Sovyet rehberin gözüyle Türkiye

Sovyet rehberin gözüyle Türkiye

26 Eylül 2020 Cumartesi  |   MG Özel

Fuad Safarov, Moskova

Sovyetler Birliği'nin turizm organizasyonlarından sorumlu kuruluşu İnturist'te rehberlik yapan Tatyana Firsova, 1970'lı yıllarda ülkeye gelen yabancı turistlere olan yaklaşımlarını ve Türkiye'ye dair anılarını paylaştı. 

Emekli rehber-tercüman, Rusya'nın çok okunan gazetelerinden Moskovskiy Komsomolets'e, "Soğuk Savaş" yıllarında nasıl çalıştıklarını anlattı. Firsova, Sovyet gizli servisi KGB görevlilerinin gözetimi ve kontrolünde yabancı turistlere hizmet verdiklerini söyledi. İnturist'in İngiltere ve ABD masasında görev aldığını vurgulayan Firsova, "Turistler ülkemizden ayrıldıktan sonra KGB için rapor yazmak zorundaydık. Turistler ne hakkında konuştular, bize hangi soruları sordular, bütün bunları raporumuzda anlatmamız gerekiyordu" dedi.  

Yabancı turistlerin, Sovyetler Birliği'ndeki mağazalar önünde gördükleri uzun kuyruklara çok şaşırdıklarını belirten Firsova, tur programlarında yabancı turistlerin mutlaka görmesi gereken yerler arasında sosyalizmin başarılarını anlatan tesislerin bulunduğunu söyledi. Firsova, yabancı turist kafilelerinin "boş mağazalar" gibi "hoş olmayan" görüntülerle karşılaşmaması için son derece yoğun program hazırladıklarını ve bu tür yerlerden uzak durmalarını sağladıklarını anlattı.
 

Tatyana Firsova

 

Yabancı turistlerle şahsi ilişkiler kurulması ve ev telefon numarasıyla ev adresinin verilmesinin kesinlikle yasak olduğuna belirten emekli rehber, yabancı turist kafilelerinin saat başına 50 dolar ödediğini ancak bu paranın devlete gittiğini, kendi maaşının ise doğru dürüst bir elbise almaya yetmeyecek kadar düşük olduğunu söyledi. Firsova, "Yabancı turistlerin bize verdikleri hediyeleri de İnturist'e teslim etmek zorundaydık. Sadece hediye edilen külotlu çorapları vermezdik" dedi.

İnturist'in kendisine güven duymasıyla Türkiye ve İtalya gibi yurt dışı turlara göndermeye başladığını belirten Firsova, "Tura katılanların yanına sadece 35 dolar almasına izin veriliyordu" diye anlattı. 1970'lı yıllarda Türkiye'ye giden Sovyet kadın turistlere de tercümanlık yaptığını da söyleyen Firsova gözlemlerini şöyle aktardı:

"Özellikle Türkiye'deki satıcılar, halkımızın psikolojisini zaten iyi biliyordu. Grubumuzu görünce hemen 'Nataşa' diye bağırmaya başlıyordu. Sattıkları elbiseleri denememiz için bize uzatıyorlar, kadınlara dokunuyorlardı. Kadınlarımız da elbisenin fiyatını indirmek uğruna bunlara katlanıyordu. Gerçi herhalde daha iyi giyimli olduğum için bana pek dokunmuyor, Polonyalı ya da Alman olup olmadığımı soruyorlardı."