Sokağa çıkma yasağı öncesi ve sonrası

Sokağa çıkma yasağı öncesi ve sonrası

14 Nisan 2020 Salı  |   Köşe Yazıları

Cuma akşamından bu yana sadece 3-4 gün geçmiş. Sıradan bir Kuzey Avrupa ülkesinde olsak bu sürede gündeme dair çok şeyin değişmediğini görürdük. Bizde ise bu kadar kısa süreye sığan olaylara baktığımız zaman inanılmaz bir yoğunluk ve sürekli değişen bir gündem görüyoruz. 

Öncelikle dönelim cuma gününe, akşama kadar hayat olağan akışında devam ediyordu. Akşam Sağlık Bakanı'nın artık klasik hale gelen virüse dair açıklamalarını izleyip bu konuda ülkemizdeki gelişmeleri değerlendiriyorduk. Millet evine çekilmiş, evde oturacaklar kendine göre hafta sonu evde yapacaklarını planlıyor, çalışanlar ise günün yorgunluğunu atmaya çalışıyordu. Ne olduysa sokağa çıkma yasağının duyulmasından sonra oldu. 

Hafta sonu 2 gün boyunca sokağa çıkma yasağının uygulanacağının duyulmasından sonra ortalık birden hareketlendi. Sokağa dökülenler, ihtiyacı olsun olmasın ne bulduysa almaya çalışanlar, kapanmış iken tekrar açılan dükkanlar, hazırlıksız yakalananlar hoş olmayan görüntülere neden oldular. Ne sosyal mesafe kaldı ne maske kullanımı, hatta değişik nedenlerden tekme tokat kavga edenler bile oldu. Görüntüler, şimdiye kadar virüsle yapılan tüm mücadeleyi boşa çıkarır nitelikteydi. Bunun sonuçları ancak 14 gün sonra görebileceğiz. 

Neyse uzatmayalım cumartesi günü gayet sakin başlayan hafta sonunda pazar akşamı gündem hızla hareketlendi ve değişmeye başladı. Önce Bocelli konserine odaklananlar kısa süre sonra İçişleri Bakanı Soylu'nun istifası ile farklı bir konuya geçiş yaptılar.  

Birden her şey değişti, sosyal medyada bakanın istifasının bir oyun, daha doğrusu danışıklı dövüş olduğunu söyleyenler, bakanı destekleyip istifa etmesin diye organize olanlar hatta intihara kalkışanlar bile oldu.  

Gündem bu kadar diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bir haber kanalında konuyu tartışan yorumculardan birinin yellenme haberi gündemi yine değiştirdi. Düşünün şimdi, 2 saat önce Bocelli konserini konuşanlar, 2 saat sonra kim yellendi tahminlerinde bulunuyordu.  

Bu arada Süleyman Soylu'nun neden istifa ettiği, yerine kimin gelebileceği, Soylu'nun ayağını kimin kaydırdığı konuları sosyal medyada tartışılırken gözler Pelikancılara döndü. Yani sizin anlayacağınız ortalık tam anlamıyla toz duman olmuşken Cumhurbaşkanı'nın Soylu'nun istifasını kabul etmediği haberi gündeme bomba gibi düştü. Bu sefer de Süleyman Soylu'nun AKP içindeki gücü ve geleceği tartışıldı. 

Bütün bu yoğun pazar akşamı gündemi sonrası geldik pazartesiye yani bu hafta başına. Sokağa çıkma yasağının bitmesiyle işine gücüne gidenler bir yana, evde kalanların çoğunun sanki her şey bitmiş gibi sokaklara döküldüğünü gördük. Anladığım kadarıyla yasak sonrası bizim milletin virüse bakışı değişmiş. Şöyle ki; "Hafta sonu evde oturduk artık bu iş  tamamdır, maske takarsak normal hayata dönebiliriz" anlayışı yerleşmiş gibi... 

Sanki hafta sonu evde oturmakla tüm sorunları çözmüşüz gibi sokaklardaki insan yoğunluğunun inanılmaz artışını sanırım sizler de bulunduğunuz yerde gözlemlemişsinizdir. İnsan ve araç trafiğindeki bu artışın nedenleri konusunda söyleyeceğim tek şey, herhalde bizim insanlarımız 2 gün evde oturmaktan çok sıkıldı. Daha doğrusu bu süreçten çok sıkıldı.  

Pazartesi akşamı Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, önümüzdeki hafta sonunda da sokağa çıkma yasağının uygulanacağını açıkladı. En azından 4-5 gün önceden yapılan bu duyuru ile ihtiyacı olanlar hafta içinde pazar, market ve dükkanlara yığılmadan alışverişlerini tamamlama olanağı elde etti. 

Sonuç olarak, gündemi bizim kadar hızla değişen başka bir ülke var mı bilmiyorum. Bir olayı sindirmeden başka bir olay hızla gündeme düşüyor ve değiştiriyor. Beni en çok rahatsız eden konu ise, sokağa çıkma yasağı öncesi kısmen de olsa evlerine kapanan çoğunluğun bu hafta başından itibaren sanki bunu unutarak  hiçbir şey olmamış gibi davranması. 

Ayrıca havaların düzelmesi ile insanları evde tutmak biraz zorlaşacak gibi görünüyor. 

Bakalım önümüzdeki günler neler getirecek?  

Esen kalın...