VAR mı yok mu?

VAR mı yok mu?

1 Aralık 2019 Pazar  |   Mentor

Hakemle mi başlayayım, yoksa Ersun Yanal’la mı başlayayım bilemedim… 

Hakemle başlayalım, acınacak halde bir hakem, saha içi otorite, karizma sıfır. Saha içinde en çok kim bağırırsa, saha dışında kimin hoşuna gitmek istiyorsa ona göre düdük çalan babasının oğlu olmak dışında özelliği olmayan bir çaresiz, sahada verdiği görüntüler Türk futbolu adına üzüntü vericiydi. 

VAR kararı ile tekrar edilen penaltı atışı ve iptal edilen gol ise skandal kere skandal. 

VAR’ın bu pozisyona müdahale etme yetkisi yok. 

VAR 4 başlıkta oyuna müdahale ediyor.  

1- Penaltı 

2- Gol 

3- Kırmızı kart 

4- Yanlış kişiye gösterilen kartlar. 

Ayrıca VAR için esnekliği olmayan bir kural var: Hakemin gördüğü pozisyonlarda VAR oyuna ancak hakemin talebi ile müdahale edebilir, aksi durumda hakemin saygınlığı ve otoritesi sarsılacağı için müdahale edemez. 

Hakemin gözü önündeki penaltı atışını görmedi demek aptallıktır, ayrıca ceza atışları VAR kapsamında değildir. Diyelim bu bir serbest vuruştu ve kaleci kurtardı, faul olan pozisyona VAR incelemesi yapılacak mıydı? Elbette hayır skandal kere skandal. 

Ülkede Fenerbahçe’ye küfreden kabzımal, şizofren, Fetöcü herkes uzman kabul edildiği için bunu kimse söylemeyecek ama net ve açık; VAR hakemleri kasıtlı bir şekilde Fenerbahçe’yi yaktı. İkinci golde de dakikalarca ofsayt aradılar, VAR’ın 80 saat aradığı nasıl ofsayt olur ki, kötü niyet açık. 

Diyelim yok ama VAR müdahale hakkına sahipti. Premier Lig'de ortalama VAR müdahalesi 84 saniye ama burada Altay topu tuttu, oyun başladı gol oldu, VAR hakemi ondan sonra uyandı. Bana göre Fenerbahçe golü atmasa VAR müdahale etmezdi. 

Bir başka konu Gustavo’nun ilk kartı sarı değil, ikincisi faul bile değil. 

Ancak iğneyi başkasına çuvaldızı kendimize eğer bir karşılaştırma yapacaksam sahadaki Fenerbahçe adına en çaresiz kişi Ersun Yanal’dı. Tükenmiş sahada hiçbir şey oynamayan takıma nasıl katkı yapıp oyunu değiştireceğini bilmeyen kenarda tırnaklarını kemiren Fenerbahçe hocası olmaz. 

Takım haftalardır kaos futbolu oynuyor, oyun planı yok, duran top organizasyonu yok, hücum planı, savunma stratejisi yok, pozisyon etkinliği sıfır, kapanan takıma gol atmak mucizeye kalmış. Ligin dibindeki takımların tek galibiyeti Fenerbahçe’ye karşı alınmış, bu şekilde alınmış ama hoca tükenmiş, bunu çözecek tek taktik hamlesi bile yok. 

Acınacak halde sahada yürüyen Emre’den korkuyor. Emre bitmiş önüne gelene tekme atıyor tüm sosyal medya “Emre atılacak hocam” diye bağırıyor ama hoca çaresiz Emre’nin onu çıkar demesini bekliyor, çıkarken de biat ettiğini göstermek için önüne koşuyor, ayıp kendinizi küçültebilirsiniz ama Fenerbahçe’nin makamını küçültmeyin. 

Sezon başından beri takımın en iyisi Tolga, sonra Ozan kaleyi karşıdan görünce şutu atan Ozan, diriplingle adam eksilten Ozan ve sonuç kabızlığı çeken takımın sorununu çözmek için hocasının aklına gelen onu sağa çekmek; ne kadar çaresizce ne kadar tükenmiş bir durum... 

Tüm takım içinde en formda adam Tolga ama kesiği yiyen yine Tolga çünkü Emre’den korkuyor, Gustavo’yu da keserse taraftar kızar diye korkuyor. Oysa ikisinin formu da oynamaya yetmez. Fenerbahçe teknik direktörlük makamı hiç bu kadar çaresiz biri tarafından işgal edilmemişti. 

Tüm çaresizler gibi “Fenerbahçe büyüktür” sloganları atıyor ve maalesef bazı taraftarları da kandırıyor. Biraz sosyal medya trolü, biraz Hindistan’dan satın alınmış etkileşim al sana takımı sahada iki top yapamayan Ersun Yanal kahraman. 

Sezon başında söylemiştim, o gün kovulmalıydı; haklı çıkmaktan üzgünüm ama hakemlerle ve futbol mafyası ile mücadele edeceksek önce sahada futbol oynayan bir takıma ihtiyacımız var. 

Şu an sonuç alabilecek tek çözüm Daum olur, sonrasında da Daum sportif direktör genç ve başarıya aç bir Alman ama kesinlikle Ersun Yanal’la bir dakika bile zarar.