'Suriye kördüğümü'

'Suriye kördüğümü'

5 Şubat 2020 Çarşamba  |   Günlük

Rusya, Türkiye, İran ve Suriye üçgeninde yaşananları değerlendiren yazar Aydın Sezer, "Tansiyon düşmezse, Rusya ve Türkiye arasında daha ciddi problemler çıkabilir" dedi. Gazeteci Musa Özuğurlu ise "Türkiye'nin derdi silahlı gruplar değil kendi alanını korumak. Bunun sonucu olarak da karşılaşmalar oluyor. Türkiye hem İdlib'ten çıkmak istemiyor hem de orayı Suriye yönetimine karşı bir alan olarak görmek istiyor. Bu da Türkiye açısından bu şekilde sonuçların ortaya çıkmasına neden oluyor" diye konuştu.

Sezer'in değerlendirmesi şöyle:

“İdlib, eninde sonunda Suriye toprağı olduğu için bir şekilde temizlenecek. Bu durum sonsuza kadar devam etmeyecek.  Bizim temel endişelerimizden birisi de İdlib’de gözetleme kulelerini boşaltırsak, sıranın Afrin’e  ve Fırat Kalkanı bölgesine geleceği ve buralardan da çıkmamız istenecek. 

“Rusya 2018 Soçi Mutabakatı’ndan beri her defasında İdlib konusunu öncelikli olarak gündeme getiriyor. Biz buna rağmen, İdlib sorunu hep gündemdeyken,  bu süreçte ikili ilişklerimizi hep geliştirdik. S400, Akkuyu, TürkAkım, Libya’da işbirliği v.b. Kısaca, buna rağmen bizim Rusya ile geliştirdiğimiz için işbirliği sahaları, Rusya’ya İdlib sorununu hiç unutturmadı. 

Ben, Rusya’nın İdlib’le ilgili pozisyonu koruyup, Türkiye ile de ilişkilerini yürütmeyi deneyeceğini düşünüyorum. İkili ilişkileri daha da gerecek adım atmayacağını düşünüyorum. İdlib sorununu çözerken Türkiye’yi küstürmemeyi amaçlamadığını düşünüyorum. Ancak, burada zor olan Türkiye’nin ne kadar ileri gidebileceğini kestirmek zor. Zira, işin içerisinde iç politik kaygılar da var. Kelimenin tam anlamıyla Suriye, Türkiye açısından tam bir kördüğüm oldu. 

Bizim genel olarak Suriye politikamız sahadaki gelişmelere göre oluştu.  2011, 2012’de Esad’a karşı duruşumuz, Esad’ın görevi bırakması yönündeki beklentilerimiz sonra Salih Müslim’in Türkiye ziyaretleri ve Kürtlerden Esad’a karşı tavır almalarını istememiz,  daha sonra PKK-YPG tehditi, sonra ABD ile gerginlik sonra İdlib.  

Biz son on yılda süreklilik arz eden somut bir hedefi olan bir Suriye politikası belirleyemedik. Sahadaki gelişmelere göre strateji belirlemeye çalıştık ancak, bir sonraki gelişme bir önceki pozisyonumuzu değiştirmemizi gerektirdi.” 

Özuğurlu'nun değerlendirmesi de şöyle:

“Hükümet asker göndereyim ama kimse ölmesin istiyor. Öyle bir durum yok. Olası bir durumdu bu yaşananlar. Türkiye’nin artık oradan çıkması da kolay değil. Bir takım pazarlıklar sonucu ancak olabilir. 

Türkiye’nin politikaları bize şunu gösteriyor. Yapılan bir anlaşma var. M5 denilen bir yol var. Bu yolun Suriye yönetimine terk edilmesi gibi bazı maddeler var. Onların bir kısmı en başından beri anlaşmayı reddetmiş durumdalar. Türkiye’nin varmış olduğu anlaşmayı kabul etmeyen gruplara karşı Türkiye asker gönderiyor. Bu hatalı bir tutum. Bu bunun sonucu olarak karşılaşmalar oluyor. Asker ölümleri oluyor. Türkiye, ateşkesi ihlal etmekle suçluyor. 

Silahlı gruplar sadece Rusya’nın üstüne Suriye ordusunda da saldırıyorlar. Sahada olanları farklı bir şekilde yorumlama da söz konusu. Türkiye’nin derdi silahlı gruplar değil kendi alanını korumak. Bunun sonucu olarak da karşılaşmalar oluyor. 

Türkiye İdlib’den çıkarsa Afrin’den çıkmasını da isteyebilirler. Türkiye bunu düşünüyor. Suriye yönetimine karşı bir alan elinde bulundurmak istiyor. 

Türkiye hem İdlib’ten çıkmak istemiyor hem de orayı Suriye yönetimine karşı bir alan olarak görmek istiyor.  Bu da Türkiye açısından bu şekilde sonuçların ortaya çıkmasına neden oluyor."

(bianet.org)