Sosyal medya klişeleri

Sosyal medya klişeleri

8 Şubat 2019 Cuma  |   Köşe Yazıları

Üç büyüklerin herhangi biri ile ilgilenmiyorsanız, bunların biri ile ilgili bir hesabınız yoksa bu yazıyı okumanıza da gerek yok. Üç büyükler derken, yanlış anlaşılmasın sosyal medyanın üç büyüğünden bahsediyorum. Facebook-Instagram-Twitter 

Daha önce de yazıp çizmişimdir, ben sosyal medya ve interneti keskin bir bıçağa benzetiyorum. Nasıl ve hangi amaçla kullandığınıza bağlı. Ekmek kesip meyve de doğrayabilirsiniz, adam da öldürebilirsiniz...

İnternetin en büyük ve önemli özelliği; sizi bilgiye, habere ve olaylara en kısa yoldan, en hızlı  ve ilk elden ulaştırabilir olması. Ayrıca günümüz teknolojisi ile üç büyükler başta olmak üzere tüm sosyal medya araçlarını kullananların kendileri haberci durumunda.  

O açıdan nerede ne olmuş bitmiş, anında görme, öğrenme şansınız var. Kimse gazetelerden ya da akşam haberlerinden gündemi takip etmez oldu. Haksız da değiller yani... Artık gündemi ve gelişmeleri en hızlı takip etmenin yolu sosyal medya ve internet medyasından geçiyor. 

Ama her türlü dezenformasyon, bilgi kirliliği, yalan haber, manipülasyon da burada... Doğru sandığınız birçok şeyin 3-5 like/RT/Fav uğruna yalan yanlış paylaşıldığına, daha da kötüsü milyonlarca insanın bunlara inanıp, araştırmadan kaynak incelemeden, gördüklerini aynen paylaştığına tanık olursunuz. 

Ayrıca farklı görüş ve düşünceye sahip, farklı etnik kimlikte ve farklı inançta olanların arenasıdır sosyal medya... Her türlü kavga, dövüş, tartışma en ucuzundan, en aşağılık ve en sığ şekilde burada yapılır. Küfür, hakaret, aşağılama, alay etme, linç ve her türlü seviyesizlik burada sıkça görülür ve olağandır. Dedik ya bıçağı hangi amaçla kullanacağınıza bağlı... Üstelik açık kimlik belirtmenize de gerek yok. 

Hadi gelin şimdi biraz üç büyüklerde her gün rastladığımız klişelerden örnekler verelim. 

Burada güzel sözler, şiirler, mesajı olan anlamlı görsel paylaşmak adettendir. Baksanız herkes Mevlana uzmanıdır, Can Yücel'in tüm şiirleri ezbere bilinir ama O'na ait olmayan birçok şiir onunmuş gibi paylaşılır. Cemal Süreya'nın  kim olduğunu bilmeyenler, burada başınıza Cemal Süreya uzmanı kesilirler  

Mustafa Kemal Atatürk  ile yapılan tüm paylaşımları herkes beğenmek ve paylaşmak zorundadır. Çünkü konu Atatürk olunca mutlaka en çok beğeniyi O almalıdır ama kimse sormaz "neden basit ve ucuz düşüncelerine bu büyük insanı alet ediyorsun" diye.. 

Bazı yararlı bilgiler sadece paylaşılmakla kabul olmaz, mutlaka duvarına yapıştırmak gerekir. Hangi sosyal medya aracını kullanırsanız kullanın pazartesileri hiç sevilmez ve sendromunu yaşamak gerekir. Cuma ise her platformda hayırlı gündür ve bununla ilgili mübarek paylaşımlar zorunludur. 

Doğum günü kutlamaları, nişan-düğün-sünnet duyuruları, hastalık, ameliyat, ölüm v.b. gibi özel durumlar için burası en uygun yerdir. 

Yeni evli gelinler hünerlerini burada sergiler, kocişleri ile geçirdikleri mutlu anları, düşman çatlatırcasına körün gözüne burada sokarlar. Sanırsınız ki bunları yapmazlarsa nikahları düşer, kocişler terkeder, gider. 

Pespembe bir dünyada herkes musmutlu yaşar buralarda... Herkes çevrecidir, doğayı ve çevreyi korur. Herkes hayvanseverdir, hayvanlar için elinden geleni yapar. Herkes iyiliksever, dürüst, namuslu ve anlayışlıdır. Tüm doğa ve toplumsal olaylara karşı duyarlılık birinci vazife olarak görülür. 

Eski sevgililer bir şekilde hep burada karşınıza çıkarlar, dolayısıyla onlara gereken cevaplar verilir, ne kadar öküz ve anlayışsız olduğuna dair vurgular ve laf sokmalar burada yapılır. Ne kaçırdığı üzerine söylemler ve yakın çevreden gelen destekler paylaşılır. 

Unutmadan yazayım, her ortamda ve her duruma uygun selfie çekmek ve paylaşmak olmazsa olmazlardandır. Hele havaalanından konum atmak, yurt dışına gidiliyorsa mutlaka pasaport ve bilet fotosu, uçak/uçak kanadı, pamuk gibi bembeyaz bulut fotoları paylaşmak bunların başında yer alır. 

Yaz kış fark etmez gidilen yerler, tatil fotoğrafları ve yenilip içilenleri göstermek de  sosyal medyada olmanın en temel unsurlarındandır. "Bakın ben geziyorum, tatildeyim, keyfim yerinde, ne kadar mutluyum, siz çalışın ameleler, ezikler..." demenin bir başka yoludur. 

Perşembeleri tbt/TBT "Throw Back Thursday" yaparak nostaljik davranmak, her şeye duyar kasmak, ona buna atar yapmak, kahve/kitap/battaniye üçlemesine methiyeler düzmek, kedili köpekli fotolar paylaşmak da temel ritüellerdendir. 

Haa bir de "hayaller hayatlar" var. Hayal edilenlerin ve gerçekte olanların komik betimlemelerini çarpıcı görsellerle anlatmak.  

Bir de "X favınızı alırım" var.  Yaşanan bir olayı ya da durumu anlatıp karşılığında takipçilerinin favlamalarını isteyerek destek bekleme durumu. Bazen dua yerine geçer, bazen hayırlı işler, bazen de şans dileme... 

Sebastian ile göndermeler yapmak belki biraz eskilerde kaldı ama zaman zaman rastlarsanız "kim bu Sebastian?" diye sormayın... 

Babamı şu öldürdü, bu öldürdü diyen Ahmet Özal fotoları ile balkondan bayrak asan amca görüntüleri eskilerde kalsa da bazen karşınıza çıkar. Bir de üç büyük takımın formalarını yan yana koyup, hangisi diye soranlarla, hangi ilden/ilçeden buradasınız deyip karşı cinse açıktan yürüyenler var tabii... 

Neyse uzatmayalım; 

Haydi Sebastian, vakit tamam; 

Akşam diyordun işte oldu akşam. 

Kur bakalım çilingir soframızı; 

Benden şimdilik bu kadar, hadi kalın sağlıcakla... Abbas değil miydi o, Sebastian da kim?