Siz mutlu musunuz?

Siz mutlu musunuz?

22 Nisan 2019 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

31 Mart seçimleri aynı zamanda beklenmedik şekilde Türk medyası açısından bir kırılma yaşanmasını sağladı. 

Seçim sonuçları hemen hemen bütün köşe başlarını tutmuş iktidar yanlısı medyayı hem şaşırttı hem de kendilerini sorgulamalarına yol açtı, en azından bir bölümünün. 

Çok seyredilen televizyon kanallarının ve “büyük” olarak nitelenen gazetelerin tek bir ses halinde iktidara destek verdiği düşünüldüğünde sonuç ilk bakışta gerçekten de şaşırtıcıydı. 

Ama zaten sorun hepsinin “tek ses” olmasında yatıyor. 

Bir medya kuruluşu elbette istediği partiyi ya da ideolojiyi destekleyebilir, bu doğrultuda yayın yapabilir.  

Bunda bir gariplik yok. 

Garip ve kabul edilmez olan aynı partiyi destekleyen medya kuruluşlarının tek bir tornadan çıkmışçasına aynı manşetleri atmaları, gazetecilikten çok propaganda makinelerine dönüşmesi ve karşı görüşte olan herkesi mantık, hak ve ahlak sınırlarını zorlayarak kötü göstermesi. 

Bakın, Türkiye yazarı Süleyman Özışık geçen hafta ne yazdı: 

“… Acı ama gerçek olan şu ki bugün bizim mahallenin medyasının bir Sözcü kadar Cumhuriyet kadar etki gücü yok! Bizim hiçbir yazarımızın Yılmaz Özdil kadar, Uğur Dündar kadar, Bekir Coşkun veya Emin Çölaşan kadar itibarı yok!” 

Ne kadar doğru! 

Doğru çünkü “itibar” reytingle, tirajla, köşe başlarını tutmakla kazanılmıyor. 

Kazanılsaydı, her gün ekranlarda, gazete köşelerinde gördüğümüz “gazeteci”lerin şu anda toplumda en itibarlı kişiler olması gerekirdi. 

Her konuda basmakalıp cümleler kuran, hiçbir konuda derinlemesine bilgisi olmayan, gazeteciden çok basın sözcüsü gibi konuşanların toplumu etkilemesi, ikna etmesi, ciddiye alınması zor. 

Oysa, Özışık’ın saydığı isimlerin hiçbiri “ana akım medya”da yer almıyor. 

Almıyor ama söylediklerine, yazdıklarına kulak veriliyor, önemseniyor. 

Yani, “Yaşasın…” ya da “Kahrolsun…” diye slogan atmakla, birilerini övüp birilerini yerin dibine sokmakla gazeteci olunmuyor. 

Yine aynı gazetenin yazarı Cem Küçük geçen hafta Özışık’ı tamamlayan şu satırları kaleme aldı: 

“... Muhafazakâr halkımız, bizim taraf köşe yazarlarının bazılarının aşırı seviyede haksız saçma tavırlarını gördükçe yine AK Parti’den soğuyor. O sebeple hep birlikte bir süre yazı yazmayı bırakalım. Zaten yazılsa da okuyan yok. “ 

Tespit doğru da, bir şey değişir mi orası kuşkulu. 

Güneş pazar günü PKK saldırıları için “Mutlu musun Ekrem” manşetini atmıştı. 

Bu manşetten saatler sonra CKP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu şehit cenazesinde saldırıya uğradı. 

O zaman şimdi de biz soruyoruz: 

“Siz mutlu musunuz?” 

İlgili yazıların linkleri:

http://medyagunlugu.com/haber/gunesten-mutlu-musun-ekrem-manseti-45081

http://medyagunlugu.com/haber/yazsak-da-okuyan-yok-45076

Etiketler:  Medya Eleştiri