Taraftarlarına üçlü çektirmek

Taraftarlarına üçlü çektirmek

21 Mayıs 2020 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Olası olmadığını, Kıbrıs Türklerini kendilerine kurumsal olarak eşit görmediklerini ve görmeyeceklerini en iyi bilen Kıbrıs Elen siyasetçilerinin AB üyeliğine kabul edilmelerinden sonra temel stratejisini AB içinde iki Elen devleti (Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti) olarak güncelleyen Kıbrıs Elenleri ve Yunanistan, KKTC'yi (Kıbrıs Türklerini) bir anlamda sürünceme masasına dönüştürdükleri müzakere masasında tutarak, "Görüşmeler sürüyor" imajını AB ve BM nezdinde sürdürürken, gelip çattı korona ve iki devlet (KKTC ile KC) arasındaki sınır kapıları önce Anastasiadis tarafından tek taraflı bir kararla kapatıldı.

KKTC Cumhurbaşkanı’nın "Tek taraflı bu karar kabul edilemezdir" itirazlarına hiç kulak asmayan Anastasiadis, KKTC hükümetinin, Akıncı’nın itirazlarına rağmen Elen liderin kısıtlı geçişler için açık bıraktığı dört kapıyı da KKTC'nin egemenlik hakkını kullanarak kapatması karşısında şaşkınlığa düştü. Yine de, adanın tümü üzerinde AB'yi ve muktesabatını da yanına alarak adanın tümünde egemen olduğu ve kapıları açıp kapama yetkisine tek başına sahip olduğu iddiasını sürdürmeye de ne kadar istekli ve kararlı olduğunu, Akıncı’yı bu konuda dikkate almayacağını yeniden gösterirken ekim ayında yapılacak olan KKTC Cumhurbaşkanlığı seçiminde yeniden seçilmek için müzakere sürecinde bir ilerleme olduğu imajına oynayan Akıncı kapılar konusunu KKTC iç politikasına taşıdı. Bu bağlamda KKTC iç siyasetinde gerginlik sürüyor. 

Kapıların açılması, geçişlerin başlaması konusunda "TEK MUHATAP BENİM" dedi, bana göre KKTC Cumhurbaşkanı ve fakat Anastasiadis’e ve diğer tüm Elen parti başkanlarına göre "toplum lideri" olan Akıncı. 

Haklı mı?

İrdeleyelim. 

KKTC ile KC arasındaki kapıların açık tutulması ya da kapatılması konuları gönül arzu eder ki Akıncı’nın zannederek dediği gibi tarafların birbirlerini muhatap kabul ederek tartışmaları ve ortak kararları ile olsun.

Öyle midir peki?

Akıncı mart ayı başlarındaki bütün TV haberlerinin kayıtlarını incelerse görecektir ki en az beş demeci vardır "Kapıların tek taraflı kapatılmış olması kabul edilemezdir" dediği. 

Peki bu demeçler Anastasiadis tarafından dikkate alındı mı? Akıncı muhatap olarak kabul edildi mi? 

Tabii ki hayır.  

Kendisinin KC cumhurbaşkanı olduğuna yönelik öz saygısını ve öz güvenini bir an bile terk etmeyen Bay Anastasiadis, tıpkı kendinden önceki KC cumhurbaşkanları gibi, KC Cumhurbaşkanı olarak kapıları açmak veya kapamanın, geçişlere izin vermek ya da vermemenin devletinin egemenlik meselesi olduğunu ve devletin başı olarak da egemenliği herhangi biri ile tartışmasının lüzumsuz ve yakıcı bir hata olacağını düşünüp dillendirerek, Akıncı’yı bu konuda muhatap kabul etmediğini defalarca olduğu gibi yinelemiştir. 

Kendisini KKTC iç politikasının tribünlerine oynar vaziyette bulmaya son zamanlarda bir hayli meraklı olan Akıncı keşke, "Eğer beni muhatap almadan tek başına bir karar alıp da kendince uygun bir tarihte kapıları açtım, geçişlere izin veriyorum derse Girye Anastasiadis,  bilmelidir ki  KKTC Cumhurbaşkanı olarak ben onun keyfi kararına, hangi gerekçe ile isterse olsun tek başına aldığı kararı uygulamasına izni vermeyecek ve KKTC'nin uygun bulacağı bir tarihte ve şartlarda geçişlere izin vereceğim. Yine Bay Anastasiadis, bilmeli ve anlamalıdır ki, kendileri kabul etmese de,  KKTC sınırlarını ne zaman ve kimlere açacağı konusunda tek yetkili KKTC devletidir" diyebilse. 

Der mi?

Hiç sanmıyorum. Kafası seçimle, yeniden seçilmek hırsı ile karışmış olan Akıncı’nın artık müsamereyi bitirip müzakereci olduğunu içselleştirmesi gerekiyor. 

Taraftarlara tribünlerde iç politika tezahüratı ile üçlü çektirmeye hiç gerek yok.