Süper Lig AŞ. tuzağı

Süper Lig AŞ. tuzağı

20 Eylül 2015 Pazar  |   Mentor

Habertürk'teki bir haberde, Süper Lig AŞ'ye bağlı bir "varlık yapılandırma şirketi" kurulmasından söz ediliyor. İyiniyetli bir girişim gibi görünüyor ancak biraz altını kazıdığınızda aslında "futbolu" esir almanın 3 Temmuz 2011'den sonraki yeni versiyonunun sahne aldığını görüyoruz.

Elbette TFF bağımsız olsa ve kulüpler siyasetin oyuncağı olmasa, kararlar bağımsız veriliyor olsa bu çok iyiniyetli bir çaba, fakat böyle değil.
Ülkemizde kimin Milli Takım hocası olacağına bile karar veremeyecek kadar bağımlı ve aciz bir futbol yönetimininden bahsediyoruz. 

Bunun tek istisnası var; Fenerbahçe.

Her şekilde bağımsız kalmayı başarabiliyor ve bağımsız kalmaktan kaynaklanacak zorlukları göğüsleyip altından kalkacak taraftar bağlılığına sahip, bu özelliği ile de çok güçlü.

Bir örnek verelim; Türkiye'de kendi stadını yapmayı başarmış tek camia Fenerbahçe, Galatasaray denedi yapamadı, çözümü devlet kapısında buldular. Beşiktaş denedi, yapmayı başaramadıkları gibi Fenerbahçe gibi kendi başlarına stad yaptılar unvanını da hakedemediler çünkü onlar para bittikçe devlet kapısı aşındırıyorlar, arsa hibesi, devlet destekli sponsorlar, en son Spor Toto anlaşması yaptılar bitene kadar bakalım kaç tane daha devlet destekli para akışı olacak?.. Örnek net, sonuç açık, kendi evini yapma gücü olan tek kulüp Fenerbahçe, bu güç onu bağımsız ve hedef yapıyor.

Spor üzerinden, özellikle de futbol üzerinden toplumu kontrol etmek isteyen her siyasi akımın, partinin, görüşün doğal düşmanı oluyor, sportif açıdan ise zaten herkesin doğal düşmanı çünkü her yıl her kupanın doğal ve en güçlü adayı, her türlü sportif iddianın geçmesi gereken rakip.
3 Temmuz'da Fenerbahçe'yi tutsak etmek istediler, başaramadılar şimdi ise kendi kontrol ettikleri sistemin içine monte ederek ehlileştirmek istiyorlar.

Bütün nakit akışını ve sistemin gücünü kontrol eden merkezi bir yönetim, 2000'li yıllarda ve 3 Temmuz'da TFF zulmünü yaşayan Fenerbahçeli bunun ne anlama geldiğini biliyor. Bu sistem kurulursa eğer bu hali ile ilk eylemi Fenerbahçe düşmanlığı olacaktır. Fenerbahçe'nin yaratığı değeri Fenerbahçe'ye silah olarak doğrultacaktır yayıncı kuruluş bunun en önemli örneğidir. Fenerbahçe'nin kendi gelirinden vazgeçerek yarattığı pasta kulüpler ve yayıncı kuruluş açısından Fenerbahçe'ye doğrultulan silahların finansmanı haline geldi. Yayıncı kuruluş o kadar Fenerbahçe düşmanı ki naklen yayında Fenerbahçe Başkanı ile dalga geçebilecek kadar bunu saklama ihtiyacı görmüyor.

Bu nedenle Fenerbahçe, bağımsızlığını dizginlemeye çalışan bu tür her türlü girişimin dışında olmalı ve bağımsız kalmayı gündemin ilk ve en önemli maddesi  yapmalıdır.

Türk Futbolu çöküyormuş çok da umurumdaydı! 3 Temmuz'da hepsi bir araya gelip Fenerbahçe'yi UEFA'ya jurnalleyip hakaretler yağdırırken düşüneceklerdi.

Sistem batarsa Fenerbahçe de olmaz diyenler olacaktır ben de onlara hadi oradan diyorum.

Gerekirse Fenerbahçe Almanya Liginde oynar var olur batacak olan şey sizin kirli sisteminizdir.

Sizin yolunuz açık olsun, bir araya gelin yeni tezgahlar kurup siyaset kapısı bekleyin ama  biz Fenerbahçe'yiz, tek başımıza varolduk, sonsuza kadar da öyle kalacak, sizin gibi pranga TAKMAYACAĞIZ!