Soçi-Adana hattı

Soçi-Adana hattı

14 Şubat 2019 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Rusya, Türkiye ve İran liderlerini buluşturan Soçi zirvesine ABD’nin Suriye’den çekilme kararı, Türkiye’nin oluşturulması için ısrar ettiği güvenli bölge ve İdlib’deki son durum damgasını vurdu. 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani önce ikili görüşmeler yaptı, ardından bir saat 10 dakika süreyle heyetlerin de katılımıyla üçlü formatta görüştü. 

Zirve öncesi beklentilere uygun olarak taraflar kendileri açısından öncelik taşıyan konuları öne çıkardı. Üç liderin tartışmasız görüş birliği içinde bulunduğu konu ise, ABD’nin Suriye’den çekilme kararına kuşkuyla yaklaşılması oldu. 

ABD’nin kararını açıklamasından sonra Türkiye için en öncelikli konu, YPG’den gelebilecek saldırılara karşı bir güvenli bölge oluşturulmasıydı. Erdoğan bu konuda, “"PYD/YPG Münbiç ve Fırat'ın doğusundan temizlenmeden Suriye'nin bütünlüğü sağlanamaz" sözleriyle Ankara’nın ısrarının sürdüğünü gösterdi. Erdoğan, “Bizim bütün derdimiz Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır. Münbiç’in bir an önce terör örgütlerinden boşaltılmasıdır. Suriye halkına buraların teslim edilmesidir” diye devam etti. Erdoğan ayrıca, “Suriye’de krizinde çözüm umutları hiç bu kadar filizlenmişti. Denizi geçtik derede boğulamayız. 1998 Adana Mutabakatı çerçevesinde geleceğimizi planlıyoruz" diye konuştu. 

Putin’in buna yanıtı ise, “Türkiye’nin sınır güvenliğini anlayışla karşılıyoruz. Er geç Suriye’nin toprak bütünlüğü sağlanmalıdır. Terör tehdidi ortadan kalktıkça Suriye toprak bütünlüğüne kavuşmalıdır” oldu. 

Bu açıklamalardan “güvenli bölge” konusunda tarafların henüz net bir anlayış birliği içinde olmadığı anlaşılıyor. 

Türkiye için nasıl “güvenli bölge” en acil konuysa, Rusya açısından da son terör gruplarının toplandığı İdlib’deki sorunun bir an önce çözüme kavuşturulması öncelik taşıyor., 

Putin bu konuda, “İdlib bölgesinde teröristlerin varlığına tahammül gösteremeyiz. Buradaki terör yuvasının yok edilmesine ilişkin adımları değerlendirmemizi öneriyorum" dedi. Ruhani de benzer şekilde, “İdlib’de ön görülen mekanizma şu ana kadar etkili olmadı. Irak’ın doğusu ve İdlib’in temizlenip Suriye hükümetine verilmeli gerekiyor” diye konuştu. İdlib’deki teröristlerin temizlenmesi için operasyon yapmak isteyen Rusya, Türkiye’nin çekinceleri üzerine 17 Eylül’de bir mutabakat imzalamıştı. Bu mutabakat uyarınca İdlib’de çatışmasızlık bölgeleri oluşturulması ve ağır silahların çekilmesi gerekiyordu ancak bu plan bir türlü işlemedi. Rusya’nın sürekli olarak bu konuyu gündeme getirmesi Türkiye’ye baskı yapma çabası niteliğini taşıyor. Ortak basın toplantısında Putin de, Ruhani de, İdib’deki çatışmasızlık bölgelerinin nihai statü olmayacağına vurgu yaptı. 

Basın toplantısında Erdoğan’ın “Cenevre’ye alternatif olma derdinde değiliz” demesi de dikkat çeken bir açıklama oldu. Rusya ve İran, Suriye sorununun çözümünün Astana süreci içinde aranmasından yana. Bu konuda şimdiye kadar benzer bir tutum içinde olan Erdoğan’ın bu kez imalı şekilde ABD’nin öncülüğündeki Cenevre’ye atıfta bulunması dikkat çekti. 

Özetle, Soçi zirvesinde taraflar bilinen tutumlarını yineledi ve sansasyonel nitelik taşıyan bir sonuç çıkmadı. Ancak Erdoğan’ın “Geleceğimizi 1998 Adana Mutabakatı çerçevesinde planlıyoruz” açıklaması son derece önemli. Geçen ay yapılan Rus-Türk zirvesinde Putin tarafından hatırlatılan Adana Mutabakatı, Suriye ile Türkiye’nin PKK’ya karşı ortak mücadelesini öngörüyordu. Putin böylece hem Türkiye’nin “güvenli bölge” ısrarına karşı bu mutabakatı hatırlatmış hem de Ankara’ya sorunlarını Şam yönetimiyle çözme imasında bulunmuştu. 

Sonuç olarak yaklaşan yerel seçimler öncesi Erdoğan’ı zor duruma bırakmak istemedikleri anlaşılan Putin’le Ruhani, İdlib konusunu gündemde tutmakla birlikte aşırı ısrardan kaçındı. “Güvenli bölge” ve Fırat’ın doğusuna operasyon gibi Türk taleplerine iki lider de henüz yeşil ışık yakmamakla birlikte-belki de sınırlı bir operasyona- kapıyı tam olarak kapatmadı.