Türk gazetecilere Makedonya'da 'komplo'!

Türk gazetecilere Makedonya'da 'komplo'!

31 Ekim 2015 Cumartesi  |   MG Özel

Yazar İnan Çetin, gazeteciler, Azmi Koçak ve Musa Ağacık bir kitap çalışması için gittikleri Makedonya'da polis tarafından "komplo" hissi uyandıracak şekilde "organ mafyası" na çaıştıkları iddiasıyla gözaltına alındı. Çetin, Koçak ve Ağacık Medya Günlüğü'ne gönderdikleri açıklamada yaşadıklarını ve Makedonya izlenimlerini şöyle anlattı:

 

NEDEN GİTTİK?

 

"Yazar İnan Çetin, gazeteciler, Azmi Koçak ve Musa Ağacık, üzerinde çalıştıkları bir kitap için, çeşitli temas, araştırma ve incelemelerde bulunmak üzere 16 Ekim tarihinde Makedonya'nın başkenti Üsküp'e gittiler. Kentin merkezindeki kafe ve restoranlarda dolaşarak mendil satan, hatta para isteyen çocukların fazlalığı ilk dikkatlerini çeken husus oldu. Üsküp'te iki gün kaldıktan sonra Manastır'a geçtiler. Çeşitli kişilerle konuştular, hatta Ulah bir aileye konuk oldular. Ulah yemekleri ve ikram ettikleri ev yapması rakı çok nefis idi. Akşam üstü aileye veda ederek otellerinin civarında bir kafe restorana oturdular. 10-11 yaşlarındaki bir kız çocuğu Azmi Koçak'a selam verdi. Koçak da kız çocuğunun selamını aldı. O da onu selamladı. Musa Ağacık da bu kareyi fotoğrafladı. Çok geçmeden içeriden, daha sonradan sivil polis olduğunu öğrendikleri bir kişi, üçlünün çantalarını içeri taşıdı. Kımıldamamalarını söyledi. Adam yalnızca kendi dilini konuşuyordu. Üç gazeteci neye uğradıklarını anlayamadan ekip minibüsü gelip söz konusu kişileri Polis Merkezi'ne götürdü. Nöbetçi amiri, kızın fotoğraflarının silinmesini istedi. Ağacık da sildi. Olay çözülmüş, yanlışlık anlaşılmıştı. Polis üçünün de pasaportunu iade etti. Otele döndüler.

 

SUÇLAMA!

 

Ağacık ve İnan pasaportlarını resepsiyona iade ettiler. Koçak'ın pasaportu ise çantasında idi. Saat 24.00 sularında Azmi Koçak'ın kapısı çalındı. Gelen polisti. Polis Koçak'ın pasaportunu da alarak, "Yarın saat dokuzda Polis Merkezi'ne gelin. 1500 euro cezanız var," dedi.Ağacık da o sırada Koçak'ın odasında bulunuyordu. Polisin lisanı çok kötüydü. (Sözde İngilizce) cezanın kiliseye yatırılacağını söyledi. Burada da bir lisan problemi oluştu. Polis Koçak'a imzalaması için bir kağıt uzattı, o da imzaladı. Evrak Makedonca yani Kiril alfabesiyle yazılmıştı. Ağacık ısrarla imzalamadı. Koçak ise, "Ne olursa olsun! Bu kağıdı imzalamam bir şey kabul ettiğimi göstermez. Ne avukat var ne yeminli tercüman... Üstelik içki de içtik," diyerek evrakı imzaladı. Ertesi gün 09.00'da üç arkadaş Polis Merkezi'ne gitti. Bir komiser refakatinde Adliye'ye götürüldüler. Yani gözaltıları devam ediyordu. Bayan Hakim, savcılığın iddianamesini açıkladı. Onları, organ mafyası olarak niteliyordu savcı. Hakime Hanım, "Mahkeme isteyebilirsiniz ama çok uzun sürebilir," dedi. Konuşmayabileceklerini söyledi. Musa Ağacık, "Eğer mahkeme evrensel hukuk normlarına göre yapılacaksa, mahkemeyi istiyorum" dedi. Sonuçta celse başladı. Karar:

-" Makedonya'da 18 yaşından küçük çocukların fotoğraflarının çekilmesinin yasak olduğunu bilmediklerine, bu suçu bir daha işlemeyeceklerine kanaat getirildiğinden; mahkeme, tercüman ve karşı tarafın  avukat masraflarını ödeyerek...."

Sıkıntıları bitmiş miydi acaba?  Maalesef HAYIR...

 

 

Mahkeme kararından ve ilgili ödemeleri yaptıktan sonra, Savcılık sekreteryasına gidip, Polis Merkezi'ne hitaben, "Pasaportların iadesi" emrini aldılar. Haydi bu kez de rota Polis Merkezi...  Yeminli tercümanları da yanlarında ama pasaportlar bir türlü bulunamıyor. Biraz sesleri yükselse, başka bir suç işlemiş olacaklar. Haydi dön başa... Mesai bitmek üzere. Ertesi gün Cumartesi tatil. En yakın tarih pazartesi. O da şansa kalmış. Sonuçta pasaportlar ortaya çıkıyor. Ama polisin elinde. Polis ısrarla pasaportları otelin resepsiyonuna teslim edeceğini söylüyor. Amaç vermemek. Üst tarafı bahane! Sıcak sıcak mahkeme kararı ellerinde, savcılığın polise talimat yazısı ellerinde. 

 

"ŞURADA BEKLEYİN"

 

 

 

Polis pasaportları resepsiyona veriyor ve üçlü pasaportlarını resepsiyondan alıp, Üsküp'e doğru yola çıkıyorlar. Ertesi gün, yani Cuma sabahı İstanbul'a uçacaklar. UÇABİLECEKLER Mİ ACABA?

Saati geliyor, biniş işlemleri başlıyor. Üç arkadaş polis kuyruğunda. Sıraları geliyor, tek tek sırayla pasaportları veriyorlar. Veriyorlar ama geri alamıyorlar. İlgili polis memuru, "şurada bekleyin" diye adeta çıkışıyor. Bir başka kişi geliyor içeriden. "Otelinizle bir sorununuz varmış" diyor. Üçü birden faturalarını çıkartıp gösteriyorlar. Polislerin biri gidiyor, biri geliyor. Tam bir işkence. Polisin biri, uzun uzun mahkeme kararını inceliyor. Ve kaşını kaldırarak soruyor, "Bunun orjinali nerede?" Orijinali tabii ki mahkemede. Ama anlamak isteyen kim!

Kısacası, Manastır / Bitola polisinin ve savcısının kurduğu bir komployla karşı karşıya kalmış Yazar İnan Çetin, Gazeteci Musa Ağacık ve Azmi Koçak. Şimdi Makedon yetkililerden özür bekliyorlar ve kendilerine yapılan bu haksızlığın giderilmesini, buna sebep olan yetkililer hakkında gerekli işlemin yapılmasını talep ediyorlar.