Siyasi mi ekonomik mi?

Siyasi mi ekonomik mi?

2 Haziran 2020 Salı  |   Günlük

Türkiye Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (EPDK) mart ayına ilişkin yayınladığı resmi istatistiklere göre, Azerbaycan’ın Türkiye’ye yaptığı doğal gaz ihracatı miktarı Rusya’yı geçti ve Azerbaycan mart ayı itibarıyla boru hattı üzerinden Türkiye’ye en fazla gaz sevkıyatı yapan ülke oldu. Onu İran ve ardından da Rusya izliyor. 

Uzmanlar ise, enerji ilişkilerindeki bu değişimin ve Rusya'nın pazar payının bir ay içerisinde 389,7 milyon metreküp gaz satışı ile geçtiğimiz yılın aynı dönemindeki yüzde 33’lük paydan yüzde 9,9'a gerilemesinin, bunun karşılığında Azerbaycan’ın yüzde 23,5 pay almasının siyasi bir izdüşümü olup olmayacağı konusunda bölünmüş durumdalar.

Rusya ve enerji uzmanı Aydın Sezer, küresel dengeleri olduğu gibi Türkiye iç piyasasını da etkileyen pandemi koşulları ve öncesinde Türkiye’de yaşanan ekonomik durgunluk çerçevesinde düşen talebin enerji fiyatlarına da yansıdığını, ancak bunun Rusya-Türkiye gaz ilişkilerinde kalıcı bir kırılma anlamı taşımadığını düşünüyor. 

Zira, Türkiye'de mart ayında doğal gaz tüketimi bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 10 oranında azaldı. 

euronews Türkçe’ye konuşan Sezer, “Rusya’dan aldığımız doğal gazın formülü, geçmişe yönelik petrol fiyatları ortalaması üzerinden hesaplanıyor. Dolayısıyla bugünkü doğal gazın fiyatı, geçmişteki dokuz aylık petrol fiyatlarına endeksli. Dokuz ay sonra Türkiye’nin Rusya’dan aldığı doğal gazın fiyatında düşüş yaşanacak. Bu bir denge politikası” diyor. 

Sezer, söz konusu dönemde Azerbaycan’dan daha fazla doğal gaz alınmasının Türkiye-Rusya arasındaki anlaşma yükümlülüklerini değiştirmediğini ve anlaşma hükümleri gereğince Türkiye’nin satın almadığı halde sözleşmede yer alan yıllık alım taahhüdünün yüzde 75’ni asgari alım taahhüdü olarak ödemesi gerekeceğini özellikle vurguluyor.

“Enerji güvenliği açısından Rusya’dan alınan garanti bir gaz. LNG ise geçici bir fırsat. Bizim Ruslardan 4 milyar metreküpü Türk Akımı, 16 milyarı da Mavi Akım’dan olmak üzere yıllık 20 milyar metreküp gaz alım taahhüdümüz var. Alımı düşürsek bile Rusya açısından fark etmiyor, çünkü bedelini ödemek zorundayız” diyen Sezer, 15 yıllık bir sözleşmeye dayanan Şah Deniz-2 sahasından gelen gazın kağıt üzerinde ve Türkiye sınırındayken daha ucuz olduğunu, ancak Eskişehir’e 79 dolar, Trakya’ya ise 103 dolar taşıma bedelleri eklendiğinde Rus gazından daha pahalıya geldiğini belirtiyor. 

Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) tarafından Türkiye’ye doğal gaz ithalatı, iki farklı yoldan gerçekleşiyor. Rusya, İran ve Azerbaycan ile olan boru hatları üzerinden uzun dönemli sözleşmeler çerçevesinde, Cezayir ve Nijerya’dan ise uzun vadeli kontratlarla sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) olarak satın alınan doğal gazın yanı sıra, başta ABD ve Katar olmak üzere spot olarak- dönemsel kontratlar yapılmaksızın- LNG ithal ediliyor. 

Türkiye'ye LNG satan ülkeler arasında Katar yüzde 20, Cezayir yüzde 13,5, ABD yüzde 9,4 paya sahip. BOTAŞ’ın, 2020 yılının ilk dört ayında ithal ettiği LNG kargoları içinde ABD’nin payı yüzde 40’a dek yükseldi.

The Bosphorus Energy Club Başkanı ve eski diplomat Mehmet Öğütçü de doğal gaz alım tercihlerinin Ruslardan bir uzaklaşma olduğunu düşünmüyor. 

euronews Türkçe’ye konuşan Öğütçü, “Türkiye uygun fiyat neredeyse ona yöneliyor. Amaç, tek bir kaynağa yüzde otuzdan fazla bağlanmamak. Öte yandan, Amerikalılar da Türkiye’deki LNG pazarına son dönemde çok güçlü girdiler, Avrupa’da Amerikan LNG’sini en çok alan ikinci ülke Türkiye. Bu sene doğal gaz ihtiyacının üçte biri LNG’den gelecek” diyor. 

Doğal gazın sözleşmelere bağlı bir konu olduğunu, anlaşmaların önümüzdeki yıllarda sırasıyla yenileneceğini ve doğal gazın Türkiye’de kullanım sahalarının giderek azaldığını kaydeden Öğütçü, bunda yenilenebilir enerji ve yerli linyit kömürün kullanımının etkili olduğunu belirtiyor. 

“Avrupa’da da Rus doğal gazının payı yüzde 40’a yakın. Biz de tek bir kaynağa olan bağımlılığı, gaz ikmal güvenliği açısından yüzde 30’lar düzeyine çekmeye çalışıyoruz” diyor ve ekliyor: “İstenirse Azerbaycan’dan gelecek gaz artırılabilir, Azerbaycan’da harekete geçirilebilecek sahalar var halen.” 

Öte yandan, Öğütçü, bu yılın ocak ayında Türk ve Rus devlet başkanlarının katılımıyla başlatılan Türk Akımı’nın, Mavi Akım ile birlikte Rus gazının Türk piyasasında kalıcılığını sağladığını, ancak bir yandan da Rusya ile yeni fiyat ve sözleşme müzakeresinde elimizi güçlendirdiğini düşünüyor.

Bununla birlikte, Birleşmiş Milletler Avrupa Gaz Uzmanları Grubu Ekonomik Komisyonu (United Nations Economic Commission for Europe Group of Experts on Gas) üyesi ve Atlantik Konseyi kıdemli araştırmacısı enerji güvenliği uzmanı John Roberts’e göre, buradaki temel mesele Türkiye’nin Rusya, Azerbaycan, İran ve diğer birçok LNG tedarikçisini rekabetçi bir pozisyona çekmek ve bu önemli pazarda fiyat rekabetinde bulunmalarını sağlamak. 

Ancak, Roberts Rusya’dan yapılan alımlardaki düşüşün ardında siyasi boyutun da bir nebze etkili olabileceği kanısında: 

“Rus ve Azeri gazı için sözleşmeler önümüzdeki dönemde yenileneceği için, Türkiye’nin Suriye ve Libya’daki çatışmalar sebebiyle Rusya ile gerilen bağların ve Azerbaycan ile geleneksel dostane ilişkilerin önümüzdeki dönemde sözleşme tercihlerine yansıyabileceğini düşünüyorum. Rusya’nın Türk pazarındaki payına dair siyasi hesaplar da devreye girebilir.”

(Menekşe Okyay, tr.euronews.com)