Tablolara yansıyan salgınlar

Tablolara yansıyan salgınlar

21 Nisan 2020 Salı  |   Günlük

Farklı yüzyıllara ait eserler, sanat tarihine yansıyan salgınların dramatik yüzünü anlatıyor. Bu eserler, milyonların muzdarip olduğu ve büyük kayıpların verildiği salgınlara ayna tutuyor. Şaşırtıcı ama kaos bir şekilde ilham kaynağı olmayı başarıyor. 

Son Merasim 

Fransız şair ve tarihçi Gilles Li Muisis’in The Chronicles of Gilles Li Muisis serisine ait bu resim, Belçika’nın Fransız sınırına yakın şehri Tournai’nin tasviri. 14. yüzyılın ilk yarısını anlatan resim, kara ölüm yani vebanın şehri ele geçirdiği dönemden. Salgında hayatını kaybedenlerin gömülme merasimini yansıtan eser, Avrupa’da 1347-1350 yılları arasında etkili olan veba dalgasının mütevazi bir tasviri.

 

  
Yaşama Karşı Ölüm 

Orta Çağ geride kalmış olsa da, dünyada bazı ülkelerin hala savaş verdiği vebanın etkileri 16. yüzyılda da mevcuttu. Pieter Bruegel the Elder’ın 1562 yılında tamamladığı "Triumph of Death", salgının yıkımını ustalıkla anlatan eserlerden. Resimde ölülerin yaşayanlarla verdiği savaşa tanık oluyoruz. Ölüm tüm gücüyle, yaşayanların dünyasını fethederken, sadece insanları değil doğayı da hakimiyeti altına almış görünüyor. Kurak ve yaşam belirtisi göstermeyen alanda verilen savaşta, eserin adından da anlaşıldığı gibi yaşayanların sosyal statüsü fark etmeksizin kara ölüme mağlup geldiği açık. Madrid’de Museo del Prado’da bulunan eser, Avrupa nüfusunun yüzde 30’unun hayatını kaybettiği vebayı, sert bir üslupla yansıtıyor. 

 


İtalya’da Veba 

17. yüzyılda 1629–1631 yılları arasında İtalya’yı bir kez daha etkisi altına alan vebanın şehirde bıraktığı etkiyi tasvir eden anonim resim, Roma’da Museo Storico Nazionale Dell'Arte Sanitaria’da muhafaza ediliyor. Ülkenin kuzeyinde etkili olarak nüfusun yüzde 25’inin hayatını kaybetmesine neden olan salgın, resimde son derece dramatik bir sahneyle yüzyılın ruh halini aktarıyor. Avuçlarını gökyüzüne doğru açanlarsa, kurtuluş için dua ediyor.  (Manşetteki fotoğraf)

Bir Ülkenin Durumu, Bir Liderin Propagandası 

Antoine-Jean Gros imzası taşıyan Napolyon Bonaparte’ın başrolde olduğu ilk başyapıt kabul edilen bu eser, Fransa’nın Mısır işgali kapsamında 18. yüzyılın sonunda girdiği Suriye şehri Jaffa’yı etkisi altına alan vebayı konu alıyor. Topraklarını genişletmek üzere yapılan seferler dahilinde yolu Anadolu topraklarına düşen Napolyon’un veba hastalarına yaptığı ziyareti görüyoruz. Antoine-Jean Gros, bir hastaneye dönüşen camiye, askerleri ziyarete gelme hatta hastalardan birine dokunma cesaretini gösteren Napolyon Bonaparte'ı ulvi bir misyonda resmetmiş. Napolyon, eserde hastalıktan etkilenmeyecek, dokunarak iyileştirebilecek doğaüstü bir güce sahip adeta. Çok ünlenen bu esere, savaş alanındaki zorluklara, hastalıklara ve imkansızlıklara kahramanca göğüs geren bir lider olarak tasvir edilen Bonaparte’a yapılmış bir güzelleme de diyebiliriz. Gros’un 1804’te tamamladığı eseri, birkaç yıl sonra yine Napoleon'u odağına alan bir başka eser takip ediyor. 

 


İspanyol Gribi Serisi 

Norveçli ressam Edvard Munch’ın yanı sıra Gustav Klimt, Amadeo de Souza Cardoso ve Niko Pirosmani gibi sanatçıların da yakalandığı tarihin en ölümcül salgını İspanyol gribi gündemimizde bu kez. 1918 ile 1920 arasında etkili olan salgın sebebiyle yaklaşık 50 milyon insanın hayatını kaybettiği biliniyor. 1919’da hastalığa yakalandığında çizdiği otoportresi,  “Self-Portrait with the Spanish Flu”da dağınık yatağının yanında bir sandalyede oturuyor. Bitkinliğin ve yüksek ateşin vücutta etkisini temsil eden sarı ve turuncu tonlarının ağırlıklı olarak kullanıldığı eserde Munch, huzursuz ve donuk. Soluk benzi ve açık ağzı, kıyısından geçtiği ölüme gönderme yapıyor gibi. Sanatçı, hastalığı atlattıktan sonra ‘Self-Portrait after the Spanish Flu’, eseriyle, bir nevi hastalığa ait bir seri oluşturuyor.

 

 

(Lara Akyel, bonemagazine.com)