi. MHP'li Sayın Bakan Ramazan Mirzaoğlu, 'Çin Uygur Türklerine baskı uyguluyor,' düşüncesiyle Çin'in bu gemiye sahip olmasına engel olmak istiyordu.

Bu davranış elbette MHP'li Sayın Bakan'ın dünya görüşüne uygundu. Ancak koalisyonun DSP kanadı olarak biz uluslararası kurallara saygılı olmak ve bu platformun geçişine izin vermek zorundaydık.

Hemen Rahmetli Ecevit'ten bir randevu alarak Başbakanlığa gittim ve durumu anlattım. İlgiyle dinledikten sonra, hiçbir yorum yapmadan; "Bu gemiye geçiş izni vermesini Sayın Bakan'dan rica ettim. Bekleyelim bakalım" dedi.

Ben durumu Büyükelçi'ye anlatınca, o da umutla beklemeye başladı. 

Zaman geçiyor fakat olumlu haber gelmiyordu. Büyükelçi'nin en büyük korkusu zamanın geçmesi değil, sonbaharla birlikte hava durumunun bozulması ve geçişin gerçekten daha da zorlaşmasıydı.

Haber gelmeyince, durumu bir kez daha Başbakan'ın dikkatine sunmak istedim. TBMM genel kuruluna katıldığı bir gün, kuliste sohbet ederken konuyu Varyag'a getirdim."Efendim, havalar bozuluyor. Eğer geç kalınırsa Boğaz'dan geçmesi gerçekten zorlaşabilirmiş," dedim.

Bana sıkıntılı bir ifadeyle baktı ve; "Gemi hala geçmedi mi? Oysa ben ricada bulunmuştum," dedi ve "Konuyla yeniden ilgileneceğim!" diye ekledi.

Bu konuşmadan birkaç gün sonra, 1 Kasım 2001 tarihinde Varyag, römorkörler eşliğinde boğazlardan sorunsuz geçti, gitti.

Tek kutuplu dünyaya karşı

Bu platformun sadece bir eğlence merkezi olacağı resmi ağızlardan söylense bile, amacın ne olduğunu bilmiyor değildik. Bunu Rahmetli Ecevit de biliyor olmalıydı. Ancak, platform halindeki bir geminin geçirilmesinde Montrö sözleşmesini ileri süremez ve 'Bu uçak gemisidir' diye engel olamazdık. Kaldı ki başka bir sorumluluğumuz daha vardı

Sovyetlerin dağılması ile tek kutuplu hale gelen ve dengelerin alt üst olduğu dünyada Çin bir güç dengesi olma potansiyeli taşıyordu. Çin'in niyeti bu platformu, savaş uçaklarının inip kalktığı bir uçak gemisi haline getirmek olsa bile, bu ülkenin ABD karşısında bir güç dengesi oluşturması tüm dünyanın yararına olabilirdi. 

Varyag'ın geçişine katkılarımın altında bu düşüncem yatıyor olsa da, eğer Montrö Sözleşmesi'nde bu geçişe aykırı bir tanımlama olsaydı, elbette geçişi kolaylaştırıcı girişimlerde bulunmazdım.

Geçenlerde, Liaoning adlı Çin uçak gemisinin Doğu Akdeniz'e geldiğini gazetelerde okudum. Esad'a destek için orada bulunan Rus uçaklarına üs olacağı yazılıyordu. 

Bu Liaoning, bizim Varyag gemisiydi. 

ABD'nin Orta Doğu'da yapmakta olduğu büyük yıkımın son kurbanı olan Esad'ın başarılı olmasını isteyenlerden biriyim. Varyag'ın da bu amaçla orada bulunduğunu öğrenince mutlu olmuştum.

Ama, Çin bir açıklama yaparak Liaoning'in Akdeniz'de olmadığını, onun bir eğitim gemisi olarak kullanılmakta olduğunu bildirmiş.

Keşke Doğu Akdeniz'de olsaydı da, Orta Doğu'yu alt üst edenlere karşı bir denge oluşturabilseydi. 

İster uçak gemisi olarak kullanılmakta olsun, isterse başka bir amaçla, Varyag'ın Çin tarafından kullanılıyor olması eğer dünya barışını tehdit eden güçlere karşı dengeleyici olmuşsa, yapılan iş doğru demektir

Bu yazıda, farkındaysanız, Varyag'ı geçirmek için Çin'in verdiği sözlere hiç değinmedim.

Çünkü uygulamaya geçmeden yerine getirilip getirilmeyeceği anlaşılamayacak sözlerdi hepsi.

Hem milyonlarca turist gönderme sözü böyleydi.

Ve hem de geminin sadece bir eğlence gemisi olacağı yönündeki vaatleri.

Keşke bunları hiç söylemeselerdi de, bugün ağızlara sakız olmasalardı.

Ama belki de bu 'etik zorlamaları', çaresizlik içinde kaldıklarından yapmışlardır, kimbilir!

Not: Bu yazı Medya Günlüğü'nde daha önce yayınlanmıştır.

İlgili yazı:

http://www.medyagunlugu.com/Haber-1591-varyag-bogazlardan-nasil-gecti.html