Siyasetçilere naçizane tavsiyeler

Siyasetçilere naçizane tavsiyeler

20 Kasım 2020 Cuma  |   Köşe Yazıları

Samih Güven

1.Edebiyatta yazarların boğuştuğu önemli zorluklardan biri içtenliktir. Anlatımın zorlamalardan, yapmacıklıktan uzak olması gerekir. Yazar etkili bir dil kullanmalıdır. Okuyucuyla duygusal bağ kurulamazsa başarı şansı düşüktür. Kanımca bu husus siyasetçiler için de geçerlidir. Yani halkla bağ kurumayan siyasilerin başarı şansı azdır. 

2.Politikacıların da tıpkı yazarlar gibi klişelerden kaçınmaları önemlidir. Böyle sözlerden, cümlelerden sakınılmalıdır. Örneğin, büyük davamız, vahşi kapitalizm, sömürü düzeni, emekçi kardeşlerimiz gibi mesaj niteliği taşıyan kavramlar çoğu zaman sırıtır. Bu kavramlar bu dünyanın içinden gelen ve hayatı mücadele ile geçmiş olanlar için daha anlamlıdır. 

3.Yazar nasıl kahramanın elbiselerini giyiniyorsa siyasetçilerin de kendini işsiz güçsüz insanların, hakkı yenmişlerin, imkan bulamamışların, senin şartlarında dünyaya gelmemişlerin yerine koyması gerekir. Siyasetçilerin kendilerini toplumsal kesimleri temsil etmek için zorlamaları yerine doğrudan o kesimlerden insanların siyasete girmesi daha mantıklıdır.  

4.Edebiyatta bir de “anlatmayın gösterin kuralı” vardır. Yani sen ne kadar anlatsan da, reform, ıslahat ya da biz gelince her şey düzelecek desen de halk seni yaptıklarınla yargılar.  

5.Sürekli aynı şeyleri söyleyenler, “Twitter'dan yüzer gezer takipçilerin “like”ları ile coşanlar samimiyet sorunu yaşarlar. Atatürk’ün Çanakkale’de hayatını kaybeden Anzak askerleri için yazdıklarına bakın, samimiyetin, duygunun ve asaletin ne olduğunu anlarsınız. 

6.Sabah dükkan açar gibi partiye giden, günü boş işler ve dedikodu ile geçiren, sonra da bugün hangi “twit”i atsak diye düşünenler samimi olamazlar. 

7.Daha önce oy bile vermedikleri partilerde bir koltuğa geçince lider övgülerine, parti jargonuna uygun sözler sarf etmeye, bir takım kesimlere mesaj vermeye çalışanlar kolayca anlaşılır. 

8.Sadece kendi seçmenlerine mesaj veren, kutuplaştıran, fay hatlarında dolaşan siyasetçiler siyaseten bunu yaptıkları için, başkalarını anlamaya çalışmadıkları için, kardeşliğe, insana, fırsat eşitliğine ve demokrasiye inanmadıkları için samimi olamaz, memlekete de yarar sağlayamazlar. 

9.Oturulan koltuklara ulaşmanın meşru bir hikayesi olması gerekir. Birileri sayesinde, maddi güç sayesinde, aile sayesinde yada atanarak gelindiyse samimiyeti ortaya koymak da zorlaşır. Bu işin gönül işi olduğunu, kendin için yola çıkmadığını, insanların hayatını değiştirmek için mücadele edileceğini asla unutmamak önemlidir. Servete servet katma ya da kariyerde bir aşama yeri değildir siyaset. 

10.Gelindiği gibi gidileceği unutulmamalıdır. Hele makamlarını başkalarına borçlu olanlar gitmeyi hazmetmesini bilmeli. Ayrıca yukardan aşağıları göremezsen indiğinde de seni görmezler. 

11.Tutarlı olmak için kişileri, tarikatları, cemaatleri, mafya yapılanmalarını gözetmeden her zaman ilkeler doğrultusunda hareket edilmelidir. 

12.Bizde siyasetçi hep konuşan, ahkam kesen kişi gibidir ama dinleyebilmek, empati yapabilmek de önemlidir. Atatürk’ün o köylü adama nasıl kulak verdiği unutulmamalıdır. 

13.Harbi olmak, doğal olmak, açık olmak, hata yapıldığında bunu kabul etmek yararlı olacaktır. Biraz öfke de iyi olabilir. Ama dozunu kaçırıp etrafınıza, ülkeye zarar vermekten sakının. 

14.Kimi parti vardır, liderine koltuk sağlayan tabela partisi gibidir, kimi iktidar gücüne dayanır, sonra sönüp gider, kimi düşünce kuruluşu gibi, kimi de devlet dairesi gibidir. Başarılı partiler, sahaya inen, halkla duygusal bağ kuran, demokrasiyi savunurken kendi içinde de demokrasiyi yaşatan ve inandırıcı olan partilerdir. 

15.İyi bir siyasetçi olarak bilinen Lincoln mütevazı, ılımlı ve barışçıl biri olarak tanımlanır. Şöyle demiştir: Siyasetim yaşlı bir kadının dansına benzer, kısa ve basit. 

16.Lincoln, ömrü vefa etmese de ikinci başkanlık döneminin açılışında yaptığı konuşmada ilkesinin şu olacağını söylemiştir: Hiç kimseye kötülük, herkese iyilik…

Yazının orijinalini ve diğer yazıları okumak için tıklayın