Sonun başlangıcı

Sonun başlangıcı

11 Ağustos 2020 Salı  |   Köşe Yazıları

Cenk Başlamış

Belarus'ta pazar günü yapılan başkanlık seçimlerini altıncı kez kazanan Aleksandr Lukaşenko'yu bundan sonra zor günler bekliyor.

1994 yılından bu yana ülkeyi aralıksız ve rakipsiz yöneten Lukaşenko, iktidar süresince ilk kez bu seçimde muhalefetle karşılaştı. Üstelik, muhalefetin önde gelen isimlerine adaylık şansı tanınmamasına rağmen, hiç umulmadık bir kişi, öğretmen Svetlana Tihanovskaya birdenbire iktidar karşıtlarının umuduna dönüştü.

Resmi sonuçlara bakılırsa, Lukaşenko oyların yüzde 80'ini, Tihanovskaya ise yüzde 10'unu aldı. Söz konusu "yüzde 80" ilginç bir rakam çünkü Belarus lideri bundan önceki seçimleri de aşağı yukarı benzer oy oranlarıyla kazandı.

Muhalefetin oylamaya hile karıştırıldığı iddiası büyük olasılıkla doğru görünüyor. Ancak, Tihanovskaya'nın gerçekten Lukaşenko'yu geride bırakacak kadar çok oy alıp almadığı şimdilik soru işareti.

Gerçek şu ki, muhalefet seçimi "resmen" kazanmayı başarsaydı bile ordu, gizli servis ve polis güçleri emrinde olan Lukaşenko iktidarı vermeye yine de yanaşmayacak ve sonuna kadar direnecekti.

Belarus'taki olayların bundan sonra nasıl evrileceğini tahmin etmek güç olsa da muhalefet şimdilik iddiasından vazgeçecek görünmüyor. Bu da, önümüzdeki dönemde ülkede gergin hatta çatışmalı bir sürecin başlayabileceği anlamına geliyor. Toplumsal hareketlerin nasıl evrileceği konusunda kesin konuşmaktan kaçınmak ve temkinli olmak gerekiyor. Gürcistan, Kırgızistan, Ukrayna ve Ermenistan gibi eski Sovyet cumhuriyetlerinde devrilmez sanılan liderlerin hiç beklenmedik anlarda iktidardan düştüğünü unutmamak gerekiyor.

Belarus muhalefetinin yukarıdaki örneklerin izinden giderek başarıya ulaşma şansı bugünkü koşullarda zor görünüyor. Ancak bu tespit Lukaşenko'nun bundan sonra eskiden olduğu gibi "dikensiz bir gül bahçesi"nde yaşamaya devam edebileceği anlamına da gelmiyor..

Belki de, büyük oy farkıyla kazandığı açıklanan seçim Lukaşenko için "sonun başlangıcı" olacak.

Muhalefet lideri Tihanovskaya'nın dediği gibi, bu seçimin asıl önemli sonucu halkın siyasete ilgisizliği bir kenara bırakarak-onun deyimiyle-"uyanması" ve Lukaşenko'nun bile yenilebileceğine ilk kez inanması oldu.