Tilki kümese girerse…

Tilki kümese girerse…

15 Mart 2019 Cuma  |   Köşe Yazıları

Fransız Haber Ajansı (AFP) geçmiş haberi: 

“Fransa’nın Brittany bölgesinde yer alan 'Le Gros Chene' adlı tarım lisesinin kümesine sinsice giren tilki, güneşin batmasıyla birlikte kümeste mahzur kaldı. Sabah tavukları kontrol etmek için kümese gelen lise öğrencileri tilkinin cansız bedeniyle karşılaştı.” 

Okul müdürü Pascal Daniel açıklamalarda bulunmuş: 

-Tilki kümesin ortasında cansız yatıyordu. Tavuklar birleşip korunma içgüdüsüyle tilkiye saldırmış, gagalayarak öldürmüşler. 

Tilkiyi tanımayan yoktur. Pek kurnazdır, sinsidir, cin gibidir. Kara kargayı aldatıp peyniri elinden aşıran yaratıktır. La Fontaine’ın öykülerine geçmiştir.  

Düşünmeden edemiyor insan...

Görülmemiş ender vakalardan biri değildir bu. Anadolu’nun dört bir köşesinde yaşanan vak’alardan biridir. 

Bir dostuma anlattım olayı: 

- Hımmm, dedi, tilki o denli aç kalmış ki, canı pahasına kümese dalmayı göze almış.

Ben tilkinin yaptığına böyle sağduyu ve hoşgörüyle bakamamıştım, kızmıştım. Oysa hayvan doğa yasalarına göre yaşam savaşı veriyordu.  

Dostumun yorumu bir gerçeği vurguluyordu: Aç kalan hayvan her şeyi göze alırdı. 

Peki ya insan?.. 

İnsan için aynı hoşgörüyü göstermek mümkün müdür? 

Aç da kalsa başkasının malına, canına  el uzatmaya hakkı yoktur. Tilki tilkiliğini, karga kargalığını, kurt kurtluğunu, çakal çakallığını yapar da insanın insanlığı el vermez böyle işlere. 

Ne var ki, çok karmaşık görünen ve tartışmaya açık bu gibi olaylarda toplumsal olguların nedenlerini kurcaladığımızda yalın gerçeğe rastlarız: 

Yeryüzünde bir toplumun geçim derdi, işsizlik gibi sorunları yoğunlaşırsa, adalete güven zayıflar, insanlar birbirine kuşku ile yaklaşırlarsa, toplum bölünür, sen-ben kavgası başlarsa orada tilkilik, sırtlanlık, gergedanlık yılanlık boy gösterir.  

Tilkinin başına gelen olaydan ders çıkarmalı…