Trump korkusu

Trump korkusu

27 Ocak 2020 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Temsilciler Meclisi tarafından hazırlanan iddianameyle yargılanmasına Amerikan Senatosunda başlandı. 

Temsilciler Meclisinde ezici bir çoğunlukla kabul edilen iddianamenin birinci maddesi Trump’ı görevini kötüye kullanmakla, ikinci maddesi de, Temsilciler Meclisinin bu konuda soruşturma yapmasını engellemekle suçluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi Başkanı john Roberts’ın gözetimi altında başlayan yargılama sürecinde Senatonun 100 üyesi jüri olarak görev yapıyor. Ancak bu 100 üyenin 53’ü zaten Trump’ın Cumhuriyetçi Parti’sinden olduğundan ve başkanın görevinden alınabilmesi için en az 67 oy gerekli olduğundan, hiç kimse bu süreç sonunda Trump’ın görevden alınabileceğine inanmıyor. 

O zaman, zaten ciddi biçimde kamplara ayrılmış ve bu kamplar arasındaki husumetin neredeyse düşmanlık noktasına ulaşmış olduğu ABD’de, böyle bir yargılama süreci neden bu kadar yoğun biçimde kamuoyu gündemini meşgul ediyor? 

Çünkü bütün hesaplar dokuz ay sonra, Kasım 2020’de yapılacak başkanlık seçimleri  üzerine kuruluyor. 

Trump’ı gelecek seçimde alt etmeyi hedefleyen Demokratlar, yargılama sürecini ellerinden geldiğince uzatıp, Trump’ın kirli çamaşırlarıyla ilgili bilgilerin kamuoyunun belleğinde yer etmesini  sağlamaya çalışırken Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato bu süreci mümkün olduğunca kısa sürede noktalayıp “işimize bakalım” havasında. 

Bu nedenle, Senatoda yapılacak ve sadece  salt çoğunluk gerektiren bir oylamayla bu yargılamanın bu hafta içinde sonlandırılması işten bile değil. 

Burada bütün sorun Cumhuriyetçi Partili senatörlerin 2020 seçimleri öncesinde hangi kaygılarla oy kullanacaklarına ilişkin. 

Yapılan son kamuoyu yoklamalarına göre seçmen kitlesinin üçte ikisinden fazlası, Demokrat Parti’nin, Senato’nun Trump aleyhinde yeni tanıkları dinlemesi  gerektiği konusundaki  görüşünü destekliyor. Ki bu yeni tanıklar arasında bir tanesi, Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak işten attığı John Bolton, ABD Başkanı aleyhinde vereceği ifadeyle, bazı Senato üyelerinin oylarının yönünü değiştirme potansiyeline sahip görünüyor. 

Ancak, kasımda yapılacak Senato yenileme seçimlerinde yeniden aday olmayı düşünen Cumhuriyetçi senatörlerin önemli bir kısmı, Trump’tan resmen korktukları için, Demokratların suçlamalarına hak verseler bile onlara karşı oy kullanmak zorunda hissediyorlar. Bir başka deyişle, ya vicdanı sorumluluk ya da yeniden seçilme kaygısıyla oy verecekler ki profesyonel politikacılar açısından bu sorunun sorulması bile abesle iştigal denebilir. 

Çünkü Trump, daha önceki ara seçimlerden hatırlanacağı üzere, Cumhuriyetçi Partili bile olsa, kendisiyle ters düşen adayları yerden yere vurmaktan çekinmiyor. Yani Trump korkusu önemli bir etken. 

ABD Başkanı hafta içinde kabadayılık çıtasını bir az daha yükselterek Demokrat Parti’nin kendisi hakkındaki soruşturmasında lider konumunda olan Adam Schiff’i açıkça tehdit etti. 

Adam Schiff, daha önce California eyaletinde savcı iken Kongre’ye seçilmiş ve halen Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesinin başkanı olan bir hukukçu. Bu nedenle Trump hakkında hazırlanan iddianamede en önemli işlevi üstlenmiş  Kongre üyelerinden biri. 

Trump, bu hafta sonunda attığı ünlü tweetlerin birinde Schiff’in yaptıkları nedeniyle “bir bedel ödeyeceğini” ima etti. 

Görüldüğü kadarıyla, Senatodaki yargılamanın bitmesiyle Trump’ın sorunları ortadan kalkmış olmayacak. Çünkü  Trump aleyhinde halen sivil mahkemelerde devam eden hala çok sayıda dava var ve Temsilciler Meclisi ABD Başkanı’nın mali işlerinin soruşturulmasını 2020 seçimlerine kadar aralıksız sürdürecek.

Cengiz İzmirli (mahlas)