Trump'ın kararı ve Türkiye

Trump'ın kararı ve Türkiye

22 Aralık 2018 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

ABD Başkanı Donald Trump'ın üst düzeydeki danışmanlarının tüm çabalarına karşın ve kabinesindeki en önemli bakanlardan birisini kaybetmek uğruna ABD'nin Suriye'deki askeri gücünü geri çekme kararını neden aldığı ve bunun yansımalarının neler olabileceği iki gündür tüm dünya basınının haber ve köşe yazılarında hararetle tartışılıyor. 

Bu çorbaya biz de kendi tuzumuzla katkıda bulunmak için olaya Türkiye'yi doğrudan ve dolaylı olarak ilgilendiren iki açıdan yaklaşacağız: Kararın Suriye ve genel olarak Orta Doğu bölgesinde hangi gelişmelere yol açacağı sorusu elbette Türkiye'nin doğrudan etkileneceği birinci çerçeveyi oluşturuyor; ikinci çerçeve ise Trump'ın bu kararının ABD iç politikasında ne ölçüde bir sallantıya yol açacağı ve Amerikan iç politikasındaki bu gelişmelerin Türkiye'yle ilişkileri nasıl etkileyeceği sorusu etrafında kurulacak.

Trump'ın ülkeye döneceğini açıkladığı 2000 kişilik ABD askeri gücünün geri çekilme takvimini bilmiyoruz, bu gücün yapısını ve stratejik-lojistik açılardan Suriye'deki öteki Esad (ve sözde İslam Devleti) karşıtı yabancı güçlerin hareket yeteneğini ne ölçüde etkileyeceğini de bilmiyoruz. Bir başka deyişle, siyasi düzeyde yapılan açıklamanın alanda yaratacağı somut gelişmeleri henüz izleyebilecek durumda değiliz. O nedenle de değerlendirmelerin siyasi düzeyin ötesin geçmesi olanak dışı şu aşamada.

ABD'nin CIA kaynaklı jeopolitik analiz uzmanı George Friedman'nın yönettiği "Geopolitical Futures" kurumunun uzmanları, Trump'ın kararının ardından yaptıkları taze yorumlarda, Fransız basınında yer alan görüşlere katılarak, bu gelişmenin Türkiye için hiç beklenmedik bir hediye olduğunu belirttiler.

ABD askerlerinin çekilmesi kararıyla birlikte salya sümük ağlamaya başlayan PYD/YPG liderlerinin feryatlarından bile anlaşılabileceği kadarıyla, bu gelişme Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriyeli Kürt gruplarına karşı anlamlı ve kalıcı sonuçları olacak bir kampanyaya başlamasını olanaklı kılıyor.

Ancak işin askeri boyutunun ötesinde, Amerikan askerlerinin çekilmesinin yaratacağı boşluktan doğacak siyasi nüfuzu kazanma potansiyeli, belki de askeri düzeyden çok daha önemli bir kazanım için ortam hazırlamış bulunuyor ve bu aşamada maalesef Türk Hariciyesi ile Genelkurmayının bu olanağı görüp değerlendirmesini dilemekten başka bir yapılacak bir şey yok bizim gibi faniler için.

Bu potansiyel kendini şurada gösteriyor: ABD her ne kadar askerini geri çekiyor olsa da, Suriye'deki çözüm sürecinin nasıl gelişeceğine kayıtsız kalamaz. Unutulmamalı ki ABD'nin Orta Doğu coğrafyasında Washington (ve/veya Tel Aviv) tarafından kontrol edilecek bir Kürt devleti kurmak için yaptığı askeri/siyasi yatırımın başlangıcı 2003 yılına uzanıyor. Bu kadar uzun vadeli bir stratejik adımın, Trump'ın asker çekme kararına kurban olmaması için ABD kurmayları ellerinden geleni yapacak olsalar da asker çekme kararı Türkiye Cumhuriyeti kurmayları için bu planı bozabilmek açısından altın tepside sunulmuş bir fırsattır

Şöyle ki, ABD'nin askeri varlığını geri çekmesiyle Suriye'deki Esad karşıtı güçlerin hem operasyon yetenekleri hem de siyasi ağırlıkları önemli ölçüde darbe alacak, ama daha önemlisi Suriye iç savaşının bitirilmesinde ivme tümüyle Astana sürecinin üç aktörüne kayacaktır. Bu üç aktörden sadece Türkiye Suriye'nin sınır komşusudur ve bu konumunun uzun vadede Suriye'deki istikararın güçlenmesine Rusya ve İran'dan daha önemli bir katkı yapmasını sağlayabilir.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi Türk basınındaki aklı başında kalemlerin uzun süreden beri yazdığı gibi Türk Hariciyesinin bu fırsatı değerlendirmeye niyet etmesi gerektiğini vurgulamak gerekir. Çünkü nihayetinde Rusya ve İran, Esad yönetiminin devrilmesini önleyerek bölgesel jeostratejik amaçlarını gerçekleştirmek üzereler: Rusya, Suriye'ye yaptığı müdahaleyle ABD'nin Orta Doğu'daki başat karar verici konumuna ağır bir darbe vurmakla kalmayıp, küresel bir güç olduğunu yeniden dünya aleme ilan etmiş durumda. İran ise Sünni İslam'dan kaynaklanan varoluşsal tehdidi bertaraf edip Basra Körfezi'nden Akdeniz'e uzanan nüfuz alanını koruyarak İsrail'in korkulu rüyası olma konumunu güvence altına almak üzere.

Bir başka deyişle, İran ve Rusya'nın Suriye'deki jeostratejik kazanımları bu ikili açısından artı hanesine yazılırken, Türkiye'nin Esad rejimiyle barışarak bu ülkenin yeniden kuruluş sürecinden elde edebileceği muazzam bir kazanç potansiyelini gerçekleştirmesi işten bile değil. Gerçi Türkiye'nin ekonomik durumu Suriye'ye yatırım yapmasına elverecek gibi değil ama kapı gibi Katar sermayesi burada her derde deva bir çözüm olarak ortaya çıkabilir.

İkinci açı

Suriye'deki ABD askerlerini geri çekeceğini açıklamasından sonra Savunma Bakanı James Mattis'in istifa etmesi Trump'ın başını önemli ölçüde ağrıtmaya aday bir dönüm noktası olabilir.

Hatırlanacağı üzere Trump işbaşına geldikten sonra, bir kaos ortamına döndürdüğü Beyaz Saray ile hükümeti içinde düzen ve disiplini sağlayabilmek için postallı güçlere dayanmak zorunda kalmıştı.

Bunun sonucu olarak Trump'ın görevlendirdiği ulusal güvenlik danışmanı General McMaster, özel kalem müdürü emekli general John Kelly ve Mattis, yönetime bir düzen ve disiplin görüntüsü kazandırmışlardı.

Ancak üç asker de Trump'ın kadrosundan ayrılma kararı almış durumdalar ve ABD Başkanı artık kendisiyle birlikte çalışmayı isteyecek ehil bir kadro oluşturmakta gitgide daha da zorlanıyor.

ABD Başkanı kendini güçlü hissettiği için, Washington'daki Türkiye karşıtı seslere kulak tıkamakta bir sakınca görmüyor. Aslında aynı şeyi Trump'ın bütün güçlü adam rejimlerine duyduğu sempatinin ifadesinde de görüyoruz.

Ne var ki, son asker çekme kararından sonra Cumhuriyetçi Parti içinde kendisini en güçlü biçimde destekleyen Kongre üyelerinin bile burunlarından solumaya başlamaları Trump için önemli bir alarm sinyali. Eğer bu çevreler ABD Başkanı'nı çizgi değiştirmeye zorlayabilirlerse, Washington'daki, başta Ermeniler olmak üzere Türk karşıtı çıkar gruplarının hummalı bir faaliyete geçerek Ankara'ya baskı yapılmasını sağlamaya çalışmaları beklenmeli.

Cengiz İzmirli (mahlas)