'Süresiz men' tehlikesi

'Süresiz men' tehlikesi

10 Ağustos 2020 Pazartesi  |   Mentor

Mentor

Harcama limiti konusu gündemin en önemli maddesi: Şimdi gazeteci görünümlü tetikçiler Fenerbahçe'nin limitinin düşük çıkmasını kulübün mali durumunun kötü olması ile ilişkilendiriyorlar ki, büyük yalan. 

Fenerbahçe'nin harcama limitinin düşük çıkması zaten "harcama limiti düşük çıksın" diye tasarlanmış bir sistemden kaynaklanıyor. Ayrıca 3 büyük kulüp arasında en iyi mali durum Fenerbahçe'nin, onu da yazının ilerleyen bölümlerinde anlatacağım. 

Bütün hikâye kısa vadeli borçlanmanın harcama limitinden düşülmesi, onun dışında Fenerbahçe'nin sorunu yok. Bu da tamamen Bankalar Birliği anlaşmasını imzalamayan kulübü hedef alıyor. Borçların ödenmesi amacına yönelik değil çünkü herkes biliyor ki ödeme günü geldiğinde Bankalar Birliği anlaşmasını imzalayan kulüplerin bu borçları ödemesi imkansız yani TFF art niyetli. (Bankalar Biriliği anlaşması diye bir şey olmaz Bankalar Birliği bir meslek kuruluşudur ve bankalar üzerinde bir etkisi yoktur, onun adı Bankalar Konsorsiyomudur ama öyle yerleşti biz de öyle kullanıyoruz.) 

Türk takımlarının hepsi UEFA ile anlaşma imzaladı ve bu anlaşmaların hepsi harcama disiplinine yönelik. Galatasaray'ın ikinci anlaşması hariç hiçbirinde borçlanmaya ilişkin koşul yoktu. Galatasaray'ın o günkü yönetiminin de o maddeyi anlaşmaya bilerek koydurduğu, yönetim değişikliklerinde aşırı borçlanmaya engel olmak istedikleri söyleniyor. Doğru olabilir çünkü başka hiçbir UEFA anlaşmasında borçlanmaya ilişkin koşul yok ama TFF harcama limitinde var çünkü amaç harcama disiplini değil Fenerbahçe'yi köşeye sıkıştırmak. 

"Fenerbahçe'nin borcu çok" diye mali durumu en kötü kulüp ilan ediliyor ki, böyle bir finansal değerlendirme dünyanın hiçbir yerinde yok. Ayrıca "Fenerbahçe'nin borcu çok" tespiti de doğru değil çünkü Galatasaray ve Beşiktaş AŞ+dernek konsolide mali tablo yayınlamadı. Borç-alacak farkı gibi finans literatüründe yeri olmayan kavramlar kullanıyorlar. Ayrıca en önemli finans kuralıdır, bir kurum bilgi saklıyorsa gizlediği bir şey vardır ve o kurumun kredi değerliliği tartışmalı hale gelir. 

Şimdi rakamlara bakalım ( Rakamları UEFA Gelirler ve transfer gelirleri hariç yazıyorum çünkü bu rakamlar harcama limitine etkilemiyor. 

Önce gelir:

                    2019/9-2020/9

Fenerbahçe  502 456 

Galatasaray  425 497 

Beşiktaş        386 347 

Görüldüğü gibi Fenerbahçe gelir konusunda Beşiktaş'tan çok iyi, Galatasaray'a da yakın ayrıca. Fenerbahçe'nin 2019 yılında 182 milyon TL, 2020 yılında ise 101 milyon TL futbolcu satış geliri var. Yani gelir konusunda kimsenin gerisinde değil hatta iyi durumda. 

Şimdi giderlere bakalım:

                    2019/9-2020/9

Fenerbahçe  543 479 

Galatasaray  529 609 

Beşiktaş        488 446 

Harcama limitinin ruhuna uygun olarak en fazla gider tasarrufu yapan kulüp Fenerbahçe. 

Finansman giderlerine bakalım:

                    2019/9-2020/9 

Fenerbahçe  355 218 

Galatasaray  193 194 

Beşiktaş        317 222 

Finansman giderlerinde en büyük tasarrufu yapan da Fenerbahçe. Ayrıca Fenerbahçe kredilerini TL'ye döndüğü için önümüzdeki dönem finansman giderleri düşerken diğer kulüplerin finansman giderleri artacak. 

Peki borçlanmaya bakalım:

                    2019/9-2020/9 

Fenerbahçe  33  -53 

Galatasaray  61   441 

Beşiktaş       264  379 

3 büyük kulüp içinde borç ödeyebilen tek kulüp Fenerbahçe, diğerleri giderek artan ölçüde borçlanarak yaşıyorlar. 

UEFA FFP (mali kriterler) ve harcama limiti ruhuna uygun olarak Fenerbahçe giderlerini azaltmış, gelirlerini artırmış, borçlanmasını düşürmüş ama sen tam tersini yapan kulüplere daha fazla limit vermişsin. Ya sistemin yanlış ya da sen art niyetlisin ve Fenerbahçe'ye şantaj yapıyorsun. Yani harcama limiti Fenerbahçe'ye doğrultulmuş bir tabanca olmak dışında anlama sahip değil, kulüplerin harcama disiplinine katkı sağlamıyor, rakamlar ortada. 

Dahası var: FIFA Etik Koduna ve Bankalar Kanununa göre federasyon çalışanları ve bankacılar çıkar çatışması yaratan görevlerde görev yapamazlar ( Çıkar çatışması kısaca bireysel çıkarlarının görevini bağımsız olarak yapmaya engel olması demek. Bir hakimin kendi oğlunun hırsızlık davasına bakması gibi, hakimin bu durumda oğlunu koruyacağı tartışma götürmez) ama Kulüp Lisans Kurulunun 3 üyesi bankacı, Berin Mahmutoğlu Ziraat Bankası'nda, Hasan Tuncay Halk Bankası'nda, Savaş Çıtak Denizbank'ta çalışıyor. Hem Fenerbahçe'ye kredi veriyorlar hem TFF Başkanı Nihat Özdemir'in şirketlerine kredi veriyorlar hem de lisans kurulunda üyeler. 

Onları oraya getiren Nihat Özdemir'e vefa borçları var ama ayrıca onun şirketlerine kredi veriyorlar. Acaba kendilerini ona borçlu hissediyorlar mı? Hissediyorlar mı bilmem ama Bankalar Kanuna göre bu pozisyonda olamazlar, suç işliyorlar. Ya bankalarındaki pozisyonlarından istifa edecekler ya da TFF Lisans kurulundan, iki görevi birden yapamazlar. 

Bir de, devlet bankası olan Ziraat Bankası Fenerbahçe'ye kredi veriyor ve Başkan'ın açıkladığına göre Ziraat Bankası bugünkü ortamda her kredi verenin kabul edeceği (hem daha kârlı hem daha az riskli) borçları TL'ye çevirme talebini reddetmiş. Mantıklı değil, ayrıca bir kamu bankasını zarar uğratan bir karar.

Peki bir banka niye böyle bir şey yapar? Sık sık Fenerbahçe'ye hakaret eden iktidar partisine mensup siyasilerin baskısı olabilir mi? Var mı yok mu bilmem olabilir ama bu şartlarda Berrin Mahmutoğlu, Hasan Tuncay ve Savaş Çıtak  TFF Lisans kurulunda görev yapamaz. Suç işliyorlar. 

Bildiğiniz gibi Anayasa Mahkemesi, "TFF Tahkim kararlarına karşı ekonomik konularda başka merciye başvurulamaz" hükmünü anayasaya aykırı buldu ve bunun sadece sportif konular için geçerli olduğunu söyledi. 

Yani bu harcama limiti konusu önce Anayasa Mahkemesine bireysel şikayet hakkı yoluyla gidecek oradan sonuç alınamazsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gidecek. AİHM'in TFF kurullarının bağımsız olmadığına dair kararları biliniyor yani TFF yine ve yeniden Fenerbahçe'ye düşmanlık edelim derken Türk futbolunu yok oluşa götürüyor. Çünkü böyle bir rezalet AİHM'e gider ve aleyhte karar çıkarsa-ki önceki kararlardan çıkacağı açık-UEFA direnemez çünkü İsviçre AİHM kararlarına uymak zorunda; Türkiye Avrupa'dan süresiz men edilir.

Kısacası gözünüzü kan bürümüş Fenerbahçe'ye şantaj yapıyorsunuz yaptıklarınız baştan sona kanunsuz, Türk futbolunu uçuruma sürüklüyorsunuz.