Türkiyeleşen ABD

Türkiyeleşen ABD

18 Şubat 2020 Salı  |   Serbest Kürsü

Donald Trump Amerikası gün geçtikçe Türkiye’ye biraz daha benziyor izlenimi veriyor. Bunun en son göstergesi, çağdaş demokrasilerin temeli olan güçler ayrılığı ilkesinin Türkiye’de olduğu gibi ABD’de gittikçe bulanıklaşması.

Trump’ın azli sürecinde, ABD Senatosunun, Demokratların kontrolündeki Temsilciler Meclisince hazırlanan iddianameleri yok sayarak Trump’ı aklarken, bazı senatörlerin Trump’ın suçlu olduğunu kabul ettikleri halde kendisini desteklediklerini ve böylece hür dünyanın sözde “lideri” olan ülkede hukukun üstünlüğünün ayaklar altına alındığını bir önceki yazıda belirtmiştik.

Azil sürecinin başarısızlığa uğramasından bu yana Trump’ın daha küstah, nobran ve neredeyse ahlaksızca diye nitelenebilecek bir söylem tutturduğunu söylemek hiç de abartılı olmaz.

Örnek aranırsa çok fazla uzağa gitmeye de gerek yok çünkü saat başı attığı tweetlerle, TV muhabirlerine verdiği demeçlerle ve kampanya tipi toplantılarda yaptığı konuşmalarla, Trump sürekli olarak tuttuğu yolda daha da güçlü adımlarla yürümeye devam edeceğini açıkça ilan ediyor.

Örneğin bir TV muhabirinin “Azil sürecinden ne öğrendiniz, gelecek için herhangi bir ders çıkardınız mı?” sorusuna Trump’ın verdiği yanıt gerçekten ibret vericiydi: “Azil sürecinden öğrendiğim Demokratların aşağılık insanlar olduğudur.”

Bu tür bir seviyesiz siyasi söylem, artık Trump’ın “alametifarika”sı olarak neredeyse kanıksandığından çok fazla üzerinde durmayı gerektirmeyebilir. Ancak söylemin ötesine geçen bazı gelişmeler var ki, ABD’de yargı bağımsızlığının gerçekten tehdit altında olduğu kaygılarını haklı çıkarmakla kalmıyor, bu tehlikenin fiiliyata dönüşmek üzere olduğuna da işaret ediyor.

Bunun en tehlikeli örneği geçen hafta yaşandı: 2016 seçim kampanyası sırasında, Trump’ın kampanya yetkililerinin Ruslarla ilişki kurarak, o seçimdeki Demokrat aday Hillary Clinton’ın kirli çamaşırlarını ortaya dökme çabalarına aracılık etmekle suçlanan, Trump’ın eskiden beri yakın dostu olan Roger Stone için istenen hapis cezası Trump tarafından “gereğinden çok uzun, adil değil” şeklinde tanımlandıktan sonra bizzat Adalet Bakanı William Barr tarafından geri çekildi.

İddianamede Stone için istenen dokuz yıllık hapis cezası istemi yarıdan fazla düşürüldü. İddianameyi hazırlayan savcılar, davadan çekildiklerini açıklarken bu savcılardan bazıları Adalet Bakanlığındaki görevlerinden istifa ettiler.

Bundan sonra iki gelişme daha yaşandı: Önce Trump artık çizmeyi aştığına filan bakmaksızın, “Başkan olarak ağır ceza davalarına müdahalede bulunma hakkım var” diye bir tweet attı. (Türkiye’de de bir başbakan hatırlanacağı üzere, mahkemelerde görülmekte olan büyük bir siyasi dava hakkında “ben bu davanın savcısıyım” demişti.)

İkinci önemli gelişmede ise, Willim Barr, Trump’ın müdahalesine atıfla “Bu gibi baskılar işimi gereği gibi yapmama engel oluyor. Bırakın da işimizi yapalım” mealinde bir tweet attı. Ancak siyasi gözlemcilerin çoğu, Barr’in attığı bu tweetin, yürütmenin başı olan Trump’ın yargıya bu kadar “kör parmağım gözüne” açıklığıyla müdahalesine karşı bir gösteriş protestosu olduğunda birleşiyorlar. (Türkiye’de ise yargı gösteriş olsun diye bile tepki göstermemişti “ben bu davanın savcısıyım” söylemine.)

Hal böyleyken, ABD’deki muhalif Demokrat kanat da, yargı bağımsızlığıyla uğraşamayacak kadar kendi iç çekişmeleriyle meşgul. Seçimlere aşağı yukarı yedi ay kala, hala ortak bir lider etrafında birleşmeyi başaramamış olan Demokrat Parti, Trump’ın başıbozukluğunu hedef almak yerine, aday adaylarının kendi aralarındaki atışmalarıyla ve kimin daha çok kampanya bağışı toplayabildiği yarışıyla zaman öldürüyor.

İowa ve New Hampshire eyaletlerindeki ilk iki on seçimden başarıyla çıkan, kendini “demokratik sosyalist” olarak niteleyen Bernie Şanders, eski bir asker ve belediye başkanı, aynı zamanda ülke tarihinin ilk eş cinsel başkan aday adayı olan Pete Buttigieg ve Senatör Amy Cloubaşhar mart ayının ilk haftasındaki on seçimlerde yerlerini sağlamlaştırarak öteki aday adaylarını yarışa devam etmekten caydıramazlarsa, Demokratlar 2020 seçimlerini kazanmakta çok zorlanacaklar gibi görünüyor.

Cengiz İzmirli (mahlas)