Tablo...

Tablo...

23 Temmuz 2020 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Dr. Ülkümen Rodoplu

Koronavirüs nedeniyle dün 19 kişi kaybettik. 

Sayı azaldı diye seviniyoruz. 

Bakan, “Bugün kaybettiklerimizin sayısı azaldı” diyor. 

Oysa, her bir can değerli değil mi? 

Yaşamını kaybedenlerin her gün sayıyla ifade edilmesi içimi acıtıyor. 

1970'li yılların sonlarıydı.  

1978, 1979 yılları. 

Askeri darbeye adım adım yaklaşan Türkiye’de her gün onlarca insan kurşunlanarak, dövülerek, bomba ile parçalanarak öldürüldü. 

Gazetelerde ölenlerin sayısı her gün bir tablo ile yayınlandı. 

Bugünlerde koronavirüs istatistiklerini gösteren tabloya benzer bir tablo. 

Ölenlerin ve yaralananların sayılarını içeren tablo. 

Sonra, şehit sayıları. 

Şehit haberleri. 

Şehit haberleri arttıkça yine tablo. 

Yine rakamlar, istatistikler. 

Şehit yoksa derin bir oh çektik. 

Bir de trafik kazaları. 

Günde ortalama 20 kişinin can verdiği, trafik kazaları. 

Ölümlü kaza sayıları, ölen ve yaralanan sayıları hiç azalmadı. Sürdü gitti. 

Öyle sıradan hale geldi ki artık günlük sayılar açıklanmaz oldu. 

Koronavirüs nedeniyle dün 19 kişi kaybettik. 

Kimdir? 

Neredendir? 

Evlatları var mı? 

Anne ve babası? 

Peki, geride kalanlar? 

Onlara kim bakacak? 

Yarım kalan işleri var mı? 

Borcu veya harcı? 

Düşünsenize; 19 kişi öldü diye seviniyoruz. 

Koronavirüs can almaya devam ediyor. Ancak, sayı azaldı. 

Tablo gerekli. Sayılar, rakamlar, istatistikler elbette gerekli. 

Ancak, şu da bir gerçek: Tek bir kişinin bile kaybedilmesi, tüm insanlığın kaybedilmesi demektir.  

Bir tek kişiyi  kurtarabilmek, tüm insanlığı kurtarmak demektir.