Türk usulü habercilik: Yağmur ve şemsiye

Türk usulü habercilik: Yağmur ve şemsiye

19 Haziran 2020 Cuma  |   Kötü

Medyada liyakat zinciri kırılmasından yani mesleğin duayenlerinin sektör dışına itilmesinden sonra genç meslektaşlarına doğrusunu gösterecek, hatalarını düzeltecek gazetecilerin sayısı iyice azaldı.

Uçak kullanmasını bilmeyen pilot ya da araba kullanmasını bilmeyen taksici ifadeleri kulağa ne kadar garip ve saçma geliyor değil mi?

Ama son yıllarda medyada haber yazmasını bilmeyen muhabire rastlamak artık hiç şaşırtıcı değil.

Örnek mi?

Perşembe günü İstanbul'da etkili olan yağışın ardından özel bir haber ajansının abonelerine geçtiği haberden bir bölüm:

"İBB AKOM’dan yapılan uyarıların ardından İstanbul’da sağanak yağış etkili oluyor. Bağcılar ve Güngören'de bir anda etkili olan yağış nedeniyle kimi vatandaşların binaların altında beklediği, kimi vatandaşların ise şemsiyelerini açtığı görüldü. Çocukların ise yağmur nedeniyle sokaklarda koşuşturması dikkat çekti."

Yani ne kadar ilginç değil mi, yağmur yağınca kimi vatandaşlar "binaların altında beklemiş", kimileri "şemsiyelerini açmış", çocuklar ise "yağmur nedeniyle sokaklarda koşuşturmuş!"

Aslında haksızlık etmemek lazım...

Belki de haberi yazan muhabir arkadaş bunları hayatında ilk kez görüyor!

Hadi diyelim bu satırları yazan muhabir genç ve deneyimsiz.

Peki bu haber redakte edilmeden nasıl servise konuluyor.

Hadi diyelim editörün gözünden kaçtı.

Bu garip ifadelerle dolu sözde haberi ajanstan alıp gazetelerin internet sayfalarına koyan, daha doğrusu tek bir harfine bile dokunmadan kopyalayıp yapıştıran, editörlerin hiç mi suçu yok?

Hani derler ya, balık baştan kokar...