Türkler, Ruslar, Almanlar...

Türkler, Ruslar, Almanlar...

30 Mart 2020 Pazartesi  |   Keçi Fikri

Efendim, iyi günler dilerim.

İyi günler lafın gelişi tabii, durumumuz malum!

Hepimiz, yani hepimiz değilse de herhalde çoğumuz eve tıkanıp kaldık.

Ama bir de beni düşünen karantinada YAŞ'a takılanlardanım.

Siz çok kafanız atarsa dışarı çıkabilirsiniz.

Ben bir çıkmaya kalksam, mahallenin gençleri bir yandan, polis bir yandan hemen üzerine çullanacak.

Neyse, ben durumumu kabullendim, bir şekilde vakit geçirmeye çalışıyorum işte.

Corona ile yatıp kalkıyoruz ya, siz de mutlaka duymuşsunuzdur, Ruslar virüse karşı ilaç bulmuş.

Hiç şaşırmadım valla. Kaç tane yazı yazdım Ruslarla ilgili. Hemen arşivimi karıştırarak eski bir yazımı buldum.

Yazı eski, Ruslar aynı.

İyi okumalar:

Geçen sabah ropdöşambırımla az süt katılmış limonlu yeşil çayımı yudumlarken gazetede yıllardır beklediğim haberi gördüm.

Gayri ihtiyarı "İşte bu!" diye bağırdığımı hatırlıyorum. Zırt pırt duygularını belli etmeyen, edenlerden de hoşlanmayan bir insan olarak heyecanım elbette sebepsiz değildi: Ruslar sonunda birincilik koltuğuna oturmuştu.

Neyse, daha fazla kafa karıştırmadan sadede geleyim: Biliyorsunuz, son yıllarda Rusların en sevdiği tatil ülkesiyiz. Türkiye'ye Rus akını 1980'lerin sonunda başladı ve her yıl arttı ve sonunda milyonlara ulaştı. Ama yıllardır değişmeyen bir manzara var:

Türkiye'ye en çok Almanlar geliyor, Ruslar hep ikincilikte kalıyor. Artık "kalıyor"du diyebiliriz çünkü Vatan'da okuduğum haber tam da bununla ilgili. Habere göre, yılın ilk yedi ayında Antalya'ya 2.1 milyon Rus,  buna karşılık 1.4 milyon Alman turist gelmiş. Yani tarihte ilk kez Rus turistler Almanları geçmiş.

Bilmiyor olabilirsiniz, Almanlarla Ruslar arasında müthiş bir "tatil savaşı" vardır. Özellikle Almanlar Rus turistleri hiç sevmez, sevmez ne kelime resmen nefret eder.

Neden mi?

Kestirmeden söyleyeyim çünkü Almanlar Rusları "kıro" bulur da ondan!

Vallahi açık konuşayım, kimse kusura bakmasın ben bu çekişmede Ruslardan yanayım, hatta daha da ileri gidip, "Ben bu Rus turistleri seviyorum kardeşim" diyorum.

Nedeni çok basit: Rusları bize benzetiyorum da ondan!

Ortalama bir Rus'la bir Türk'ün tatil refleksleri aynıdır.

İkisi de "her şey dahil" sever.

İkisi de gözünü açar açmaz havuzun en güzel yerindeki şezlongu havlu atmak suretiyle "kapar". Ruh haline göre, havuz kenarına gelmesi öğleni bulabilir ama bu tabii şezlongsuz kalanların sorunudur!

İkisi de denizden uzak durur, havuz her zaman birinci tercihtir.

Ortalama bir Türk'le Rus'un özelliği sabahları "suratsız" olmasıdır. "Günaydın" dediğiniz zaman ya ters ters bakar ya da duymamış gibi yaparlar. (Koçlarım benim!),,

Kahvaltıda açık büfeye saldırmak Türk ve Rus turistlerin alemetifarikasıdır!

Havuzda ve plajda "eşek şakası" yapmak konusunda Türkler ve Ruslar yarışır.

Açlıktan çıkmış gibi öğle yemeğine saldıranlar da onlardır.

"Şişede durduğu gibi durmuyor" meselesi malum ırk falan tanımaz ama Türklerle Ruslar içince sanki daha bir "sevecen" mi oluyor ne? Tabii bu karşındaki öpmeyle başlayan "sevecenlik" doz arttıkça kavgaya dönüşebilir, o ayrı.

İki halk da içince İngilizce konuşmaya bayılır.

Türklerle Rusların tatili dinlenmeden çok zıvanadan çıkmaya benzer

İkisi de gündüzleri minimum parayla maksimum hizmet bekler.

Geceleri, yani kafaları güzel olunca aniden bonkörleşirler ama ertesi sabah  pişmanlıkla uyanırlar.

Mesele Almanların Rus turistleri sevmemesinden açılmıştı, buraya geldi. Birinciliği kaptıran Almanlara asıl kötü haber: Ruslar sıcak denizlere indi bir kere, hayatta dönmezler! Hadi canım size auf wiedersehen!