Trump'ın kâbusu

Trump'ın kâbusu

19 Nisan 2019 Cuma  |   Serbest Kürsü

ABD Adalet Bakanı William Barr, Başkan Donald Trump’ın 2016 seçim kampanyasında Rusya ile işbirliği yapıp yapmadığını belirlemek için Özel Savcı Robert Mueller’in Mayıs 2017’de başlattığı soruşturma sonunda hazırladığı yaklaşık 448 sayfalık raporu kısmen sansürlenmiş olarak ABD Kongre’sine ve kamuoyuna açıkladı. 

Mueller bu raporu Barr’a 22 Mart’ta teslim etmiş ve Barr da 29 Mart’ta ABD Kongre liderlerine gönderdiği üç buçuk sayfalık mektupla rapora ilişkin değerlendirmesini sunmuştu. Barr bu mektupta, Mueller’in raporunda yer alan bir tümceyi de tekrarlamıştı: Rapor Başkan Trump’ı suçlamıyor, ancak adaletin gerçekleşmesini engellediği (obstruction of justice) yolundaki kaygılara ilişkin olarak da tamamen aklamıyor: 

“Eğer gerçekleri derinliğine araştırdıktan sonra, Başkan’ın adaleti engelleme suçu işlemediğine ilişkin tam bir güvene sahip olsaydık, bunu açıkça ifade ederdik. Gerçeklere ve bu duruma uygulanabilir hukuki standartlara dayanarak bu sonuca varamıyoruz. Böylelikle, bu rapor Başkan’ın bir suç işlediği sonucuna varmazken,bu suçtan aklamıyor da.” (At the same time, if we had confidence after a thorough investigation of the facts that the President clearly did not commit obstruction of justice, we would so state. Based on the facts and the applicable legal standards, we are unable to reach that judgment. Accordingly, while thiş report does not conclude that the President committed a crime, it also does not exonerate him.)

Sonuç olarak rapor Trump’ın başını yiyecekse, bu tümcenin arka planını oluşturan bulgulara dayanarak bu sonucu yaratacak. 

Barr’ın Kongre’ye sunduğu üç buçuk sayfalık özetin ardından kaleme aldığımız yazıda demiştik ki, Mueller soruşturma gorevini büyük bir titizlikle tamamlamış ama, kendi isini siyasileştirmiş olmamak için Trump’ı suçlama işini politikacılara bırakmış. 

Raporun tamamının (istihbari bilgileri korumak adına) sansürlenmiş olarak açıklanmasından sonra, ABD’deki hukukçular ve siyasi gözlemciler bu yargıyı büyük ölçüde paylaşarak, Mueller’in yaptığı soruşturma ve topladığı delillerle Kongre’ye Trump’ı cezai olarak sorumlu tutmak için bir yol haritası çizdiğini ve bunu bizzat raporun bir bölümünde açıkça dile getirdiğini bildirdiler. 

“Kongre’nin, adaletin gerçekleşmesini engellemeye ilişkin yasaları Başkan’ın yetkilerini uygunsuz kullanımına karşı işletebileceği hükmü, hem anayasamızdaki güçler dengesi sistemiyle, hem de hiç kimsenin yasaların üzerinde olamayacağı ilkesiyle bağdaşmaktadır.”(“The conclusion that Congress may apply the obstruction laws to the President’s corrupt exercise of the powers of office accords with our constitutional system of checks and balances and the principle that no person is above the law.”) 

Bir hukuk profesörünün ifadesine göre, “eğer soruşturmaya konu olan Başkan Trump değil de vatandaş Trump olsaydı, şimdi bir değil bir kaç tane adaletin engelleme suçu iddianamesinden söz ediyor olacaktık”. 

Rapor iki bölüm halinde kaleme alınmış, daha uzun olan Rusya’yla seçim kampanyası sırasındaki temaslara ilişkin ilk bölümde, Trump’ın yakın çevresiyle kampanya yetkililerinin Rusya hükümeti veya Rus kaynaklarla ilişkileri, bilgi alışverişi ve Wikileaks ile olan ilişkileri irdeleniyor ve burada cezai bir suç oluşturacak herhangi bir unsura rastlanmadığı belirtiliyor. 

Ancak daha kısa olan ikinci bölümde, ABD Başkanı Trump’ın bu soruşturmayı baltalayarak adaletin yerine gelmesini engelleme niyet ve girişimlerini sıralayan 10 maddelik bir liste yer alıyor. 

Trump’ın kendisi hakkında yapılan soruşturmaları engellemek için attığı adımlar arasında başta Robert Mueller’in görevden alınmasını emretmek da var. Trump’ın bu emrini yerine getirmeyi reddeden Beyaz Saray hukuk başdanışmanı Don Mc Gahn bu anlaşmazlıktan sonra görevinden istifa etmişti. 

Demokrat Parti’nin kontrol ettiği ABD Temsilciler Meclisi, her şeyden önce William Barr’ın Mueller raporunu sansürleyerek açıklamasını eleştirdiler. Ancak Temsilciler Meclisi, ABD anayasasına göre sahip olduğu yetkiyle raporun sansürsüz kopyasını talep etme gücüne sahip ve Temsilciler Meclisi’nin hukuk komitesi başkanı Jerry Nadler’in, başkanı olduğu komiteden gerekli yetkiyi aldığı için bir iki gün içinde bu raporu Adalet Bakanlığı’ndan resmen istemesi bekleniyor. 

Ardından Barr, 2 Mayıs’ta Temsilciler Meclisi Hukuk Komitesi’nde sorgulanacak ve raporun hangi bölümlerini neden sansürlediği ve ayrıca raporu açıklamadan önce Trump ve avukatlarına nasıl bilgi verdiği sorulacak. 

Bu sorgulamanın oldukça gergin olması bekleniyor. 

Ancak daha önemlisi, Barr’dan sonra, Özel Savcı Mueller Temsilciler Meclisi’nin hukuk komitesine bizzat ifade verecek. İşte bu aşamada Kongre üyelerinin, Mueller’in soruşturmasını siyasileştirmemek amacıyla rapora sokmadığı önemli ayrıntıları öğrenme olanağı ortaya çıkmış olacak. 

Temsilciler Meclisi’nin Demokrat başkanı Nancy Pelosi zaten günlerdir William Barr’ın ABD halkının değil, Başkan Trump’ın haklarını savunan bir avukat gibi hareket ettiğini söylüyor. 

Kısacası, raporun açıklanmasıyla yeni bir sayfa açılmış durumda ve bu durum, özellikle Mueller soruşturmasının tersine kamuoyunun bilgisine açık bir süreç olarak işleyeceğinden çok daha büyük ilgi çekecek ve Trump’ın başını ağrıtacak. 

Raporda, çok ilginç bir bir tümce var: Aktarıldığına göre, Trump, FBI eski Başkanı James Comey’i görevden aldıktan sonra özel savcı Mueller’in soruşturmayı tamamlamak için atandığını duyunca şöyle demiş: “Aman Tanrım, Bu felaket, bu benim başkanlığımın sonu demek. Mahvoldum.” (Oh my God. This is terrible. This is the end of my presidency. I’m fucked.

Mueller soruşturması Trump’ın mahvını henüz getirmedi, ama Temsilciler Meclisi’nin bu sonucu yaratması güçlü bir olasılık.

Heyecanlı günler göreceğiz... 

Cengiz İzmirli (mahlas)