'Varoş' gazetecileri

'Varoş' gazetecileri

24 Temmuz 2019 Çarşamba  |   Mentor

Ben Fenerbahçeli’yim, maalesef bazı iktidar oyunlarına alet edilerek içi boşaltılmış olsa da Fenerbahçe büyüklüğünün başka bir büyüklük olduğuna inanıyorum.   

Yönetsel beceriksizliklerini örtmek için hamasete ve sahte klişelere başvuran, hain üreticisi yönetim anlayışının ürünü olan büyüklük değil bahsettiğim. Bir futbol taraftarı olarak elbette başarı istiyorum ama benim başarı anlayışım hak edilmemiş başarılar yerine başarısızlığı tercih eder. 

Bir spor kulübünün devletten yardım almasında garip bir durum yoktur çünkü spor toplumun yararına bir faaliyettir ama ülkemizde olan bu değildir. Ülkemizde olan kendi dinamikleri ile altından kalkamadıkları, beceriksizliğinin ve yetersizliğinin ürünü olan yıkımları tüyü bitmemiş yetimin hakkına göz dikerek kapatma çabası ve bunun bağımlılık haline gelmiş olmasıdır. 

Bunun ülkemizdeki istisnası Fenerbahçe'dir, ancak bir Fenerbahçeli olarak Beşiktaş'a haksızlık etmek istemem. Fenerbahçe kadar olmasa bile Beşiktaş da kendi dinamikleri ile ayakta kalan bir camia. 

Bunları yazıyorum çünkü Fenerbahçe taraftar kültürü doğru üzerine kuruludur, rakiplerimize saygısızlık ediliyor diye saygısızlığı ve düşkünlüğü yüceltemeyiz. 

Köyden kente akan, köylülüğünü kaybeden ama kentli de olamamış, köyün sevgisini kaybetmiş kentin bencilliğini almış, kentin sanatını alamamış ama köyün yardımlaşmasını da unutmuş bir varoş kültürü var ülkemizde. 

Kentin iş, aş, okul, sanat, bilgi olanakları ile kucaklayamadığı ama köylülüğünü de kaybetmiş marjinaleşmiş bir kesim var. Fakir falan da değiller, arsa işgalinden, kaldırım otoparkçılığından, devletin arazisini işgal edip mal sahibi olmaktan falan köşe olmuşlar ama sevgisiz, ilkesiz ve kabullenilmemekten kaynaklanan eziklikle nefret dolular. Herkese ve her şeye düşmanlar. Kısaca kaba ve  ötekileştiriciler, ne kendilerine ne de başkalarına saygıları var. Toplumun kıyısı ve ahlaken çökmüş kesimi bunlar. Varoş oğlu varoş hepsi.  

İşte parayı bulmuş ve köşe başlarını tutmuş bu ilkelliğin her alanda yansıması var. Sanat, spor, medya her şeyi varoşlaştırıp çürütüyorlar...  

Pornografiyi sanat, ahlaksızlığı beceri, küfrü gazetecilik kabul ediyorlar. 

Gerçekten böyle bir gazetecilik var, küfür et, gerizekalı de, taraftara Obradoviç'in muzunu yedir, muza oral seks yap. Rakip takımlar hakkında hakarete varan, saygısızlığı aşan söylemlerde bulun. "Lan" de "hıyar" de vs. vs. ve yarattığın nefret ortamından reyting devşir. Çok var bunlardan. 

Ben ne gazete okuyorum, ne televizyon seyrediyorum ne de internet haberlerine bakıyorum çünkü hepsi yalan ve iftira. O yüzden her ne kadar müthiş bir algıya ev sahipliği yapsa da sosyal medyayı kullanıyorum, tüm eksikliklerine rağmen sosyal medya kesinlikle Türk medyasından daha güvenilir. 

Dün bir TT gördüm, yani bir çok tarafından aynı anda bahsedilen bir konu; Emre Bol.. 

Detaya girdiğimde gördüm ki, Galatasaraylı dostlar Emre Bol'a kızmışlar ne dediğini bilmiyorum ama Galatasaraylı dostlar kesinlikle haklıdır. Çünkü eminim onlara saygısızlık edip Fenerbahçe taraftarına şirin görünüp bundan reyting devşirmek istemiştir. Sosyal medyada bazen diyaloglarına denk geliyorum, saygıdan ve sevgiden eser yok. 

Yani kısacası Galatasaraylı dostların kızgınlığına yüzde yüz hak veriyorum ve yapılan saygısızlığa tepki konusunda onlarla beraberim ama kendilerine şunu sormalarını rica ediyorum sırf Fenerbahçe'ye hakaret ediyor diye kaç tane yorumcuyu takip ediyorlar. 

Erman Toroğlu, Evren Turhan, İbrahim Seten’in Fenerbahçe'ye küfretmek dışında hangi gazetecilik başarılarını, hangi adalet duygularını takip ediyorsunuz? 

Ben Fenerbahçeli'yim rakibe saygısızlık, terbiyesizlik ediyor diye birini kahraman ilan etmem, aksine rakibimin saygınlığı beni yüceltir diye düşünür şimdi yaptığım gibi bu saygısızlığı teşhir ederim. 

Sanırım Fenerbahçe'nin başarı anlayışı ile diğerlerinin başarı anlayışı arasındaki fark da budur.