Trump'ın cezaevi korkusu

Trump'ın cezaevi korkusu

4 Mart 2019 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Trump cephesinde yeni bir şey yok, eğer bir değişiklikten söz edilecekse, söylenecek tek şey, haftalar öncesinden kaçınılmaz olduğunu belirttiğimiz çöküşün giderek hızlanmakta oluşu. Hem de bu artan çöküş hızıyla birlikte Trump’ın Beyaz Saray’dan ayrılır ayrılmaz parmaklıklar ardına düşme olasılığının yükselmekte olduğuna da dikkat çekmekte yarar var. 

ABD Başkanı’nın Veitnam’da Kuzey Kore lider Kim Jong Un’la yaptığı doruk toplantısının tam bir fiyaskoyla sonuçlanmasının ötesinde, ülkesine dönüşünde, Kuzey Kore’de gözaltındayken ölen bir ABD vatandaşının ailesinin şikayetlerini hiçe sayması, artık Trump’ın pusulasını iyice şaşırdığını ve önceliklerini doğru hesaplayamadığını iyice gözler önüne seriyor. 

Fakat dış politikayla ilgili bu çuvallama örneklerinden çok daha önemli olan, eski iş bitiricisi ve özel avukatıyken şimdi bir numaralı düşmanı haline gelmiş olan Michael Cohen’in bu hafta içinde ABD Kongre komitelerine verdiği ifadelerde açıkladığı Trump’ın kirli çamaşırlarına ilişkin bilgiler. 

İlginç bir şekilde, Trump’ın şu andaki en büyük baş belası olarak gördüğü, özel savcı Robert Müeller’in soruşturmasının odak noktası olan 2016 seçimlerindeki olası Trump-Rusya/Putin işbirliği konusu bir yana, Cohen’in verdiği ifadelerde Trump’ın işlediği ekonomik suçlar ön plana çıktı. 

Cohen, ABD Temsilciler Meclisi’yle Senato’nun istihbarat ve denetim komisyonlarının ikisi gizli, biri kamuya açık toplantılarında verdiği ifadelerde, Trump’ın vergi kaçakçılığı yapmış olabileceğini, vergi bildirimlerinde varlıklarının değerini düşük gösterdiğini, buna karşılık başta Deutsche Bank olmak üzere, kredi kuruluşlarıyla yaptığı işlemlerde varlıklarının değerini şişirdiğini ve vergi denetimlerinde yakalanacağı korkusuyla vergi bildirimlerini açıklamadığını söyledi. 

Washington’daki hukukçuların çoğunluğunun görüş birliği üzerine vardığı kanı şu: Bu iddiaların New York eyaleti savcılarınca soruşturulmaya başlanması Trump için hapishane kapılarının açılmaya başlanması anlamına gelebilir. 

ABD’de Adalet Bakanlığı’nın, Watergate skandalı üzerine Richard Nixon’un istifa etmek zorunda kalmasının ardından yayınlanan bir iç yönergeye göre, görevdeki bir ABD Başkanı hakkında, yüz kızartıcı olanlar da dahil, sıradan suçlara ilişkin iddianame düzenlenemiyor. Eğer anayasal suçlar söz konusuysa, o zaman ABD Başkanı’nı yargılamak yaşama organına, yani Kongre’ye düşüyor. Bu süreçte Temsilciler Meclisi bir anlamda savcı görevini görerek suç delillerini topluyor ve iddianameyi hazırlıyor, Senato ise yargıç/jüri görevini yerine getirerek suçlanan başkanın azledilip azledilmeyeceğine karar veriyor. 

Kongre’nin Trump’ı azletme konusunu gündeme alması için özel savcı Müeller’in 2017 Mayıs ayından beri yürüttüğü Rusya’yla seçim kampanyası işbirliği soruşturmasının tamamlanması bekleniyor. Müeller’in raporunu Mart ayı içinde Adalet Bakanlığı’na sunması bekleniyor. Daha sonra bu raporun ne kadarının kamuoyuyla paylaşılacağı kararını ABD Adalet Bakanı verecek. 

Trump’ın atadığı ve Senato’dan sadece bir iki hafta önce onay alarak göreve başlayan yeni Adalet Bakanı William Barr, bu konuda çok güven telkin etmiyor. Öyle ki Demokrat Partili üyelerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi, eğer Müeller’in raporu kamuoyuyla yeterince geniş biçimde paylaşılmazsa, anayasal yetkisini kullanıp raporun içeriğini halka açıklama vaadinde bulundu. 

Tabii bunların yanı sıra, Trump’ın başka başağrıları da var. Son olarak yine Temsilciler Meclisi, Beyaz Saray’dan resmen bilgi isteyerek, Başkan’ın yeni iş bitiricisi olan Yahudi damat Jared Kushner’in hangi güvenlik kriterlerine dayanılarak Beyaz Saray’a giriş yapabildiğini sordu. 

Daha önce yayınlanan haberlerde, Trump’ın eski özel kalem müdürü John Kelly ve Beyaz Saray baş hukuk danışmanı Donald McGahn’in, Kushner’in Beryaz Saray’a girişinin güvenlik açısından sakıncalı olduğunu ısrarla vurguladıkları, buna karşılık Trump’ın bu itirazları geçersiz kabul edip  damadına gerekli tüm izinleri çıkarttığı bildirilmişti. 

Trump’ın bunun gibi kırdığı bir çok ceviz mercek altına alınmaya devam edecek. Müeller’in raporunu sunmasından sonra, Trump-Rusya/Putin işbirliğine ilişkin yeni bilgilerin ortaya çıkıp çıkmayacağı bilinmiyor. 

Ama Trump ve yakın çevresi sundan emin olabilir: Şu ana kadar ortaya dökülenler, Temsilciler Meclisi’ndeki Demokrat çoğunluk tarafından öyle didik didik incelenecek ki, Trump eninde sonunda 2016 Başkanlık seçimini kazanmış olduğuna bin pişman hale gelecek. 

Bu satırların yazımının tamamlanmak üzere olduğu sırada Trump'ın yaptığı bir konuşma, adeta basına geleceklerin farkına varan suçlunun cürmünü inkar etmek için avazı çıktığınca bağırmasına benziyordu. 

2020 Başkanlık seçimleri için kendisini destekleyen grupların Maryland eyaletinde düzenlediği bir bağış kampanyası toplantısında iki saat süreyle podyumda kalan Trump, özel savcı Mueller'den Demokrat Parti önderlerine kadar herkese atıp tuttuktan sonra, ikinci başkanlık seçiminden birincisinden daha büyük bir zaferle çıkacağını ilan etti. 

Hep bilinir ya, mezarlığın yanından geçerken korkularını yenmek için yüksek sesle şarkı söyler bazıları, Trump'ın konuşması da ona benzedi aynı... 

Cengiz İzmirli (mahlas)