‘Tokat’ gibi film

‘Tokat’ gibi film

21 Temmuz 2019 Pazar  |   Günlük

Bebeğine bakamayacak kadar yoksul bir anne, peşindeki tehlikeli alacaklılar ve bütün bunların yaşandığı her şeyiyle zor bir şehir... 

“Ayka”nın konusunu böyle özetleyince çok ilgi çekici olmuyor, sıradan bir filme benziyor. 

Ama o anne genç bir yasa dışı Kırgız göçmen, yaşadığı kâbusa ev sahipliği yapan şehir Moskova olunca işler tamamen değişiyor. 

Rus yönetmen Sergey Dvortsevoy’un filmini seyretmek hiç de kolay değil, 100 dakika boyunca acıma, öfke, üzüntü, rahatsızlık, boğaz düğümlenmesi, hatta tokat yemişlik duygusu hep sizinle. 

Film, yeni doğan bebeğine bakamayacak kadar yoksul olan Ayka’nın (Samal Yeslyamova) hastaneden kaçarak en kötü kışlarından birini yaşayan Moskova’ya adımı atmasıyla başlıyor. 

“Ayka”nın asıl önemi, Rusya’yı yakından bilmeyenlerin hiç görmediği, hatta belki de duymadığı bir dünyanın kapısını aralaması. 

Elbette, küçük ve yoksul ülkelerden gelen göçmenlerin hayatı hiçbir yerde kolay değil ama söz konusu Rusya olunca durum daha vahim hale geliyor. 

Rus toplumunun derinlerinde kök salmış ırkçılık Moskova’da yasal ya da yasa dışı yaşayan bütün azınlıkları hedef alıyor, ister Kırgız, ister Tacik, ister Azeri, ister Ermeni, isterse de Çeçen olsun. Bu ırkçılık bazen fiziki saldırıyla, bazen yerin dibine sokan cümlelerle, bazen de aşağılayıcı bakışlarla ortaya çıkıyor.

İşte film, bir yandan parçası olmaya çalıştığı toplum tarafından aşağılanan yasa dışı bir göçmeninin hayatını ve ayakta durmaya çalıştığı insanlık dışı ortamı anlatıyor. 

Dvortsevoy, Moskova’daki ırkçılığı, göçmenlerin olağanüstü zor hayatını, polisin baskısını, rüşvet alışkanlığını ve şehrin dışarıdan gelenlere küstah bakışını çok başarılı bir şekilde filmleştirmiş. 

Filmi seyrederken “biraz abartmışlar mı acaba” diye düşünenler çıkarsa, bilsinler ki gördükleri gerçek hayatın ta kendisi. 

İlk kez 2018 Cannes Film Festivali'nde gösterilen film başroldeki Yeslyamova'ya En İyi Kadın Oyuncu Ödülünü getirmiş.