Sosyal medyanın şişirdiği egolar

Sosyal medyanın şişirdiği egolar

29 Ağustos 2020 Cumartesi  |   Mentor

Mentor

Ego kişinin kendi kimliğidir ve benliğidir yani egomuz olmazsa aslında biz de olmayız ancak egomuz şiştiğinde diğerlerinin farkında olmayız. İşte bu çok sorunlu bir durum. 

Fenerbahçe sosyal medyada insanlar üzerinde böyle bir etki bırakıyor çünkü ya çok seviliyor ya da çok nefret ediliyor.

Doğal olarak sosyal medyada Fenerbahçe sevgisi satmak çok çabuk karşılık buluyor. Tüm kurum ve kuruluşlar gibi, tüm varlıklar gibi Fenerbahçe de, yöneticileri de, taraftarları da kusursuz değil. Bunu göz ardı edip popülist bir çizgi benimserseniz kısa sürede takipçi sayınız artar. 

Bir kere bu çok istismar edilebilir bir şey, rakip takım taraftarları istismar edebilir, çıkarcı menfaat sağlama amaçlı illegal bahisçi üçkağıtçılar istismar edebilir. 

Ancak en ağır istismar Fenerbahçe’ye yönelik ilgiyi istismar edip kendini bir tür "sosyal medya lideri" falan gören insanlardan geliyor. Eğer gününüzün bir kısmını sosyal medyada  Fenerbahçe için harcarsanız biraz da popülizmle kısa sürede yüksek takipçi sayısına ulaşabilirsiniz.  

İşte burada işler biraz karışıyor çünkü insanoğlu doğası gereği bencil, binlerce etkileşim insanın egosunu şişiriyor ve bunun sonucunda bu insanlar Fenerbahçe üzerinde bir hak iddia etmeye başlıyor. Ondan sonra da kulübün her türlü politikası üzerine eleştiri üretmeye başlıyorlar, amaç yapıcı olmak da değil bir tür kendini önemli hissetme, belki çoğu iyi niyetli ama sonuç değişmiyor. 

Öyle ya da böyle, Fenerbahçe’yi kullanıyorlar ve bir tür sosyal medya mastürbasyonu, ego tatmini ortaya çıkıyor. 

Oysa ilginin asıl sahibi Fenerbahçe, biz değiliz; ayrıca Fenerbahçe’ye hizmet karşılıksız, bu hizmetin karşılığında beklentiye girmek çok çirkin. 

Bunun Fenerbahçe için çok ağır sonuçları oluyor, çoğu zaman sosyal medyada gerçeğin ve doğrunun ötesinde yanlış ve yaralayıcı fikirler yükseliyor, HAK ve Ozan örneklerinde gördüğümüz gibi.

Maalesef böyle hesap çok var, çoğu da 3 Temmuz'daki aşırı dayanışma döneminin ürünleri. 

Bu hesapların şunu anlaması lazım: Fenerbahçe üzerinde hakkınız yok, onun adına söz söylemeye yetkili değilsiniz, bu yetki bir bütün olarak taraftara ait. 

Elbette bu ortamın oluşmasında Fenerbahçe taraftarının da suçu büyük: Her Fenerbahçe diyeni değerli sanıyorlar oysa çoğu bu ilgiyi sömürüyor. Fenerbahçe diğerlerinden farklı olarak bir sosyal bilinci, ahlakı, erdemi savunuyor, her saçmalayanın peşine takılamayız, sorumluluğumuz var. 

Kısacası, sevginizin Fenerbahçe’ye zarar vermesine yol açmayalım aksine bunun bir silah olduğunu ve doğru yönetilirse Fenerbahçe çıkarlarını savunmak için değerli araç olduğunu bilelim. 

Yani sürü olmayalım, bilinçli Fenerbahçe taraftarı olalım ve kendimizi kullandırmayalım, önce kendi fikrimiz olsun, fikrimizi başkalarının oluşturmasına izin vermeyelim...