Türkiye'nin sağı solu

Türkiye'nin sağı solu

28 Temmuz 2020 Salı  |   Mentor

Mentor

Ben solla ve sol kavramlarla çok küçük yaşta tanıştım; belki inanmayacaksınız ama henüz 13 yaşındayken Marx, Lenin, Engels, Hegel okumaya başladım. Çünkü yaşadığım yer 12 Eylül öncesi Türkiye tarihinin en çok kitleselleşmiş sol hareketlerden birinin hakimiyetindeydi ve başka bir siyasi faaliyet yoktu.

Bulunduğum yer geleneksel olarak CHP'ye oy veren, çok fazla iş olanağı olmadığı için CHP'li babaların çocuklarını bir umut olarak üniversiteye göndermeyi yaşam amacı edindiği küçük bir ilçeydi.

CHP'li babalar bunda büyük ölçüde başarılı da olmuşlardı. Mesela biz 3 kardeşiz, üçümüz de üniversite okuduk, bu sayede kaderimiz değişti. Bu üniversite tutkusu genelde sağ eğilimli bir bölgede yer alan ilçede sol bir anlayışın gelişmesini sağlamıştı. Başka siyasi fikirler olmadığı için de çatışma veya olay da çıkmıyordu ama benim ve benim yaşlarımda olanların bir sol kültür edinmesi için uygun ortam vardı, edindik de.

Hikaye uzun, çok kısa yazacağım…

12 Eylül ve solun büyük yenilgisinden sonra biz de kafamızda sol kavramlar 12 Eylül’ün müthiş faşizmi ile ortada kalakaldık. Zaman geçti ancak bu kadar küçük yaşta edindiğimiz sol kavramlar kaldı, sol kavramlar kaldı ama yaşımız küçük olduğu için en azından benim için dogmatik bir ideoloji olmadı ve kavramlara daha objektif bakabilmemiz mümkün oldu.

Dediğim gibi çok izole sol bir çevrede yaşıyorduk, o günkü halimle bana “ülkücü” denildiğinde kafamda vampir dişleri olan, pençeleri olan ve gördüğü yerde insanları parçalayan bir canavar canlanıyordu ancak sonradan 12 Eylül sonrası Muhsin Yazıcıoğlu vb. gibi ülkücü hareketin içinde yer almış bazı insanlarla tanıştım. Hatta ilk tanışmadan önce “Acaba bu adam belinden silah falan çekip ateş eder mi” diye o günkü şartlarla uyuşmayan korkularım vardı.

Sonra onu ve onun gibileri tanıyınca anladım ki iyi insanlar, bizden hiç farkları yok. Ülkeleri ve insanları için doğru bildikleri şeyi yapıyorlar, o kadar ki, çoğuna bütün paramı en ufak endişe duymadan senetsiz sepetsiz teslim ederim. 

Bunu görünce anladım ki düşmanlık yapay, şiddet ise ithaldi; 12 Eylül’e giden yol, bizim ülke ve onun insanlarına olan sevgimiz istismar edilerek ve iki kutba ayrılarak döşenmişti.

Sağ adına söz söylemeye yetkili değilim ama geçmişim nedeniyle sol adına biraz olsun söz söyleme hakkını kendimde görüyorum.

Solun eşitlik, adil paylaşım, insan sevgisi gibi kavramları hâlâ doğru, hâlâ güncel ama yanlış olan kendini yenileyememesi; 12 Eylül yenilgisinin temel nedeni de buydu. 12 Eylül’den önce eşitlik, adil paylaşım veya insan sevgisi yerine ölmek, şiddet, şehit gibi kavramlar yüceltilmiş, 1800'lü yılların kavramları ile 1900’lü yıllara bakılmış, solun gücü ele geçirmekten çok diğer insanlar için kendinden vazgeçmek olduğu ve şiddetin bu düşünceyi çürüten en temel yanlış olduğu gözden kaçırılmış ve 12 Eylül’e kısmen zemin hazırlanmış ve ülkenin bugünkü halinde sorumluluk sahibi olunmuştu. 

Büyük hataydı, 12 Eylül’le beraber bu ülke insanı çıkış yolu olarak gördüğü solu tamamen unuttu, bir hiç için oğlunu, kızını alan, hapislerde çürüten ve karşılığında sevgi yerine ölüm ve acı  veren sol  bir daha geri dönmemek üzere bu ülke topraklarından silindi. 

Geriye CHP gibi özünde aşırı sağcı ama solcu görünümlü partiler kaldı. CHP'nin varlığı bu ülkede sol için büyük tehdit çünkü eşitlik, adalet, paylaşım ve insan sevgisi gibi hiçbir kavramın arkasında kararlılıkla durmuyor, insan yerine temel ideoloji olarak statüyü koyuyor, solun varlık nedeni olan ve insanların fakirleşmesine yol açan kapitalizmin sonuçları ile uğraşacağına daha çok devlet, laiklik, milliyet gibi gibi kavramlarla özdeşleşiyor ve bu alanlar hem taban hem de ideoloji olarak sağın güçlü alanları olduğu için solun asla gelişmemesine ve hep kötü görünmesine yol açıyor.

Mesela sol bir entelektüele göre Türk'ün, Kürt'ün Ermeni'nin ayrı sorunları olmaz, insanların sorunları olur. “Kürt sorunu” demek bile sağ bir kavramdır, buna rağmen CHP'nin içinde MHP'den daha Türkçü, HDP'den daha Kürtçü var.

CHP böyle olunca da fakirlik nedeniyle yükselen muhalefet milliyetçilik, din gibi alanlara kayıyor, solun gelişmesi CHP'nin samimiyetsiz ideolojisi nedeniyle mümkün olmuyor.

Çok eleştirdiğimiz AKP, Türk ve Kürt yerine İslam temelinde insanlara ortak bir amaç vermeyi başarıp kısmen sol bir tavır izlerken CHP Türk-Kürt  ayrımını derinleştiren hamleler yapıyor.

Bu ülkede sol bir alternatif olacaksa önce CHP'den kurtulmak şarttır. Bülent Ecevit bunu biliyordu, bunun için CHP'yi terk etti. Yakın tarihimizdeki iki büyük sol oy patlamasının sahibi olarak haksız çıktığını düşünmenin imkanı yok.

Türkiye nevi şahsına münhasır bir ülke, solu da öyle olmak zorunda. Türk kültüründe ve tüm Doğu kültüründe devlet organizasyonu sömürü aracı değil, tam tersine müşfik ve korumacı.

Türk solu bu ülke tarihi ile Osmanlı ile şovenizmden uzak kalarak, Türk kimliği ile ülkenin dini ile dili ile sol bir konsept içinde barışmalı.

Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok, model belli: Kemal Tahir, İdris Küçükömer felsefeleştirmiş, Bülent Ecevit uygulamış.

Meydanlarda "Ordu-Millet" el ele sloganları ve ideolojisi sadece solu çürütür, o kadar.

Ayrıca sol, bir siyasal parti şeklinde örgütlenemez, bunu beklemek de sağ bir kavramdır çünkü sol tez-antitez-sentez demektir yani tartışma ve uzlaşma olmadan sol olmaz. Bu nedenle solun organizasyonu Sryza, Podemos ve Five Star gibi cephe şeklinde olmalıdır parti değil. İdeolojisi de insanların daha iyi ve mutlu yaşaması olmalı, hepsi bu.  

Solun bir devrim meselesi olmadığı, daha çok bir insan ve insanların zihnindeki bencilliği yenme olayı olduğu Rusya, Çin, Küba ve bir çok yerde ortaya çıktı. İktidarı ele geçirmek sol bir kuşak yaratmaya, iyi insanlar yetiştirmeye yetmiyordu çünkü şiddet nefreti doğuruyor, zalimlik zorlama ve baskı mesajın sadece korkudan dolayı kabul edilmesine ve ilk fırsatta reddedilmesine neden oluyordu.

Oysa hayvan beslemek, cinsiyet ayrımcılığına karşı çıkmak, türbanı da mini eteği de savunmak, camiye de cemevine de saygı duymak, paylaşmak, acımak, sevmek hepsi sol kavramlardı ama kan ve ölüme bulanması tüm güzelliklerini gözlerden uzaklaşmasına neden oldu.

Sol bir devrim olayı değildir, sol insan ve insanları sevmek olayıdır.

İnşaat işçisine faşist, Müslüman'a yobaz demek solculuk değildir ama onları sevmek solculuğun ta kendisidir.