Türkiye siyasetinde yeni dönem

Türkiye siyasetinde yeni dönem

21 Haziran 2019 Cuma  |   Köşe Yazıları

Sadece Türkiye değil, tüm dünya İstanbul seçimlerine kilitlenmiş durumda. Aslında seçim sadece İstanbul Belediye Başkanlık seçimi değil. Oylanacak olan Ekrem İmamoğlu ya da Binali Yıldırım da değil. Yeni Anayasa bir kez daha, bu defa reel sonuçlarıyla oylanacak. 

16 Nisan 2017 referandumu ve kabul edilen yeni Anayasa sonrası Türkiye’de yeni bir siyasal düzen başladı. Sistemin şifreleri 24 Haziran genel seçimleri sonrası çözüldü. Bu bir yıl içinde olmayacak denilen ne varsa oldu, olacak denilen hiçbir şey ise olmadı. İç siyasette ki karmaşa, dış siyasetteki tutarsızlıklar ve ekonomik çöküş yeni dönemin şifreleri aslında. 

Şifreler çözüldü. Olmadı. Olmuyor. 

Bu anlamda 31 Mart seçimleri iktidar partisi için bir güven oylamasına dönüştü. İktidar partisi yani AKP, MHP ile ittifak yaparak girdiği  yerel seçimlerde özellikle Türkiye’de ekonominin, ticaretin ve turizmin kalbi olan şehirleri kaybetti. Bu sonuçlar aynı zamanda seçmen tarafından verilen “sana güvenmiyorum” mesajı olarak değerlendirilmeliyken, AKP 17 yıllık iktidarın ve yenilmezliğin kibriyle bu değerlendirmeyi yapamadı.

İstanbul seçimlerinin iptali Türkiye’de yeniden yazılacak bir SİYASETİN başlangıcıdır aslında. Gerekçesi bile “güven vermeyen” bir seçim iptali ilk seçimin gerçek kazananı Ekrem İmamoğlu’nu güçlendirdi. Bu saatten sonra Binali Yıldırım’ın yapacağı fazla bir aksiyon yok. Seçimin aktörleri belli. İmamoğlu ve Recep Tayyip Erdoğan. Bu durum Binali Yıldırım’ın işini daha da olmaza soktu tabii.

Seçmen iradesi iki gün sonra yenilenecek seçimde bu defa Demokrasiden yana daha da kenetlendi. Yurttaşlarımız artık kavga, öfke ve ayrıştırıcı siyaset de, söylem de istemiyorlar.

Cumhur ittifakı 31 Mart öncesinde kuvvetle seslendirdiği, sloganlaştırdığı BEKA söyleminden vazgeçti. Bir yandan kendi küskün ve uzaklaşan seçmenini toparlamaya çalışırken, öte yandan Kürt yurttaşlarımızı etkileyebilmek için ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. MHP’nin dil değişikliğine gitmesi ise yurttaşlarımızda samimiyetsizlik dışında bir etki uyandırmadı.

Tüm bu samimiyetsiz tutumlara karşı, BARIŞ, ÖZGÜRLÜK ve DEMOKRASİ TRENİ kendi yolculuğuna başladı bile. Bu trenin içinde barıştan yana olan, özgürlük mücadelesi içinde olan, Demokrasimize sahip çıkmak isteyen herkes var. Bu defa  yurttaşlarımız kararlı. Ödün vermeyecekler. Bir kez daha seçmenin iradesini gasp edemeyecekler. 

23 Haziran’da kazananlar barıştan, özgürlüklerden ve demokrasiden yana olanlar olacak. 

24 Haziran’da ise Türkiye’de Yeni dönem SİYASET’in ilk gününe uyanacağız. Bu defa Huzuru, Barışı ve Dayanışmayı tüm yurttaşlarımız birlikte el ele örgütleyecekler...