Temiz futbol istiyoruz

Temiz futbol istiyoruz

2 Ekim 2019 Çarşamba  |   Mentor

3 Temmuz olduğunda Türkiye Ligi İspanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve Almanya'dan sonra 5 büyük ligin ardından umut vaad eden iki ligden biriydi. O günlerde İtalya ve Fransa'nın 5 büyük içindeki yerini Türkiye ve Rusya'nın alacağı öngörülüyordu. 

Ancak o gün pisliğe batmış UEFA'nın başında Fransız Platini ve İtalyan asıllı İnfantino vardı. Türkiye'de ise Fetö ve yerli işbirlikçileri. Fransa ve İtalya yükselirken Türkiye eşi benzeri görülmemiş UEFA ve Fetö komploları ile geriletildi. Rusya ise ezeli rakibi ABD'ye tosladı, futbol gibi bir kitlesel algı makinesi Rusya'nın eline geçemezdi, geçemedi zaten. 

3 Temmuz’dan sonra Türkiye Liginin içinde olduğu hali düşününce ne kaybettiğimizi daha iyi anlıyoruz. 3 Temmuz’un kanadı kırık takımı Fenerbahçe'nin UEFA yarı finali oynadığı Türkiye liginden şampiyonu averaj takımı olmuş Türkiye Ligine evrildik. 

Şimdi anlıyoruz ki, o günün TFF'si ile o günün UEFA'sı arasında sistematik işbirliği varmış aslında o gün Türk futbolu dizayn ediliyormuş. 

Geldiğimiz noktada sistemin artık temiz, sağlıklı işlediğine inanan yok. Sonuçların sahada alındığına inanan kalmadı. Tek derdimiz ve önceliğimiz kirlenmiş futbolun bir an önce temizlenmesi ve sonuçların sahada alındığı eski günlerine dönmesi. 

Dönmesine dönsün de Türk futboluna UEFA ile birlikte kurulan kumpas bitmiyor ki; önce Bipspor diye bir medya çetesi oluştu. Tamamı ama tamamı istisnasız 3 Temmuz tetikçilerinden oluşuyordu.  Sonradan anlaşıldı ki bu insanlar gazetecilik falan değil, bildiğin tetikçilik yapıyorlarmış. Elbette ortaya çıkan büyük tepkiler ve Turkcell'in adının lekelenmesi riski ömrünün kısa olmasını sağladı ama bir yılda yapacaklarını yaptılar.  

Geçen yıl ortalığı “winner takım” yalanıyla kasıp kavurdular. Serkan Çınar'lar, Bülent Yıldırımlar “winner” oldular. 

Tam bitti diyorduk ki, 3 Temmuz’un tam gaz devam ettiğini gördük. Aspor koordinatörü Serkan Korkmaz'ın TFF'de iletişimden sorumlu direktör yardımcısı olduğunu öğrendik. Arada TRT'den de geçmiş. Tesadüftür tabii! 

Düşünebiliyor musunuz; devletin kanalında dilini yuvarlayarak, sözcükleri yutarak bir yorumcu çakır keyif bir halde yorum yapıyor ve ertesi gün kapının önüne konulmuyor! Bu kişinin eğitimi, futbol bilgisi, görgüsü yetersiz olduğu gibi özel yaşamı da pek örnek alınacak gibi değil. 

Aspor'a ise diyecek yok, hepsi 3 Temmuz’un "yıldız" isimleri olan Kemal Belgin, Turgay Demir, Erman Toroğlu, Hıncal Uluç her saniye, her dakika tetikçilik yapıyorlar. 

Kurgu o kadar açık ki, TFF dışına çıkması yasak olan VAR kayıtları ortalıkta cirit atıyor. Zeki Uzundurukan Aspor ekranında gizli olması gereken VAR kayıtlarını ve gözlemci raporlarını açıklıyor. 

Çok açık organize ve sistemli; 3 Temmuz’dan TFF'ye, TFF'den Turkcell Bipspor'a, oradan TRT'ye TRT'den Aspor'a Serkan Korkmaz'dan Erman Toroğlu'na, Kemal Belgin'den Hıncal Uluç'a, Turgay Demir'den İbrahim Seten'e, Mehmet Ayan'dan Haluk Yürekli'ye hep aynı adamlar, hep aynı amaç. 8 yıldır aynı şekilde Fetö kumpasına destek olup Fenerbahçe'ye düşmanlık ediyorlar. Sorarlarsa tesadüf dersiniz. 

Bir de TFF var. Bu tetikçi ordusuna göre “Fenerasyon” ama MHK Başkanı sahibi Fetö’den aranan gazetenin Fetöcü Mehmet Baransu ile fotoğraf veren spor müdürüne Fenerbahçe hakkında yargısız infaz olduğu açıkça belli olan açıklama yapıyor. 

Hakan Şükür okyanus ötesinden bu zata destek veriyor ve hakemlere taç tiyatrosu oynatıyor, onu da beceremeyip sirke döndürüyorlar. MHK Başkanı “Fenerbahçe'nin talebi reddedilmezse istifa ederim” diyecek kadar kontrolü kaybediyor. Yukarıda sayılan medya teşkilatı her aşamada bu organize ve sistematik kurguya eşlik ediyor.  

MHK Başkanı’nın Fenerbahçe'ye karşı açık tavır aldığı bir ortamda MHK'nin namusuna teslim edilmiş VAR kayıtları ve gözlemci raporlarının bir medya organizasyonunun veya rakip takım yöneticilerinin elinde olması da bir şey ifade etmez. 

Futbolda Fetö de yok, derin devlet de yok, kirli organizasyonlar da yok, her şey normal. 

Yerse....