Soçi’de 3’lü zirve

Soçi’de 3’lü zirve

13 Şubat 2019 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Rusya, Türkiye ve İran liderlerinin perşembe günü Karadeniz kıyısındaki Soçi’de yapacağı üçlü zirvede İdlib’deki son durumla Fırat’ın doğusundaki gelişmelerin gündemin en ön sırasındaki maddeler olması bekleniyor. 

Üç ülkenin liderleri, Vladimir Putin, Recep Tayyip Erdoğan ve Hasan Ruhani arasındaki zirveyle ilgili olarak Kremlin’den yapılan kısa açıklamada, Astana sürecinin garantörü olan Rusya, Türkiye ve İran’ın Suriye’de durumun normalleştirilmesi için bundan sonra atılacak adımları ele alacakları bildirildi. Açıklamaya göre, dördüncü kez bir araya gelen liderler arasında ikili görüşmeler de yapılacak. 

ABD’nin çekilme kararı ilgili bütün ülkeler için soru işaretleri ve belirsiz bir süreç başlatmış durumda. Türkiye boşluk oluşacak bölgede YPG’den gelebilecek saldırılara karşı bir güvenlik kuşağı oluşturulmasından yana. Rusya ise, Amerikan askerlerinin çekileceği yerlere Suriye ordu birliklerinin yerleştirilmesi gerektiğini düşünüyor. Son yapılan Rus-Türk zirvesinde Putin sürpriz bir çıkışla, 1998 yılında Türkiye ile Suriye arasında imzalanan Adana Mutabakatı’nı işaret etmiş ve güvenli bölge yerine tarafları aralarındaki sorunları doğrudan konuşmaya çağırmıştı. 

Perşembe günkü zirveyle ilgili olarak Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin’in Rus medyasına yaptığı açıklamalar gündemdeki sorunlara Moskova’nın bakışını göstermesi açısından önem taşıyor. Verşinin öncelikle üç ülkenin amacının- eğer gerçekleşirse- ABD’nin çekilmesinin Suriye’da kaos ve istikrarsızlığa yol açmasını engellemek olduğunu söyledi. 

Rus diplomat, Türkiye’nin önceliği olan güvenli bölge konusunda ise, “Bunun tek çözüm yolu olduğunu düşünmüyoruz. Asıl önemli olan ilgili bütün tarafların güvenlik konusundaki kaygılarının dikkate alınması. Bunun nasıl sağlanacağı başka bir mesele. Ama Suriye topraklarının bir bölümünün bile iktidar yanlısı olmayan güçlerin kontrolüne geçmesini hiçbir zaman kabul etmeyiz”dedi. Rus Kommersant gazetesi bu sözleri, “Moskova, Suriye’nin toprak bütünlüğünü kabul etmesi koşuluyla Türkiye ile uzlaşı aramaya hazır” diye yorumladı. 

Zirvede ele alınmasına kesin gözüyle bakılan konulardan biri de, binlerce silahlı militanın sığındığı son bölge olan İdlib’deki durum. Türkiye ile Rusya eylül ayında bir mutabakat imzalamıştı ama bu konuda fazla somut adım atılamadı. Oysa, güvenli bölge kurulması nasıl Ankara açısından öncelikliyse, İdlib’in bir an önce Suriye hükümet birliklerinin denetimine geçmesi de Moskova açısından o kadar öncelikle ve acil. 

Kısacası Suriye’deki öncelikler sıralaması Türkiye ve Rusya için farklı görünüyor. 

Buna rağmen Moskova’nın Ankara’dan gelen taleplere son derece dikkatli yaklaştığı da bir gerçek. Örneğin, ABD askerlerinin tersine Rusya Suriye’deki Türk askeri varlığını ”işgalci güç” olarak tanımlamaktan kaçınıyor. Bakan Yardımcısı Verşinin, Rusya’nın bu konudaki pozisyonunu açıklarken, “Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyduğu ve tek amacının teröristlerle mücadele etmek olduğu varsayımından hareket ediyoruz” dedi ama aynı zamanda, ”Suriye’de hiç kimse terörle mücadele sınırını aşmamalı” sözleriyle uyarıda da bulundu. 

Özetle, farklı görüşler ve öncelikler bulunsa da üç ülkenin Suriye’deki iş birliği-koşulların dayatması nedeniyle-bir süre daha devam edeceğe benziyor.