Türkiye'de Rus 'dijital operasyonu'

Türkiye'de Rus 'dijital operasyonu'

20 Temmuz 2019 Cumartesi  |   Günlük

Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) adına Türkiye’deki Rus Dijital Medyası ve Bilgi Ekosistemi adlı bir araştırma yürüten Kadir Has Üniversitesi öğretim görevlisi H. Akın Ünver, çalışmasından çıkan sonuçları Washington merkezli Foreign Policy dergisinde bir makale haline getirdi.

Ünver’in dikkat çekici saptamalar içeren 21 Nisan tarihli İngilizce makalesinin tam metin çevirisi şöyle: 

Son haftalarda, Türkiye’nin Rus yapımı S-400 füze savunma sistemi edinmeye yönelik epeydir devam eden girişimi medyanın yeniden dikkatini çekti. Ülke liderleri Vladimir Putin ve Recep Tayyip Erdoğan Moskova’da anlaşmayı tekrar gözden geçirmek için bir araya gelirken, Türkiye’nin milli savunma bakanı Washington’da NATO’nun S-400 sistemlerinin alımının ittifak için tehdit olabileceğine yönelik endişelerini dindirmeye çalışıyordu. 

Ankara’yla bağlantıları nedeniyle Washington ile Moskova arasındaki yüksek düzeyli çekişmenin yanında, Türk medyasında savunmayla ilgili yalan haberler de tartışmayı etkiliyordu. Örneğin, hükümet yanlısı bir gazete son günlerde S-400’lerin yasadışı Kürdistan İşçi Partisi’ni (PKK) yok edebileceğinde ısrar etti. Diğer bir medya kuruluşu ise bu hava savunma sisteminin kontrgerilla harekatı için ideal olduğunu ileri sürdü. 

ABD ve diğer NATO ülkeleri S-400’lerin, NATO’nun Bütünleşik Hava ve Füze Savunma Sistemi yapısını tehlikeye soktuğunda ısrar ediyor. Ayrıca ABD Kongresi ve Pentagon, Türkiye’nin S-400’leri satın alması durumunda F-35 Müşterek Taarruz Uçağı programından çıkarılacağı tehdidinde ağız birliği etmiş durumda. Son dönemde, hükümet yanlısı medya organlarının çoğu, Türkiye’nin F-35’ler yerine Rusya’nın gelecek nesil Su-57 savaş uçağını tercih edeceğini dillendirmeye başladı. Mesela, Türkiye’nin ana haber ajansı, Washington’ın F-35 teslimatına yönelik tehdidinin anlamsız olduğunu ortaya koymak için F-35’lerle (halihazırda teslimatı yapılıyor) Su-57 (şu anda uçuş testi aşamasında) arasında kıyaslama haber yayımladı. Başka bir köşe yazarı da ABD’nin, Türkiye’nin katkısı olmadan F-35 üretiminde ilerleme kaydetmesinin imkansız olduğunu iddia etti. 

Bunlar gibi aslında doğru olmayan fikirlerin yayılması, Türkiye’nin ciddi şekilde bozulmuş bilgi ekosistemi içinde her gün görülen bir olay. Medya Okuryazarlığı Endeksi’ne göre, zaten yalan haberlere en çok maruz kalan ülkelerden biri olan Türkiye, dünyada en fazla bot hesabın bulunduğu ülkelerden de biri. Türkiye aynı zamanda yalan dijital haberlere en düşük direncin gösterildiği ülkelerin arasında bulunuyor. Hükümetin katı kontrolü, online fikir pazarından alternatif sesleri çıkartarak medya ortamını bilgi manipülasyonuna daha müsait hale getiriyor. Bu da Türkiye’yi uluslararası siyasi krizler sırasında organize kompütasyonel propagandaya en savunmasız ülkelerden biri yapıyor. 

Böyle bir ortamda, Rusya’nın Türkiye’de, Batı’da yaptığı gibi, düzenli bilgi kirliliği kampanyası yürütmesi gerekmez. Türkiye’de Kremlin’in hoşuna gidecek şekilde yapılan doğru ve yalan haberler zaten yaygın. Bu yüzden Moskova, kendi bilgi savaşını, politika kararlarını kendi tercihleri doğrultusunda yönlendirecek şekilde etkin kullanabilecek bir pozisyonda. Bilgi ve zaman kısıtlamalarının eldeki sorunun doğru bir şekilde değerlendirilmesini engellediği farazi bir kriz senaryosunda, Moskova ajandasını daha doğrudan ve daha hızlı bir şekilde kabul ettirebilir. 

Yakın zamanda yapılan çalışmada, 2015’ten 2019’a kadar 183 milyondan fazla tweeti, bazen Facebook yer bildirimleriyle birleştirerek, Rusya’nın Türkiye’deki dijital bilgi operasyonlarının kapsamını haritalandırdım. Sonuçlar Rusya’nın, ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’da belgelenen diğer vakalarla kıyaslandığında Türkiye’de daha az doğrudan strateji uyguladığını gösteriyor. Doğrudan dezenformasyon yerine, Rusya yanlısı hesaplar Türkiye’de, “zorunlu perspektif” şeklinde isimlendirilebilecek bilgi harekatına girişiyor. 

Türkiye’deki Rusya yanlısı hesaplar ve bot hesaplar söz konusu dönemde nadiren yanlış bilgi yayıyor, bunun yerine anlamını çarpıttığı ve bağlamını değiştirdiği doğru bilgiyi kullanıyor. Buna ilaveten, bu hesaplar özellikle de krize gebe dönemlerde kamuoyu anlatısını Rusya lehine çevirmek için zamanlamayı kendisine avantaj şekilde kullanıyor. 

Bu sadece Rusya yanlısı politikalara (veya Rusların silah sistemlerini satın alınmasına) halk desteğini artırmakla kalmıyor, ayrıca NATO yanlısı politikalara desteği de azaltıyor. Rusya aynı zamanda nüfuzunu en üst seviyeye çıkarmak için her iki tarafa da oynuyor. Hükümet üzerindeki doğrudan etkisiyle ana akım hükümet yanlısı bilgi ağlarını etkiliyor. Aynı zamanda, Rusya’nın başlıca Türkçe medya organları Sputnik Türkiye’yi ve RSFM radyosunu ezici bir ağırlıkla muhalefet yanlısı bir siyasi tavra yöneltiyor. Bu, Rusya’ya hem hükümet yanlısı hem de muhalefet destekçisi ağlarda söylemi kontrol etme imkanı sunuyor. 

Bu her zaman böyle değildi. Rusya’nın Suriye’deki iç savaşa katılımından önce Türk dijital medyası Moskova’ya karşı büyük ölçüde ikircikli ve savunmacıydı. Asıl dönüm noktası, Türkiye’nin Kasım 2015’te Suriye’de Rus Su-24 savaş uçağını vurması oldu. Bu hadisenin ardından Türkiye’deki Rus dijital bilgi harekatı aniden arttı. Gözlemcilerin savaş uçağının Türk hava sahasına yönelip yönelmediği tartışmasından uzaklaşmasını hedefleyen Rus sosyal medya hesapları, bunun yerine Türkiye’nin Suriye’de İslam Devleti’nin kontrolündeki alanlardan üretilen petrolü sattığı iddiasını ortaya attı.  

Bu anlatım Rus bilgi harekatlarının en başarılarından biri oldu. Sadece Türkiye’nin ve NATO müttefiklerinin dikkatini Rus jetinin Türk hava sahasına girdiği gerçeğinden başka yöne çekmekle kalmadı, aynı zamanda Türkiye’nin İslam Devleti’ne yönelik politikası nedeniyle Ankara ile diğer NATO başkentleri arasında ipleri de gerdi. Hadisenin yaşandığı haftalarda, Rus uçağının Türk hava sahasına girip girmediğine veya Türkiye ateş açmakta haklı olup olmadığına daha az odaklanan uluslararası medyanın ekseriyeti, daha çok İslam Devleti’nin ürettiği petrolün Türkiye’ye sokulmasını işledi. Bu bilgi harekatı Moskova’nın Türkiye’yi kolayca ayrıştırıp, yalnızlaştırabileceğini gösterdi. Bu aynı zamanda Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşıp Rusya’ya yönelme dengelemesinin başlangıç noktası.    

Rusya’nın Türkiye’deki bilgi harekatının, Putin’le Erdoğan’ın Ağustos 2016’da St. Petersburg’da görüşmelerinden sonra neredeyse tamamen sonlandığı görülüyor. Bu görüşme iki liderin Su-24 hadisesinden sonra ilk görüşmeleriydi. Medyaya yapılan açıklamalardan görüşmede neyin ele alındığının detaylarını anlamak zor, ancak benim araştırmalarım Rusların İslam Devleti petrolüyle ilgili iddialarının tamamen Türk dijital medyasından kaybolduğunu gösteriyor. Ağustos ayındaki görüşmenin ardından, Türk hükümetini destekleyen medya organları belirgin bir şekilde Rusya yanlısı bir duruş sergilemeye başladı. Türkiye de yeniden dengeleme eylemlerinin parçası olarak Suriye, enerji ve silah satışlarıyla ilgili konularda Moskova’ya yönelmeye başladı. 

Rusya’nın Türkiye’deki büyükelçisi Andrei Karlov’un öldürülmesi, Temmuz 2016’daki darbe girişimi, Türkiye’yle Rusya arasındaki S-400 görüşmeleri ve Türkiye’deki tarihi Haziran 2018 genel seçimleri gibi diğer konulardaki Rusya’nın zorunlu perspektif bilgisi ve izlenebilir dezenformasyonu, bilgi ekosisteminde önemsiz etkiye sahip. Bunun yerine, her iki Rus yanlısı içerik çeşitleri, Türkiye’nin kendi hükümet yanlısı ve muhalifetin sosyal medya ağları kanalıyla yayılıyor. 

Karlov’un öldürülmesi diplomatik bir krize neden olabilirdi. Ankara’da halka açık etkinlikte o sırada görev başında olmayan bir polis memuru tarafından gerçekleştirilen suikast, Türkiye’nin darbe sonrası güç durumda olan güvenlik birimlerindeki bölünmeleri ve çıkar gruplarını ortaya çıkardı. Türkiye’nin bir büyükelçiyi korumadaki yetersizliği veya içerideki bölünmeleri de kendi çıkarı için kullanmak Rusya’nın başarabileceği kolay bir bilgi harekatıydı. Bunun yerine, Rusya yanlısı Türkçe dijital medya hesaplarının hepsi sessiz kaldı ve sadece Türk yönetimince yapılan resmi açıklamaları paylaştı. Bu Moskova’nın, Ankara’nın olayı bir çerçeveye oturtmasına ve kendi söylemini oluşturmasına müsaade etme niyetine işaret ediyordu. Bu aynı zamanda iki taraf arasında ilişkileri geliştirmek için de önemli bir sinyaldi. 

Hadiseden sonraki ilk birkaç saatte, olayın “yalan” olduğu veya “Türkiye’nin zayıf görünmesini sağlamak için kasti olarak yapıldığı” şeklindeki yoğun açıklama akışı dikkati çekti. Ancak Türk tarafının suikastla ilgili soruşturması tamamlandıktan sonra, bütün hükümet yetkilileri devreye girdi ve online başsağlığı dileğinde bulundu. İçeride üretilen dezenformasyonun bütün izleri de birden yok oldu. 

Dezenformasyon neredeyse bütün siyasi tartışmalara nüfuz ederek Türkiye’de siyasal iletişimin temel aracı haline geldi. Hükümetin devletin daha geniş iletişim imkanları üzerindeki kontrolünün sonucu olarak hükümet yanlısı çevreler dezenformasyon girişimlerinde çok daha büyük bir ağırlıkla yer alabilse de Türkiye’nin siyasi sistemindeki bütün taraflar, yetenekleri ve kaynaklarıyla orantılı olarak kasıtlı dezenformasyon yoluna gidiyor. 

Rusya, manipüle etmek için Türkiye’deki bilgi ekosistemini yozlaştırmak zorunda değil, çünkü Türkiye’nin bilgi ekosistemi sistematik yalan haberler ve dezenformasyonla başı zaten belada ve sonuç olarak dış manipülasyona uygun durumda.  

Kremlin, her iki taraftaki söyleme nüfuz edebildiği ve Rusya yanlısı içeriği yaydığı sürece hangi tarafın baskın olduğuyla ilgilenmiyor. Rusya yanlısı bilgiler hükümetin pozisyonunu desteklediğinde, hükümet taraftarı medya ağları bunu yayıyor. Bilgiler hükümetin pozisyonuyla çelişiyorsa, bu kez de muhalefetin ağları bunu kullanıyor. Sonuç olarak, Rus yanlısı bilgi ve duyarlılık akışı Türk dijital medyasının tüm yelpazelerinde engellenemiyor. 

Rusya’nın savaş uçağının vurulmasından sonra başarılı bir şekilde ortaya koyduğu gibi Moskova’nın bilgi harekatına karşı Türkiye’nin direnci zayıf. Türkiye’nin Moskova lehine yeniden dengeleme politikasına yönelmesiyle, Rusların sindirme taktikleri, Karlov suikastı sonrasında kanıtlandığı üzere büyük ölçüde ortadan kalktı. Bu değişimin sonucu olarak, Türkiye S-400’leri satın almak için daha istekli hale geldi ve Washington’ın F-35 programıyla ilgili tehditlerine duyarsızlaştı. 

Rusya’nın Türkiye’de hem hükümet yanlısı hem de muhalefet yanlısı dijital medya üzerinde süregelen nüfuzu, Moskova’ya gelecekteki herhangi bir kriz ve acil durumda üstünlük sağlayacaktır. 

(independenturkish.com)

Yazının orjinali için tıklayın

Not: Bu yazı Medya Günlüğü'nde daha önce yayınlanmıştır.