UEFA 'tesadüf' sever!

UEFA 'tesadüf' sever!

11 Eylül 2019 Çarşamba  |   Mentor

Şu “UEFA ve CAS karar verdi, Fenerbahçe şike yaptı...” cümlesindeki UEFA var ya (CAS da o sistemin uzantısıdır ve UEFA ve FIFA'dan bağımsız olmadığı ve onların etkisinde olduğu spor hukukunda en çok tartışılan bir konudur) o UEFA'dan bahsedeceğim bugün... 

Bildiğiniz gibi Platini rüşvete battığı FBI tarafından ortaya çıkarılan Blatter'in FIFA'sından "tartışmalı" "mahiyeti anlaşılmayan" "şüpheli" 2 milyon frank aldığı için 6 yıl futboldan men edilmişti. Platini Fenerbahçe ceza aldığında UEFA başkanı idi, artık ne kadar güvenilirse... 

Bitmedi, Fenerbahçe'nin ceza aldığı dönemde UEFA Asbaşkanı İspanya Futbol Federasyonu Başkanı Villar'dı. İspanya'da rüşvetten tutuklandı ve tutuksuz yargılanıyor. Başkanı ve asbaşkanı rüşvet almış ama Fenerbahçe'ye ceza verdiği için tertemiz bu UEFA. 

Bu İspanya ilginç bir ülke, Fenerbahçe'ye ceza verilmesini sağlayan ve Villar'ın oğlunun ofisinde çalışan müfettiş İspanyol’du ve Fenerbahçe'ye kumpas  iddianamesinde belirtildiğine göre, Trabzonspor'dan 700 bin dolar alan Fetö suç örgütü üyesi avukatlar İspanya ile konuşuyorlarmış, tesadüf işte.  

Şimdi de bir Fransız televizyonuna konuşan Platini eski asbaşkanı, Fenerbahçe davasının anahtar ismi İnfantino'nun kendisine komplo kurduğunu ve güvenilir biri olmadığını söylemiş. Aslında İnfantino UEFA ve FIFA'nın tam ortasında Platini yönetiminin anahtar ismiydi ama her ne hikmetse ne FBI ne de İsviçre Polisi Infantino hakkında işlem yaptı. Tüm bunları birleştirince FBI ve İsviçre polisi ile dokunulmazlık karşılığı işbirliği yapmış olması bir olasılık ve Platini bunu ima ediyor. Bana göre doğru olma olasılığı var.  

Bitmedi, UEFA'nın o dönemdeki pislikleri; Ukrayna'da yapılan Avrupa Şampiyonası için Ukrayna Futbol Federasyonuna gönderilmesi gereken 380 milyon euro Dinamo Kiev Başkanı Igor Surkis'in sahibi olduğu şirketin hesabına gönderilmiş ve para kayıp! Şaka değil, 380 milyon euronun nerede olduğu bilinmiyor. 

Ukrayna deyince herkes Beşiktaş'ın Dinamo Kiev'e 6-0 yenildiği maçı ve maçın hakeminin rezalet yönetimini hatırlar. İşte Dinamo Kiev Başkanı İgor Surkis'in kardeşi Grigori UEFA İcra Kurulu üyesi ve Platini'nin en önemli destekçilerindendi. Aynı zamanda 2000-2012 arası Ukrayna Futbol Federasyonu başkanlığını yaptı. Surkis kardeşler tartışmalı oligarklardan ve halen UFF'yi onlar kontrol ediyor. Aynı zamanda UEFA Hakem Komitesi Başkanı Collina da Ukrayna Futbol Federasyonuna bol sıfırlı rakamlar karşılığı danışmanlık yapıyordu. Bence o maçın hakemi oldukça şüpheli idi. 

Collina'yı hatırladınız değil mi? hani Kayseri-Galatasaray maçı sonrası yayıncı kuruluşa çıkıp “Vallahi billahi o maçın hakemi çok iyiydi” diyen Collina o işte. Tesadüf, sadece tesadüf. 

O dönemin UEFA'sında ortaya çıkan rezaletleri yazmaya kalksam bu köşeyi yıllarca bu konuya ayırmam gerekirdi.  

Demem o ki; şike sürecinde bu ülkede ikiyüzlülüğün tarihi yazıldı. Tek bir insan bile Fetö’nün yancısı olmaktan utanmadı. Ülkenin geleceği tehlikede iken Fetö’ye ilk kurşunu atan Fenerbahçe'ye karşı Fetö ile birlikte saldırmaktan utanmadılar, hala da utanmıyorlar. 

UEFA o dönem dünya tarihindeki en kirli dönemini yaşıyordu (bunu FBI, İsviçre Polisi ve UEFA'nın kendisi söylüyor) ve Fenerbahçe kararı aynı o dönem gibi şaibeli kere şaibeliydi. 

Verdiği Fenerbahçe kararının şaibeli olduğu tartışma götürmediği gibi henüz "1" "bir" tek  dönemin Fenerbahçe yöneticisine bile ceza verememiş olması verdiği kararın şaibeli olduğunu teyit etmektedir. 

Sonuç; kabul edin veya etmeyin spor hukuku diye bir şey yoktur, sadece güçlünün hukuku vardır. Gücü olan istediği kararı alır. Ama şimdi hikaye değişti. Ali Koç Avrupa Kulüpler Birliği (AKB) Yönetim Kuruluna girdi. AKB'nin iki üyesi UEFA İcra Kuruluna  doğal üye oluyor. Yani Ali Koç UEFA İcra Kurulu üyesi olabilir, olmasa bile artık UEFA İcra Kurulu üyeleri ile dost oldu. 

Artık UEFA koridorlarında Fenerbahçe'yi jurnalleme dönemi ve dolap çevirme dönemi bitti. Artık o koridorlarda Anadolu'nun evlatları konuşacak. 

Not: Yanlış anlaşılmasın ben hukukçu değilim, eğitimim hukuka oldukça yakın olsa da kesinlikle hukukçu değilim. Ama ben tutkulu bir Fenerbahçeli’yim ve 3 Temmuz 2011'den beri CAS ve UEFA kararları ve buna ilişkin  akademik çalışmalar ve makalelerin neredeyse önemli kısmını okudum. Üstelik tutkuyla ve hala okuyorum takip ediyorum. Yani kısacası Fenerbahçe ve 3 Temmuz konusunda fikir beyan eden hukukçu veya spor hukukçusu olduğunu söyleyen hiç kimse elime su dökemez. Bu bir ego yarıştırma değil sadece durum tespiti. Yazdığım her konuda ciddi araştırma ve kaynak taraması vardır, yazdığım her satırı Jean Louis Dupont ile bile tartışırım. Zaten yazdığım yazılar bu minvalde bir eleştiri de gelmedi sadece ama “Aziz Yıldırım yaptıysam Fenerbahçe için yaptım dedi” komikliğinde algı ürünü ve tartışılması bile abes saçmalıklar. Aziz Yıldırım o lafı kişiler ve kurumlar ayrılamaz demek için söylemişti, siz de o zaman aynı şekilde düşünüyordunuz ama UEFA kişiler ve kurumları ayırınca sesiniz çıkmadı.