Turizmin sorunları ve geleceği

Turizmin sorunları ve geleceği

5 Mayıs 2020 Salı  |   Köşe Yazıları

Küresel salgının tüm dünyada ve yurtta en fazla etkilediği sektörlerin başında kuşkusuz turizm geliyor. Ülkelerin sınırlarını kapatmaları ve yurt dışı çıkışlarını yasaklamaları ile turizm sektörü ve seyahat endüstrisi tarihte eşi görülmemiş bir süreçten geçiyor.  

Her türlü iyimser senaryoya rağmen, ne olacağını kimse bilmiyor ve bu süreç devam ederse sektördeki kriz çok daha büyüyecek gibi görünüyor. Turizm deyince aklınıza sadece oteller, seyahat şirketleri ve taşımacılık endüstrisi gelmesin. Turistik destinasyonların olduğu her yerde sektöre bağlı iş yapan küçük esnaf, işletmeci ve yerel halk bundan etkileniyor. 

Şu anda turizm içinde yer alan tüm paydaşlar sessiz, karamsar ve şaşkın durumda. Üstelik turizm endüstrisinin Türkiye için özel bir önemi  var. TÜİK verilerine göre, Türkiye'nin turizm gelirleri 2019'da 35 milyar dolar olarak görünüyor ve bu rakam ülke ekonomisi için son derece önemli. 

Turizmin sorunları konusunda detaylı bilgiler almak için İzmir ve Ege'nin son yıllarda parlayan yıldızı Academic Tour'un patronu Ayfer Olman ve tur rehberi Gökhan Gelibolu ile bu konuları konuştuk. 

Biraz uzun oldu ama eğer gezmeyi, tatili özlediyseniz ve turizmin geleceğini merak ediyorsanız bu yazıyı mutlaka okuyun derim... 

- Ayfer Hanım siz uzun yıllardır bu sektörün içindesiniz, özellikle son yıllarda  Academic Tour'un büyük bir atılım ve gelişme içinde olduğunuzu biliyorum. Hatta son yıllarda Uzak Doğu'ya kadar uzanan tur programlarınız  vardı. İlk olarak şirketiniz nasıl kuruldu, bu işe nasıl başladınız ve şimdiye kadar hiç böyle bir durumla karşılaşmış mıydınız? 

- 27 sene önce, adını asla anmadan geçmeyeceğim rahmetli ortağım Yavuz Özyar ile birlikte turizm sektörüne başladım. Academic Tour’un başarı hikayesinin her adımında emeğim büyüktür. Ne kadar ticari işletme olsak da yaptığım her işte, hep memnuniyeti ve dürüstlüğü ön planda tuttum. Karakterim, kültürüm, hayata bakışım ve duruşum işime yansıdı. Çocuğum gibi büyüttüğüm Academic Tour bugün, kültür turizmi alanında, Türkiye"de önemli bir marka haline geldiği gibi yüzlerce kişiye iş sahası yarattı. Meslek hayatımda birçok krizle karşılaştım ve atlattım. Ancak bu kez önceki krizlere hiç benzemeyen kendine özgü bir krizle karşı karşıyayız. 

- 2020 turizm sezonu sizce başlamadan bitti mi? Yoksa önümüzdeki sonbahar kısıtlı da olsa sektörde bir hareketlenme olur mu? Sanırım yurt dışından bu sezon bir beklentiniz yok, en azından yurt içi turlarda güz sezonu neler bekliyorsunuz?

- Bence 2020 sezonuna kayıpla başladık demek daha motive edici… Dünyanın ilk kez karşı karşıya kaldığı koronavirüs pandemisinde kırılgan yapıdaki turizm sektörü derin yaralar aldı ve almaya devam ediyor. Bizde 2020’de belki yurt dışı turları çok az sayıda gerçekleşecek, kesinlikle olmayacak diyemem… Çünkü, yeşil pasaportla seyahat edilebilen bazı ülkelere Eylül-Ekim aylarında gitmek için talepte bulunan misafirlerimizin olduğunu görüyoruz. Eğer yasal bir engel ve sağlık açısında tehlikeli bir durum söz konusu olmazsa belki birkaç yurt dışı turu olma ihtimali var.

Yaz ve sonbahar  sezonunda turizmde bir hareketlenme olacağı öngörüsündeyim. Şöyle ki; uzun süredir herkes evlerinde kapalı kaldı, hele bizim gibi sosyal ve sıcakkanlı toplumlarda bir arada olmak, ziyaretler, buluşmalar ve gezmeler çok önemli ve bu durum çok özlendi. Hem bedenen hem ruhen kendimizi uyandırmaya ihtiyacımız var…  

- Ekonomik daralma nedeniyle turizm gibi “keyfi” harcamalar kısılacak gibi düşünülse de ben bu kriz sonrası evlerinde bunalan büyük bir kitlenin seyahat etmek, turlara katılmak için gün saydığını düşünüyorum. En azından günübirlik ve birkaç günlük yakın çevre gezilere talep olacağını varsayıyorum... Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz, bu konuda bir planlamanız var mı? Neler öngörüyorsunuz? 

- İnsanlar keyiften ziyade öncelikle mental ve fiziksel sağlık için seyahat edecekler ve bu noktada da spor turizmi, kırsal turizm, eko turizm ve termal turizm gibi turizm türlerinin önem kazanacağını öngörüyorum. Söylediğim gibi kültürel turizmde 2020 için dağlık alanlar  ve köylerde yerel kültür çekiciliğini arttıracaktır. Özellikle Türkler olarak bizler sıcakkanlılığımızın getirisi olarak bu yerlere gitmek isteyeceğiz. Hem az sayıda insanla seyahat edeceğiz hem de özlediğimiz o samimiyeti bu turizm türlerinde daha fazla hissettiğimiz için kırsal alan kültürü turizmi canlandıracak. Ancak bunlar kısa vade de 2020 için geçerli, yeniden bir salgın etkisinde kalmazsak insanlar kentsel kültürel turizm için yeniden seyahat edeceklerdir. Bu düşüncelerim doğrultusunda yeni destinasyonlar hazırlamaya başladık bile… 

- Kesin olan bir başka konu da birçok tur ve seyahat organizasyon şirketinin bu krizi atlatamayacağı ve kepenk kapatacağı yönünde. Yani sektörel bazda bir daralma olacağı kesin... Bunun için bir hazırlığınız var mı? Sizce bu durumda ayakta kalma şansı olanlar neler yapmalı, nasıl bir politika izlemeli? 

- Ne yazık ki söylediğiniz gibi birçok seyahat acentesini zor günler bekliyor. Şirketlerin her zaman bir B planı ve bu plan için bir kötü gün bütçesi olmalı ki, bu gibi kriz anları yönetilebilsin. Daha önce belirttiğim gibi turizm sektöründe birçok krizle karşılaştım.

Turizm, krizlerde en çok etkilenen sektördür. Dolayısıyla özel yaşantımda ve şirketimde hep bu tedbirlerle hareket eden bir yapım oldu. COVID-19’la ortaya çıkan bu krizi öngörmemiz mümkün değildi ama, tedbir bütçemiz hazırdı.   

Bu kriz döneminde, sosyal medya aracılığı ile misafirleriyle iletişimimizi koparmadık. Bu süreçte, turlarımızda yer alan tarihi kültürel değerlerimizi rehberlerimizin anlatımlarıyla sosyal medyada canlı yayınlar düzenleyerek, misafirlerimizle sürekli iletişim halinde kalmayı uygun buldum.  Misafirlerimiz de bu etkinliklerde bize  yeni stratejiler geliştirmemizde yol gösteriyor. İlk etapta firmalar kendi hedef kitlelerine yönelmeli. Ancak bunu yapmaları için pandemi sonrasında rezervasyon iptallerini, geri ödemeleri ve tatil ertelemelerini en sağlıklı şekilde  yapmış olmaları gerekli.  Böylelikle kitleleriyle bu süreci daha prestij kazanarak yönetebilme şansları olacaktır... ‘’Tatilin en güvenilir adresi’’ sloganı ile  dürüstlük ve güveni temel alarak kriz döneminde de bu ilkemizden ödün vermeyerek ilerliyoruz. 

- Bu salgın ve karantina sonrasında tüketim ve alışveriş dürtüleri değişmiş bir müşteri kitlesiyle karşı karşıya kalacaksınız. Bundan sonra sizce turizm sektöründe neler değişecek? 

- Pandemi sonrasında  insanlar seyahat etme özgürlüklerinin ne kadar değerli olduğunu anlasalar da bir süre temkinli hareket edecek ve daha fazla düşünüp, daha fazla irdeleyeceklerdir. Korkularımız geçtiği anda, kendimizi dışarı atmak isteyeceğiz. Dışarı çıkarken bazı şeyler eskisi gibi olmayacak. Kalabalıklara girmeye biraz daha çekineceğiz ama güneşe, yeşil doğaya ve mavi denize duyduğumuz özlemi de gidermek isteyeceğiz. Bu noktada gitmeye ihtiyaç duyduğumuz yerler doğa olacak. 

Daha az bilinen yerleri, gizli cennetleri keşfetmeye ihtiyaç duyacağız. Ülkemizin her köşesi cennet, her köşesinde tarihi, kültürel ve doğal zenginlik mevcut. Oteller, tesisler ve ulaşım sektörü de hizmetlerini gözden geçirecekler. Bu konuda artık insanların bilinçleri arttı ve yakın gelecekte destinasyon tercihinde doğa dostu tesisler, dezenfekte kontrollerini şeffaflıkla paylaşan, sağlıklı mutfak hizmeti sunan, büyük yemek salonlarının ve açık büfelerin kalkarak özel salon ve odalarda hizmet verebilen ve yerel mutfağın öne çıktığı bir turizm sektörü gelişecek. 

- Kriz sonrası sektöre getirilecek yeni düzenleme ve kısıtlamalar tur maliyetlerini arttırır mı? Krizde en sert darbeyi alan turizm firmaları sanırım artık hayatta kalma savaşı verecekler. Maliyet artışları sizlerin fiyat politikalarına nasıl yansır, yani eskisi gibi bizler için hesaplı ve ekonomik turlar artık hayal mı olur? 

- Bizler elbette en kaliteli ve güvenli hizmeti vermeyi önceliğimiz yapacağız. Ancak alınan yeni önlemler, seyahat etmenin öncesinden daha pahalı olabileceğini göstermekte. Birçok konuda maliyetler artacak. Örneğin büyük gruplar yerine küçük gruplarla seyahat etmek, yine tercih edilen tesislerde hijyen önlem maliyetleri gibi temel değişiklikler, seyahatin maliyetini artıracak.  

- Krizlerin ardından insanlar genellikle değişik alternatifler yerine tanıdıkları, bildikleri ve güven duydukları firmalarla seyahat etmek isterler. Bu açıdan öncelikle eski müşterileriniz sizin için hedef kitle olmalı diye düşünüyorum. Bu konuda kriz sonrası eski veya yeni hedef kitlenize ulaşmak için farklı yollar denemeyi düşünür müsünüz? 

- Öncelikle bizim misafirlerimizin tekrar bizimle seyahat edeceklerinden eminiz. Bu kriz sürecinde hiçbir misafirimiz mağdur edilmedi, gerçekleştirilemeyen turlar ve ön rezervasyon ödemeleri gelen iptal talepleri ile iade edildi. Aynı zamanda misafirlerimizle sürekli irtibatta kalarak tüm sorularını açık net  ve belgeli cevapladık. Bunları bu süreçte yapmış olmak acentemizin sahip olduğu güveni artırdı.

Tüm bunlar bizim misafirlerimizin yine bizimle seyahat etmek isteyeceği öngörüsünde bulunmamızı sağlarken, müşteri memnuniyetimizi duyan diğer misafirlerin de bizimle seyahat etmek isteyeceğini düşünüyoruz. Firmamızın seyahatlerle ilgili her ayrıntıyı tüm şeffaflığı misafirlere sunması, ulaşım, konaklama yeme-içme konusunda sektörün en güvenilir firmalarıyla çalışması, ekonomik anlamda sağladığımız güven ve garanti bize fırsat üstünlüğü sağlayacaktır.

- Bir süredir sizler için benzetme yerindeyse hayat durdu, turlar yapılamıyor. Peki sektörün içinde çalışanlar ne gibi zorluklar yaşıyor? Örneğin sizin firmanızda çalışanların durumları nedir şu an? İşten çıkanlar oldu mu? Son olarak bir tur firması sahibi olarak devletten neler bekliyorsunuz? Bu konudaki öneri ve düşünceleriniz nelerdir? 

- Öncelikle bu süreçte, yeni girmiş birkaç elemanım dışında, kilit kadromu korudum ama bazı önlemler de aldım. Devletin biz turizm acentelerine gereken desteği sağlamadığı ortada... Birçok seyahat acentesi kepenk kapatmak üzere. Acenteler ulaşım, konaklama, restoran olmak üzere turizmin üç temel paydaşı ile çalışan büyük bir sektör ve binlerce insanın ekmek kapısıyken, bir anda sektör tamamen durdu ve bu insanlara ne olacağı ne yazık ki belli değil…

Bu büyük krizde, turizm bakanlığı sadece konaklama ve uçak firmalarını koruyucu kararlar aldı. Düzenlediğimiz paket turlarda misafirlerimize taahhütlerimizi yerine getirmek üzere havayollarına ve otellere gönderdiğimiz ön avans  ödemelerimizi geri alamadığımız için, misafirlerimizle karşı karşıya bırakıldık.

Otellere, havayollarına uygulanan bu kararlara acenteler de dahil edilmeliydi. Ekonomik tedbir paketlerinde, turizmin lokomotifi seyahat acentelerinin sektörümüze, öteleme değil, özel destek paketlerinin çıkarılmasını bekliyoruz. Acentelerin hacimleri doğrultusunda, adil oranlarda verilecek krediler de sektörü bir nebze rahatlatacaktır. Ofislerimiz açıldıktan sonra en az 6 ay SGK indiriminden yararlandırılması, tüm hava yollarının yeniden eski sistem gibi kendilerinin yolcu satışı ile acente yolcu satışını aynı eşit duruma getirmesi, kira ödemelerinin durdurulması konusunda sektörümüzün birçok beklentisi var… Açıkçası, seyahat acenteleri kaderine terk edildi ve herkes kendi başının çaresine baksın durumunda…

                                   *               *           *

Şimdi de benzer soruları turist rehberi arkadaşım Gökhan Gelibolu'ya yöneltmek istiyorum. 

- Gökhan Bey selamlar, kaç senedir bu işi yapıyorsunuz ve daha önce hiç böyle bir kriz gördünüz mü? Sürekli şehirden şehre, ülkeden ülkeye gezen bir turist rehberi için sürekli evde kalmak nasıl bir duygu? Neler değişti hayatınızda?

- Ege Üniversitesi Turist Rehberliği mezunuyum ve yaklaşık 23 yıldır başta Turist rehberliği olmak üzere turizmin farklı alanlarında çalıştım ve şu an faal olarak turist rehberliği mesleğimi icra ediyorum. 

Tüm dünyayı etkileyen pandemi krizi gibi bir krizi ne ülkemiz, ne de dünya daha önce bu boyutta yaşamadı o yüzden daha önce bu boyutta bir kriz görmediğimi söyleyebilirim.

Elbette mesleği gereği sürekli seyahat eden ve farklı şehirleri, coğrafyaları ve ülkeleri insanlara tanıtmaya çalışan ve her gün neredeyse farklı bir şehir ya da ülkede uyanan biri olarak yaşamak zorunda olduğum bu dönem ve evde kalmak zorunluluğu tabii ki zor benim ve meslektaşlarım için.

Hayatımda neler değişti sorusuna ise şöyle cevap verebilirim: Son yıllarda hiç bu kadar evde kalmamış biri olarak evde kalmanın keyfini çıkarmaya çalışıyorum diyebilirim. Ayrıca evde kaldığım süre içinde mesleki anlamda kendimi geliştirici çalışmalar, okumalar yapmaktayım, sanatsal ve kültürel yayınları takip ederek bu süreci atlatmaya ve psikolojimi dengede tutmaya çalışıyorum.  

- Turist rehberliği son derece zevkli, bir o kadar da zor ve zahmetli bir meslek, herkesi memnun etmek kolay değil... Bilmeyenler için tur rehberleri maaşlı çalışan mıdır yoksa tur olduğu sürece para kazanan insanlar mıdır? Bunu şunun için soruyorum sanırım rehberlerin çoğu da sektörün içinde yer alan diğer paydaşları gibi zor durumda olmalı, devletten bu süreçte yardım alıyor musunuz? Tam sezon öncesi bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

– Evet söylediğiniz gibi turist rehberliği son derece zevkli, keyifli bir meslek olmasına rağmen içerisinde birçok zorluğu da barındırıyor. Hem maddi hem de manevi anlamda zorluklar bunlar.

Turist rehberliği serbest meslek statüsünde olan bir meslek ve çoğunlukla rehberler tur olduğu sürece günlük yevmiye ücreti karşılığı çalışan kişiler. Elbette bir Seyahat Acentesine bağlı maaşlı çalışan rehberler de var ama bu sayı yüksek bir sayı değil. Bu bağlamda zaten yoğun şekilde yılın belli dönemleri çalışabilen ve para kazanabilen rehberler olarak bu kriz elbette tüm turizm paydaşlarını etkilediği gibi bizleri de derinden etkiledi. Bu dönemde evde kaldığımız her gün gelir kaybına uğradığımız anlamına geliyor ki başka bir gelir elde etme şansı olmayan bizler için elbette ki çok zor bir durum. Bu süreçte rehberler olarak devletten fazla bir destek gördüğümüzü söyleyemem açıkçası.

Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından bu süreçte faal olarak turist rehberliği mesleğini icra eden rehberlere 10 bin TL’ye kadar 6 ay ödemesiz 30 ay geri ödemeli düşük faizli kredi verilmesi haricinde herhangi bir şekilde bir destek en azından şu ana kadar yapılmadı. Kış sezonundan yani düşük sezondan çıkmışken, kimimiz çok az tur yaparak, kimimiz hiç tur yapmadan yeni ve yoğun sezona hazırlanırken pandeminin ortaya çıkması elbette hepimizi zor durumda bıraktı ve önümüzdeki süreçte bu salgın devam ettiği sürece daha da zor durumlarda bırakacağını düşünmek durumundayız.

-  Gökhan Bey, sizce bu sezon ne olur, yurt dışı olmaz sanırım da yurt içi turları için  umut var mı? En azından sonbahar-kuş turları kısıtlı da olsa olur mu? Evde tatil yapmayı gezmeyi özleyenler için ne diyeceksiniz? 

– Bana göre sizin de dediğiniz gibi yurt dışından gelecek turistlerle ülkemizde turizm yapılması çok ama çok zor olacak ki "incoming" dediğimiz bu turizmi en azından bu sene için unutmamız gerek. İç pazar olarak adlandırdığımız yerli turistlerle yapacağımız turizm ise açıkçası salgının gidişatı ile doğru orantılı olacak. 2020 yılı turları büyük ihtimalle normalleşme başladıktan sonra yerli turistlerle ufak çapta da olsa yapılmaya başlayacak. Kültür turları olarak düşündüğümüzde ise sonbahar-kış aylarında kıpırdanmanın olacağı yönünde optimist tahminlerim var ancak virüsün izleyeceği yol ve bununla nasıl mücadele ettiğimiz de optimist tahminlerime bir şerh koymamı zorunlu hale getiriyor elbette.  

- Bu virüs illetini atlatsak bile artık uzun süre hiçbir şey eskisi gibi olmayacak... Turizmde neler değişecek? Örneğin tur otobüsleri, kalınan oteller, gezerken grup içi iletişim vs nasıl olacak? Orta vadede yeniden geziler olsa maskeyle mi dolaşacağız artık? Ne düşünüyorsunuz bu konularda? 

- Kesinlikle katılıyorum bu görüşünüze, virüsü atlatsak bile daha sonra oluşacak psikolojik etkilerini görmeye devam edeceğiz ki bu da bize turizmde bir takım alışkanlıkları bırakıp yeni önlemler ve düzenlemeler almamızı gerektirecek. Bunların başında seyahat sırasında uygulanacak önlemler gelecek ki uçakların, otobüslerin ya da minibüslerin dezenfektasyonunun sağlanmasından oturma düzenine kadar yeni uygulamalar yapılması gerekecek.  

Grup içi iletişimde kapalı devre kulaklık uygulaması gündeme gelecek ki sosyal mesafeyi koruyarak anlatımların yapılabilmesi ve iletişimin kurulabilmesi açısından faydalı olacağına inanmaktayım. 

Otellerin kapasite düşümüne giderek aşırı misafir almadan gerekli hijyen koşullarını iç eğitimlerle çalışanlarına verdikten sonra bunları uygulamaları ve misafirlerine görsellerle anlatması ve toplu şekilde bulunan alanları düzenleyerek sosyal mesafeye uyacak şekilde hizmete açması, açık büfelerin bir müddet kalkması ve set menü uygulamasına geçilmesi gibi önlemler alınması gerecek.  

Tabii bu söylediklerim genelde kültür turizmi ile ilgili. Ayrıca kültür turlarına katılacak olan kişi sayılarını daha az sayıda tutarak araç içi ve gezi noktalarında sosyal mesafeyi korumak önemli hale gelecek. Bunun dışında uzun ve birçok şehri içine alan tur programları yerine daha kısa süreli ve belli bir şehri ya da bölgeyi kapsayan tur programları hazırlanacak ve daha fazla talep görecek diye düşünüyorum. 

- Turizm sektörü içinde yer alan tüm paydaşlar adeta zincirin halkaları gibi birbirine bağlı, tur şirketleri, gezilen yerlerde kalınan oteller, yemek yenen yerler ve burada çalışanlar hepsi bu krizden sanırım en çok etkilenen gruplar oldu... Gittiğiniz yörelerde yerel esnaf, halk ve işletmelerle iletişim halindesiniz. Örneğin Isparta'daki gül ve lavanta üreticisi, Antep'teki çarşı esnafı, Halfeti'de, Akyaka'da tekne turu ve Kapadokya'da balon turu yaptıranlar ve her türlü destinasyonda yer alan oteller ve buralarda çalışanlar şu an ne durumda?  

- Turizm dediğimizde aklımıza ilk gelen elbette doğrudan turizmde çalışanlar ve doğrudan turizm ile bağlantılı işler yapan paydaşlar olarak akla gelse de dolaylı olarak binlerce işletme ve bu işletmelerde çalışanlar ki bunlara örnek olarak Antalya’daki çiftçiler, seracılar, otellere temizlik malzemesi temin edenler, inşaat sektörü, oto sanayicileri vb. gibi işletmeleri ve kişileri dahil edebiliriz.

İşte tüm bu paydaşlar şu anki durumdan fazlası ile etkilenmekte olup daha ne kadar dayanabilirler bu krize. Farklı bölgelerde ki paydaş olduğumuz dostlarımız ile konuştuğumda herkesin temennisi öncelikle sağlıklı bir şekilde bu salgından kurtulmak olsa da ekonomik olarak krizin etkilerini çok ağır bir şekilde hissetmeye ve yaşamaya başladıklarını söyleyebilirim.

- Biliyorum şu aralar turizm ve bu sektörde yaşanan sıkıntılar pek çok kişinin ilgi alanı içinde değil, ya da herkes kendi derdine düşmüş durumda diyelim... Geleceğe dair neler düşünüyorsunuz, turizmin geleceği konusunda karamsar mısınız? Başka bir deyimle turizmin içinde yer alan bir kişi olarak kendinizi terk edilmiş hissediyor musunuz? 

- Turizm ülkemizin ana gelir kaynaklarından biri herkesin bildiği gibi ve ülkeye döviz girdi getirisi bakımından ise en önemlisi, ayrıca sağlamış olduğu istihdam ile çok önemli bir sektör.

Bu bağlamda gerekli desteğin turizmin tüm paydaşlarına verilmesi ve bu önemli sektörü ayakta tutacak gerçekçi politikalar izlenmesi gerekliliği su götürmez bir gerçek. Bir turizm emekçisi rehber olarak mesleğim ile ilgili söyleyebilirim ki bu dönemde terk edilmişlik hissine sahibim ve daha fazla sahip çıkılmayı ve desteklenmeyi beklemekteyim.

Gelecekte turizmi nasıl gördüğüm sorusuna gelecek olursak; insanlık tarihi boyunca doğamız bize yürümeyi, yol almayı ve keşfetmeyi söyler durur o yüzden önümüzdeki 2020 ve 2021 yılları her ne kadar iç açıcı tahminler yapamasak da doğamız gereği keşfetmeye ve seyahat etmeye devam edeceğiz. Bu dönemi atlatana kadar farklı düzenlemeler ve farklı yöntemler bulsak da devamında tekrardan eski ivmesini yakalayacağına inanıyorum ben turizmin. Önemli olan bu salgın ve post-salgın döneminden ne kadar hasar alarak çıkacağımız.  

- Son olarak bu yaşananlardan sonra devletin turizm içinde yer alan unsurlara bir desteği var mı, olmalı mı? Bilindiği gibi turizm gelirleri ülke ekonomisinde çok önemli bir yer tutuyor. Bu konuda önerileriniz neler olabilir? 

- Devletimiz açıklamış olduğu kriz paketlerinde turizm içinde yer alan unsurlara dair destekler sundu, bunlar içinde havayolu şirketleri, oteller, seyahat acenteleri gibi unsurlar yer almakta ancak yeterli mi sorusu her zaman sorulabilir elbette. Ez cümle olarak şunu söyleyebilirim, tüm turizm unsurlarının ve çalışanlarının  kriz döneminde ayakta kalabilecek şekilde desteklenmeleri süreci en az hasarla atlatabilmeleri sağlanmalı ve kriz sonrası gerçekçi politikalar ve gelecek planları ile gelecek güzel günlere hazırlıklı olmamız gerektiğidir.

Umut ediyorum ki ülkemiz ve tüm insanlık, bu günleri en kısa sürede atlatıp güzel, güneşli günleri görecek ve tekrardan keşfetmeye, gezmeye, hayattan keyif almaya ve yaşamın ne kadar değerli olduğunu anlamış olarak kaldığı yerden devam edecek

                                 *                 *            *

İşte böyle, turizmin hâli şu aralar gerçekten içler acısı, ne deseler haklılar.. .Ama geleceğe dair umut hiç tükenmiyor.  

Esen kalın...