Ülkemiz için kalıcı çözüm ne olabilir?

Ülkemiz için kalıcı çözüm ne olabilir?

15 Temmuz 2020 Çarşamba  |   Serbest Kürsü

Yusuf Bektaş

Okumayı seven bir ülke miyiz? 

İş, güç, trafik, çocuk, stres derken en son kitabımızı okuyalı aylar mı oldu? 

"Okumuyoruz çünkü fırsatımız yok, bir düzenimizi oturtalım, şu işlerimizi halledelim biz de oturur alır kitabımızı okuruz." 

Hep böyle deriz değil mi? 

Ama zaman ne kadar hızlı geçiyor ve o fırsat bir türlü elimize geçmiyor… 

Bir Antalyalı olarak yıllardır her yaz memleketimi ziyaret ederim. 

Akrabalarımın yaşadığı bölge çoğunlukla İngiliz turistlerin sevdiği ve sıklıkla ziyaret ettiği turistik bir yer. 

Geçmiş yıllardan beni etkileyen, zihnimde bir fotoğraf karesi şeklinde kalmış bir an vardır. 

Yaklaşık 10 yıl önce, 

Antalya’da plajda idim. Sıcaklık 39 derece. 

Plajdakilerin büyük çoğunluğu İngiliz. 

İlginç yönü ise, 

Genç, yaşlı yaklaşık 100 İngiliz güneşleniyorsa, 90’ın üzerinde kişi elinde kitap ile güneşleniyordu. 

Bir çocuk olarak bu manzara beni etkilemişti, 

Okumayı bir hayat düzeni haline getirmiş insanlardı. 

Arabada, plajda, doğa yürüyüşünde, her yerde kitaplarını yanlarından ayırmıyorlardı. 

Gezi esnasında okumak için 10 dakikaları olsa bile bunu değerlendiriyorlardı. 

Bu kadar okumayı sevmelerinin neticesinde, 

Avrupa ve Amerika’da çok popüler ancak ülkemizde neredeyse adı bile duyulmamış bir meslek var: 

Kütüphanecilik… 

Örneğin İngiltere’de ‘’Kütüphanecilik’’ mesleği ile uğraşan kişi sayısı 6.899 olarak gözüküyor. 

Fransa’da bu rakam 7.000’in üzerinde… 

Bu meslek ile uğraşanları merak etmemin neticesinde, 

Bir gün Beyazıt Devlet Kütüphanesi müdürünü ziyaret etmiştim, 

Sohbetimiz esnasında o bana ilginç bir istatistik göstermişti. 

İngiltere’de mesleklerin prestijlerini sıralayan popüler bir dergi ‘’Kütüphanecilik’’ mesleğine 6. sırada yer vermişti. 

Yani "Bizim kız hiçbir şeyi kazanamadı da kütüphaneci oldu" demiyor saydığım ülkelerin insanları, 

Ortalama Türk ebeveyni genellikle tıp, hukuk dışında bölüm okutmak istemez çocuklarına… 

Her yıl yaklaşık 14.000 yeni avukat çıkan ülkemizde bu bölümlerin de cazibesi kalmadı o ayrı… 

Nüfusu bu iki ülkeden milyonlarca fazla olan Türkiye’de ise kütüphaneci sayısı sadece 330, 

Uluslararası bir araştırma kuruluşunun yayınladığı rapora göre, ortalama Türk ailesinin ‘’ihtiyaç’’ sıralamasında kitap 235. sırada yer alıyor. 

Dünya genelinde kitap için kişi başı harcanan para yıllık yaklaşık 1.3 dolar. 

Avrupa ortalamasını yazmak istemiyorum. 

Türkiye’de ise kişi başı yıllık 0,23 dolar.  

Bu rakam Afrika ülkeleri ile yakın olduğumuzu gösteriyor. 

Peki neden kitaba yılda çeyrek dolar bile harcamıyoruz? 

Fakir olduğumuz için mi? 

Bence öyle değil çünkü iPhone satışları pek öyle demiyor… 

Birçok Avrupa ülkesinden daha fazla yeni iPhone’lar satılıyor ülkemizde… 

Demek ki paramız var, ancak önceliklerimiz Avrupalılardan çok farklı… 

Tüm bu verileri toparladığımızda, 

Ülkemizde yaşanan siyasi, ekonomik, sosyal problemlerin temel sebebi ‘’okumamak’’ olabilir mi? 

Çünkü okuma oranları yüksek olan ülkeler sistemini oturtmuş ve mutlu görünüyor. 

Biz ise bu problemlerin çözümü için toplumumuzu eleştirmek ve küçük görmek yerine, 

İlk fırsatta elimize bir kitap almalı ve değişimi kendimizden başlatmalıyız. 

Belki o zaman biz de ‘’mutlu’’ ülkeler arasında yer alabilir miyiz? 

Ne dersiniz?..

Etiketler:  Yusuf Bektaş